Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, ortak çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacının da çocuğun bakım ve eğitim masraflarına katılma yükümlülüğü, önceki iştirak nafakası davasında verilen kararın kesinleştiği tarih ile eldeki artırım davasının açıldığı tarih arasında kısa bir zaman oluşu gözetildiğinde takdir edilen nafaka miktarı çoktur. O halde, mahkemece; TMK'nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine uygun, taraflar arasındaki dengeyi koruyacak miktarda iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken; yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu konu bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Önceki dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında 4 yıldan fazla süre geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, çocukların yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır. Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları gözetildiğinde; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı az olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır. O halde, mahkemece yapılacak iş; müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek, TMK'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır....
Mahkemece; hükmedilen nafaka miktarında indirim artırım yapılabilmesi için, hüküm tarihinden sonra tarafların ekonomik durumlarında değişiklik olması gerektiğini, davacının kendi beyanlarından da anlaşılacağı kararın kesinleştiği tarih üzerinden henüz üç ay sonra açılan davada davacının ekonomik durumunda herhangi bir değişiklik olmadığını, bu nedenle asıl dava ve birleşen dava dosyası yönünden davacının davasının reddine karar verilmiş, hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.01.2015 tarih ve 2014/14409 E. - 2015/1399 K. sayılı kararı ile mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş ve karar 18.03.2015 tarihinde kesinleşmiştir....
Temyize konu uyuşmazlık; mahkemece takdir edilen aylık 300 TL nafakanın, davacının ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek miktarda olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. Kural olarak; anne babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür. (TMK m. 328/...) Diğer taraftan; herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. (TMK m.364) Eğitimine devam eden reşit birey, kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise anne babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir. Bu bağlamda belirlenecek nafakanın; davacının geçinmesi için yeterli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olması gerekir....
Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için yeterli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde Medeni Kanun'un 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir. Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden tarafların baba kız olukları, davacının açık lisede öğrenci olduğu, çalışmadığı ve geliri olmadığı, annesinin yanında ikamet ettiği; davalının ise kargo şirketinde çalıştığı, aylık asgari ücret seviyesinde geliri bulunduğu, ailesine ait evde ikamet ettiği anlaşılmaktadır. Davacının dosya kapsamında yer alan tedavi evrakları ve tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere kurdeşen hastası olup tedavisinin devam ettiği, hastalığı nedeniyle lise üçüncü sınıfta okulu bırakmak durumunda kaldığı ve açık liseye devam ettiği sabittir....
Aile Mahkemesinin 2017/215 Esas sayılı dosyasında davalı kadın yararına aylık 600,00 TL önlem nafakasına hükmedildiğini, nafakaya her yıl ÜFE oranında artırım kararı verildiğini, aktüel nafakanın 1.040,00 TL olduğunu, erkeğin iş yerini kapattığını sadece emekli maaşı olduğunu, bu nedenle hükmedilen tedbir nafakasının kaldırılmasını ya da aylık 500,00 TL'ye indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II....
Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Önceki dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında 1 yıldan fazla süre geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, çocukların yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır. Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları gözetildiğinde; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı az olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır. O halde, mahkemece yapılacak iş; müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek, TMK'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır....
Sınıfta okumakta olduğunu ifade ederek, Gülay için hükmedilen yoksulluk nafakasının 500,00 TL'ye çıkarılmasını, Ayşegül için ise 600,00 TL yardım nafakasına hükmedilmesini ve nafakalarda her yıl Şubat ayında Üfe oranında artırım yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davanın reddini talep etmiştir. Yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulüne, davacı Ayşegül için aylık 100,00 TL olarak ödenen nafakanın 150,00 TL daha artırılarak dava tarihinden itibaren mükerrer ödemeye yer vermemek üzere toplam 250,00 TL'ye çıkarılmasına, davacı Gülay için aylık 75,00 TL olarak ödenen yoksulluk nafakasının 75,00 TL daha artırılarak aylık 150,00 TL 'ye çıkarılmasına, nafakaların talep gibi her yıl Şubat ayında Üfe oranında artırılmasına karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Anılan kararın taraflarca temyizi üzerine Dairemizin 06.11.2018 tarihli ve 2016/25325 esas, 2018/12525 karar sayılı ilamı ile boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin davalı-karşı davacı kadına göre ağır kusurlu olduğu, kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddinin doğru olmadığı, ortak çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakasının miktarının az olduğu, davalı-karşı davacı kadının iştirak nafakasına her yıl (ÜFE oranında) artırım uygulanması talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, hüküm diğer yönlerden onanmıştır. Bu karara karşı davacı- karşı davalı erkek karar düzeltme talebinde bulunmuş, karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir....
Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, davacı kadın için hükmedilen en son yoksulluk nafakası miktarına, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki olumsuz değişiklikler ve ÜFE artış oranları dikkate alındığında davacı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarının fazla olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece; önceki nafaka takdirinde taraflar arasında oluşan dengeyi koruyucu, ÜFE artış oranı da dikkate alınarak hakkaniyete uygun oranda artırım kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde hükme bağlanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiş, bu husus bozmayı gerekmiştir....


