Aile Mahkemesinin 2004/256 Esas ve 2005/445 Karar sayılı ilamı ile boşandıkları, davalı lehine 250,00 TL yoksulluk nafakası bağlandığı, son nafaka artırım davası olan Balıkesir 1. Aile Mahkemesinin 2010/9 Esas ve 2005/554 Karar sayılı ilamı ile yoksulluk nafakasının 300 TL’ye çıkarılmasına karar verildiği ve kararın 20.10.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davalı kadın nafaka artırım davasından sonra özel bir hastanede asgari ücretle çalışmaya ve kendisine ait evde ikamet etmeye başlamıştır. Asgari ücretin yoksulluğu ortadan kaldırmadığı, bu durumun sadece nafaka miktarının tayininde nazara alınacağı hususu gözetilmeksizin davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir....
Söz konusu hüküm gereğince, nafaka miktarının yeniden belirlenmesi için aradan uzunca bir zamanın geçmesi gerekli olmayıp, tarafların gelirlerinde veya küçüklerin ihtiyaçlarında artış olması halinde her zaman artırım istemi ile dava açılabilir. Somut olayda; önceki nafaka takdiri ile bu dava arasındaki geçen süre içerisinde paranın satın alma gücünün nispi de olsa azaldığı bir gerçektir. O halde, mahkemece küçük çocuğun yaşı ve eğitim düzeyine uygun ihtiyaç durumu da gözetilerek nafakanın en azından ÜFEndeksindeki artış oranında yükseltilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Dava; iştirak nafakası artırım istemine ilişkindir. Somut olayda; müşterek çocuk Çağla'nın yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları dikkate alındığında takdir edilen iştirak nafakası artırım miktarı Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine uygun olup, mahkemece iştirak nafakasının aylık 200,00 TL'ye çıkarılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin müşterek çocuk Çağla yönünden iştirak nafakasının artırım oranına ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Müşterek Çocuk A...Y... yönünden temyiz itirazlarına gelince; Türk Medeni Kanunu'nun 182/2 maddesi gereğince; velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen İştirak Nafakası Artırım davasının yapılan muhakemesi sonunda yerel mahkemece verilen kısmen kabul kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir....
Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre, olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğu ileri sürülmemiştir. O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle, dengenin yeniden sağlanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yüksek nafaka takdiri doğru görülmemiştir. Öte yandan, Türk Medeni Kanunu'nun 182/2 maddesi gereğince; velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür....
Yoksulluk nafakasına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;Davacı kadının boşanma nedeniyle yoksulluğa düştüğü sabittir ancak tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği nazara alındığında takdir edilen yoksulluk nafakası miktarı çok olup, TMK’nun 4. Maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamış, bu husus bozmayı gerektirmiştir. O halde mahkemece yapılacak iş; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarını, nafakanın niteliğini nazara alarak TMK’nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun şekilde daha az yoksulluk nafakasına hükmetmek olmalıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Tüm bu maddeler doğrultusunda mahkemece iştirak nafakası artırım oranı belirlenirken; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları gözönünde bulundurulmalıdır. Somut olayda, ortak çocuğun 2006 doğumlu olduğu, annenin ev hanımı, babanın polis olduğu,babanın evlendiği , 2013 yılında bir çocuğu daha olduğu tespit edilmiştir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, ortak çocuğun yaşı ve ihtiyaçları, iştirak nafakasına hükmedilen tarih ile bu davanın açıldığı tarih arasındaki süre nazara alındığında mahkemece takdir edilen ve arttırılan nafaka miktarı yüksektir. O halde, davalı babanın tespit edilen geliri ile orantılı olacak şekilde, ödemede zorlamayacak, onu zarurete düşürmeyecek şekilde, TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine uygun bir iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken; yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki nafaka artırım davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, dava dilekçesinde...Aile Mahkemesinin 2011/174 esas ve 2012/657 karar sayılı ilamı ile müşterek çocuk 1998 d.lu ... için 150,00 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini,aradan geçen sürede takdir edilen nafakanın ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldığını bu nedenle iştirak nafakasının 400,00 TL 'ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir....
Davalı vekili cevabında; ödenen nafaka dışında da, çocuk için, müvekkilinin harcama yaptığını; ödenen nafakanın yeterli olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir. Mahkemece; iştirak nafakasının aylık 1300 TL ye yükseltilmesine ve her yıl TÜFE oranında artırılmasına karar verilmiş; hükmün davalı vekilince temyizi üzerine, Dairemizin 21.05.2014 gün ve 2014/107-7897 sayılı kararı ile "mahkemece talebi aşar şekilde karar verilmesi doğru bulunmadığından" bozulmasına karar verilmiştir. Dairemizin bozma ilamına uyularak, mahkemece; "davalının kendi beyanı ile çocuk için 150 TL harcama yapabildiği ve belge sunulduğu, bu şekilde istenen nafakayı ödeme gücü bulunduğu, gerekçe gösterilip" nafakanın, aylık 1200 TL'ye yükseltilmesine ve her yıl TÜFE oranında artışına hükmedilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmektedir....
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; bugüne kadar nafaka bedellerinin eksiksiz yatırıldığını, davalının babasına ait işyerinde işçi olarak çalıştığını, sözkonusu işyerini babasının yönettiğini, iddia edildiği gibi müvekkilinin lüks içerisinde yaşamadığını; bu nedenle, davacının katkısı da düşünüldüğünde talep edilen nafaka artış miktarının fahiş olduğunu; ancak, 200 TL nafakayı ödemeyi kabul ettiklerini belirterek, nafakanın 200 TL olarak belirlenmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; müşterek çocuk ... için verilen 75 TL iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren 350 TL'ye çıkartılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava ;iştirak nafakasının artırım talebine ilişkindir....


