"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki nafaka artırım davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde; tarafların 1. Aile Mahkemesinin 2013/374 Esas ve 2013/927 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, boşanma neticesinde müşterek çocuk 2008 doğumlu ...'ın velayetinin davacıya verildiğini, söz konusu karar ile müşterek çocuk için 100 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, aradan geçen sürede müşterek çocuğun ihtiyaçlarının arttığını ve nafakanın yetersiz kaldığını bu nedenle müşterek çocuk için iştirak nafakasının 500 TL'ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir....
Somut olayda; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları dikkate alındığında, takdir edilen iştirak nafakası artırım miktarı, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine uygun olup; mahkemece, iştirak nafakasının aylık 275,00 TL'ye çıkartılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalı vekilinin iştirak nafakasının artırım oranına ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Yoksulluk nafakasına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Türk Medeni Kanunu'nun 176/4.maddesi hükmüne göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılmasına karar verilebilir. Bu hüküm gereğince, mahkemece iradın arttırılması için, ya tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin artırımı gerektirmesi icabetmektedir. Mahkemece, takdir edilen yoksulluk nafakası artırım oranı fazladır. Zira, dosya içeriğinden; tarafların Ereğli 2....
Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğu ileri sürülmemiştir. O halde; yoksulluk ve iştirak nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın en azından TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekir. Önceki nafakanın takdirine ilişkin kararda, gelecek yıllar için artırım hükmünün bulunması, davacının yeniden dava açmasına ve mahkemece nafakanın yeniden belirlenmesine engel bir durum değildir....
.- 2006/22 K. sayılı kararı ile aylık nafakanın 150 TL'ye yükseltildiğini, değişen durum nedeniyle artırılarak 500 TL'ye çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; 2012/1054 sayılı davayı açmak suretiyle, müvekkilinin evlenmesi, emekli maaşından herhangi bir gelirinin olmaması sebebi ile nafakanın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş, dosyası bu dosya ile birleştirilmiştir. Mahkemece, nafakanın artırılması talebinin kısmen kabulü ile nafakanın aylık 300 TL'ye yükseltilmesine, birleşen dosyada yoksulluk nafakasının kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı(karşı davacı) vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olmadığından, yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yüksek nafaka takdiri doğru görülmemiştir. Bundan ayrı, HMK’nun 305. md gereğince hükmün tavzihi, hükmün yeterince açık olmaması, icrasında tereddüt uyandırması veya birbirine aykırı fıkralar içermesi halinde mümkündür....
Ayrıca nafakanın takdirinde, evlilik birliği devam ederken çocuğun alıştığı yaşam şeklide dikkate alınır. Diğer taraftan nafaka miktarı belirlenirken, velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın, bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Her ne kadar nafakanın takdirinde; davalının (baba) hayat koşulları ve ödeme gücünün de dikkate alınması zorunlu ise de; bu durum, yani davalının gelir seviyesinin düşüklüğü nafakanın artırılması gerekliliğini büsbütün ortadan kaldırmaz. Hakim, nafaka takdirinde; nafaka alacaklısı çocuğun ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalı babanın gelir durumu arasındaki dengeyi kurarak, hakkaniyet ölçüsünde nafakayı artırmalıdır....
Dava; iştirak ve yoksulluk nafakası artırım istemine ilişkindir. 28/11/1956 tarih ve 15E -15K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre nafaka ve nafakanın artırılması davaları kanundan ... bir alacağın tespiti ve tahsili niteliğinde olup, davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm ifade eder. Somut olayda ise mahkemece; hükümde nafaka artışlarının hangi tarihten itibaren başlayacağı belirtilmemiştir. Buna göre mahkemece; davacı için dava tarihinden itibaren nafaka artışına hükmedilmesi gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde nafakanın başlangıç tarihinin belirtilmemiş olması usul ve yasaya uygun bulunmamış ise de; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK'nun geçici 3.maddesinin yollamasıyla HUMK'nun 438/7.maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir....
E.. adında müşterek çocuklarının bulunduğu, boşanma kararı ile birlikte çocukların velayetinin davacı anneye verildiği ve müşterek çocuk lehine aylık 100 TL iştirak nafakasına hükmedildiği; ilgili miktar nafakanın artırımı talebiyle, 16.10.2012 tarihinde, davacı tarafça, nafakanın artırımı talebiyle dava açılmışsa da, takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiği, müşterek çocuk Z...E...nin dava tarihi itibariyle 11 yaşında olduğu, T... Koleji'nde eğitim almakta olduğu, aylık 1.460TL eğitim- öğrenim masrafının bulunduğu; davacının, önceki artırım talepli dava esnasında asgari ücretle çalışmakta iken, iş bu dava tarihinde çalışmamakta olduğu, babasından 370TL ölüm aylığı aldığı, kendisine ait evde kızı ile birlikte ikamet ettiği; davalının, ise polis memuru olarak görev yaptığı, aylık 3.000TL maaşının bulunduğu, evli ve çocuğuyla birlikte ikamet ettiği, aylık 1.100TL kira ödediği anlaşılmaktadır....
Sözkonusu bozma ilamına mahkemece uyulmasıyla birlikte yeniden yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulü ile; yoksulluk nafakasının 150,00 TL arttırılarak aylık 250,00 TL olarak dava tarihi olan 19/09/2013 tarihinden davacının yeniden evlenme tarihi olan 24/05/2015 tarihine kadar devamı, müşterek çocuk lehine hükmedilen aylık 50,00 TL nafakanın 250,00 TL arttırılarak aylık 300,00 TL olarak devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine ve 1.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1- ) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı tarafın tüm, davacı tarafın ise vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazları dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-) Dava; nafaka artırım talebine ilişkindir....
Davalı cevap dilekçesinde; talep edilen nafaka miktarının fahiş olduğunu, yeniden evlendiğini ve iki çocuğu daha bulunduğunu, davacının da müşterek çocuğun ihtiyaçlarına katkı sağlamakla yükümlü olduğunu belirterek; mevcut nafakanın ancak, ÜFE oranında artırılmasına ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; tarafların sosyal ve ekonomik durumunda nafakanın artırımını gerektirir önemli bir değişiklik ve davalının gelirinde de büyük bir artış olmadığı; ayrıca, davalının yeniden bir evlilik yaptığı ve iki çocuğu daha bulunduğu, maaşından kalan miktar ile yaşamını zorlukla idame ettirebileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. TMK.nun 182. maddesine göre; boşanma kararı ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır....


