Hal böyle olunca; mahkemece, dava tarihindeki şartlara göre; davacının yoksulluğunun zail olmadığı gözetilerek, yoksulluk nafakasına hükmedilen tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen süre dikkate alınarak, bu süreçte paranın satın alma gücünün azaldığı hususu gözetilerek, hakkaniyete uygun, en azından enflasyon oranında artırım kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile artırım talebinin reddine karar verilmiş olması Türk Medeni Kanunu'nun 4.maddesinde hükme bağlanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiş, bu husus bozmayı gerekmiştir...) gerekçesiyle karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, yoksulluk nafakasının arttırılması istemine ilişkindir....
Yoksulluk nafakasının artırımına ilişkin davalarda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişikliğin, önce kurulan dengeyi bozup bozmadığı göz önünde bulundurulmalı, nafaka alacaklısının ihtiyaçlarını karşılayacak, nafaka yükümlüsünün gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyet ölçüsünde artırım yapılmalıdır. Yargıtay'ın bu konudaki yerleşmiş uygulamasına göre; nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir ve giderinde, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır....
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile; Mahkememizin 2008/408 Esas 2009/262 Karar sayılı ilamı ile dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere müşterek çocuk yararına takdir edilen nafakanın aylık 25 TL artırılarak aylık 150 TL'ye yükseltilmesine, davalıdan alınarak velayeten davacı anneye ödenmesine, fazla istemin reddine, Davacının nafaka artırım talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tedbir nafakasının artırım talebine ilişkindir. TMK’nun 195. maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine Kanunda öngörülen önlemleri alır....
Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerden, tarafların 2010 yılında boşandığı, boşanma kararı ile birlikte müşterek çocuğun velayetinin davacı anneye verildiği söz konusu karar ile müşterek çocuk.... lehine 200 TL iştirak nafakasına hükmedildiği, ayrıca nafakaya her yıl Üfe oranında artırım uygulanmasına karar verildiği, müşterek çocuğun ilköğretim ikinci sınıf öğrencisi olduğu, davacının... Kütüphanesinde işçi olup, aylık 1600 TL aldığı, davalının ise otomotiv işiyle uğraştığı, aylık 3.660.00 TL geliri olduğu, yeniden evlendiği ve 2 çocuğu daha olduğu, babasına ait evde kira vermeden oturduğu, .. marka bir aracının olduğu anlaşılmaktadır. Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Önceki dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında üç yıldan fazla süre geçmiştir....
AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 16/05/2014 NUMARASI : 2013/786-2014/695 Taraflar arasındaki iştirak nafakası artırım davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I 5219 ve 5236 sayılı yasalar ile HUMK.nun 427.maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 01.01.2014 tarihinden itibaren 1.890 TL'ye çıkarılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.04.2005 tarih ve 2005/3-169 E-2005/235 K. sayılı kararı ile nafaka davalarında temyiz ve karar düzeltmede yıllık nafaka miktarının dikkate alınacağı açıklanmıştır. Hüküm, yıllık nafaka önceki dava ile hükmedilen nafakanın iştirak nafakası olduğu sabit olmakla, miktarı itibariyle kesin niteliktedir....
Hal böyle olunca, mahkemece; öncelikle davalı babanın banka ve tapu kayıtları göz önünde bulundurularak, davalının ekonomik durumu etraflıca araştırılıp, ardından, çocuğun okuluna müzekkere yazılıp, okul masrafları tam olarak tespit edilerek, nafakanın takdir edildiği tarihle artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen yaklaşık 5 yıllık sürede gözönünde bulundurularak; çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek ve nafaka yükümlüsü babanın geliriyle orantılı olacak şekilde, TMK'nın 4.maddesinde hükme bağlanan hakkaniyet ilkesi de gözetilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre; nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir ve giderinde, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakasının TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; en son Tavşanlı Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 2008/17 Esas ve 2008/52 Karar sayılı dosyasında yoksulluk nafakasının artırılması davası görüldüğü ve davacı Selma için ödenmekte olan 135,00 TL yoksulluk nafakasının 160,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiği, dosyadaki bilgi ve belgelerden taraflar arasında bu davadan sonra görülen bir nafaka artırım davası da bulunmadığı anlaşılmıştır....
Bu durumda, takip, nafakanın artırılmasına ilişkin ilamın bozulması ve davanın açılmamış sayılmasına dair kararının kesinleşmesi üzerine ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/19 E. - 2012/87 K. sayılı ve 13.03.2012 tarihli kararına istinaden aylık 350,00 TL iştirak nafakası yönünden devam eder. Ancak, nafakanın artırılması davasında hükmedilen aylık 700,00 TL iştirak nafakası, bozma ilamı ve sonrasında, mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına dair kararının kesinleştiği 15.07.2015 tarihine kadar devam edeceğinden, icra müdürlüğünün; davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden bahisle tüm aylar yönünden artırım öncesi nafaka miktarı olan 350,00 TL esas alınarak dosya hesabı yapılması ve bu hesaplamaya istinaden fazla ödeme yapıldığına ilişkin tesbiti yerinde değildir....
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyacı, nafakanın hükmedildiği tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen süre ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında, takdir olunan iştirak nafakası miktarı az olup, TMK.4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir nafaka takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre; nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir ve giderinde, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; taraflar 10.10.2006 tarihli ilamla boşanmışlar, boşanma ilamı 12.12.2007 tarihinde kesinleşmiş, boşanma ilamıyla davacı lehine aylık 100 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, eldeki artırım davası 13.10.2015 tarihinde açılmıştır. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişiklikler ve ÜFE artış oranları dikkate alındığında, davacı lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarı fazladır....


