WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

ın %99 oranında engelli ve özel bakıma ihtiyacı olduğunu, aradan geçen süre içerisinde bu nafakanın çocuğun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını belirterek; iştirak nafakasının aylık ....500 TL'ye yükseltilmesini istemiştir. Davalı, müşterek çocuğun tüm ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılandığını ve talep edilen nafakanın fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini dilemiştir....

Sınıf öğrencisi olduğunu, iki yıl yurt dışında yaşadığı için yaşıtlarına göre geri olduğunu, davalı babasından 125 TL nafaka aldığını ve başka geliri olmadığını ancak nafakayla geçinemediğini, mağdur olduğunu ve nafakanın 500 TL'ye artırılmasını talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile de talebinin yardım nafakası olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili, davacının 18 yaşını doldurmasına rağmen nafakanın artırılmasını talep ettiği, iştirak nafakası artırım talebinin mümkün olmadığından davanın usulden reddini gerektiği, Yargıtay kararlarına göre lüks harcamalara harcayan tarafın katlanması gerektiği, davacının özel okula gitmesinin zorunlu olmadığı, mahkemenin aksi kanaate olması halinde hakkaniyete uygun bir nafakanın takdir edilmesini talep etmiştir....

ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ TARİHİ : 21/05/2015 NUMARASI : 2014/253-2015/275 Taraflar arasındaki nafaka artırım davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde; tarafların Ereğli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/355 Esas ve 2012/360 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, söz konusu karar ile müvekkili lehine aylık 125 TL yoksulluk nafakası hükmedildiğini, aradan geçen zamanda nafakanın günün ekonomik koşullarına göre ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldığını, bu nedenle yoksulluk nafakasının 525 TL 'ye artırılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı, talep edilen nafakayı ödeme gücünün olmadığını bu nedenle davanın reddini istemiştir....

Bu doğrultuda yerleşen Dairemiz uygulamasına göre nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası....n yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. .../... -2- Somut olayda; taraflar 14.09.2009 tarihinde kesinleşen karar ile boşanmışlar, yoksulluk ve iştirak nafakası bu karar ile takdir edilmiş, temyiz incelemesine konu nafaka artırım davası ise 12.03.2015 tarihinde açılmıştır. Ekonomik ve sosyal durum araştırma sonucuna göre davacı ev hanımı olup 500TL kira gideri olduğu; nafaka yükümlüsü davalının ise, asgari ücret karşılığı fırında çalıştığı anlaşılmaktadır. Boşanmadan sonra tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında olağanüstü bir değişiklik olduğu iddia ve ispat da edilmemiştir....

Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu, ihtiyacı, nafakanın hükmedildiği tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen süre ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında, takdir olunan iştirak nafakası miktarı az olup, TMK.4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir nafaka takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görülmüş , bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Davacı dava dilekçesinde, velayeti kendisinde olan .... için 160 TL ve .... için 150 TL olarak belirlenen nafakanın yetersiz kaldığını ileri sürerek, halen ödenmekte olan nafakanın dava tarihinden itibaren .... için 400 TL, ....için 300 TL'ye yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece,....Hukuk (Aile) Mahkemesi'nin 25.05.2010 tarih, 2009/257 Esas- 2010/158 Karar sayılı iştirak nafakasına ilişkin hükmün 04/01/2011 tarihinde kesinleştiği, bu dava tarihinin 12/01/2012 tarihli olduğu, aradan çok uzun bir süre geçmemiş oluşu, tarafların gelir ve giderlerinde olağanüstü bir durumun sözkonusu olmadığı, mevcut nafaka miktarının bu aşamada yeterli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, iştirak nafakasının artırılması talebine ilişkindir....

Buna göre tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, özellikle ekonomik göstergelerdeki değişim ile ....’in yayımladığı ... (TEFE) artış oranı nazara alındığında mahkemece takdir edilen yoksulluk nafakası artırım miktarı fazladır. Mahkemece; önceki nafaka takdirinde taraflar arasında oluşan dengeyi koruyucu, hakkaniyete uygun oranda artırım kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması Türk Medeni Kanunu'nun .... maddesinde hükme bağlanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiş, bu husus bozmayı gerekmiştir. O halde Mahkemece yapılacak iş; tarafların ekonomik durumlarına; nafaka alacaklısının ihtiyaçlarına ve Medeni Kanunu'nun .... maddesindeki hakkaniyet ilkesine uygun şekilde yoksulluk nafakasını daha az oranda artırmak olmalıdır....

Somut olayda, önceki nafakanın 26.08.2010 tarihinden itibaren geçerli olarak hükmedildiği ve aradan bir yıl geçtikten sonra nafaka artırım davası açıldığı anlaşılmakla, müşterek çocuğun ihtiyaçlarının artması, ülke ekonomisindeki gelişmeler, paranın satın alma gücünün azalması hususları gözönünde bulundurularak, TMK'nın 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilip az da olsa nafaka miktarı artırılarak hüküm kurulması gerekirken, nafaka artırım talebinin tümüyle reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Somut olayda; toplanan delillere ve dosya kapsamına göre; tarafların 1987 yılında evlenip, 2009 tarihli ilamla boşandıkları; davacı için 500,00 TL yoksulluk nafakasına karar verildiği, ilamın 01.06.2010 tarihinde kesinleştiği, nafaka artırım davasının 21.02.2011 tarihinde açıldığı, nafaka yükümlüsü davalının kereste işi ile iştigal eden şirketin ortağı olduğu, net gelirinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, davacının ise ev hanımı olup annesi ve kardeşleri ile birlikte yaşadığı, ...da 3 adet taşınmazının bulunduğu, bankadaki hesabında bir miktar parasının olduğu anlaşılmaktadır.Tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, özellikle ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK’in yayımladığı ÜFE (TEFE) artış oranı nazara alındığında mahkemece takdir edilen yoksulluk nafakası miktarı fazladır; bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir....

Dava; nafaka artırım talebine ilişkindir. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 9 maddesinin 1. fıkrasına göre; nafaka davalarında hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden tarifenin üçüncü kısmı gereğince hesaplanacak miktarın tamamı, vekalet ücreti olarak hükmolunur. Bu miktarlar, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten az olamaz denilmektedir. Yine aynı maddenin 2. fıkrasında nafaka davalarında reddedilen kısım için avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği hususu düzenlenmiştir. Somut olayda, mahkemece; nafakanın reddedilen kısmı için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ise de; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ve "hakimin takdir yetkisi kapsamında" kalmadığından, hükmün HUMK 438/7 maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir....

UYAP Entegrasyonu