"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, tedbir ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddi yönünden, davalı erkek tarafından ise, çocuk lehine hükmedilen nafaka yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin tüm, davacı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece Dairemiz bozma kararına uyularak davacı kadın hakkında yapılan araştırma sonucunda ilgili kurumdan gelen kayıtlara göre 24.04.2016 tarihinde SGK’lı çalışmasının sona erdiği anlaşılmıştır....
Bundan ayrı, evlilik birliği devam ederken, davacı anne tarafından yanında kalan müşterek çocuk için nafaka istemi niteliği itibariyle tedbir nafakası olup, mahkemece; iştirak nafakası olarak nitelendirilmesi de doğru değildir. Bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, bu yönlere ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün üçüncü maddesindeki "Tarafların müşterek çocukları ... ...'...
- K A R A R - Dava, davalılar arasında yapılan muvazaalı boşanma protokolü kapsamında oluşturulan nafaka alacağının sıra cetvelinde üst sıraya alınmasının hukuka aykırı olduğu noktasındadır. Mahkemece davalılardan ...’un hacze imtiyazlı (takipsiz) iştirak talebinde bulunduğu fakat düzenlenmiş bir sıra cetveli bulunmadığı; Ankara 6. Aile Mahkemesi’nin kararındaki nafaka ve tazminat taleplerinin imtiyazlı alacak niteliğinde bulunmadığı ve bu alacakların davalı ...’tan istenemeyeceği gerekçesiyle davalı alacağının iptaline karar verilmiş; hüküm davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. Dosyanın incelenmesinde davalılardan ...’un hacze takipsiz iştirak istemi ile icra müdürlüğüne başvurduğu ve İcra ve İflas Kanunu'nun 101 inci maddesinde gösterilen usullerin tamamlanarak adı geçene dava açmak üzere süre verildiği; açılan iştirak davasının ise reddedildiği anlaşılmaktadır....
Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma-Nafaka-Tazminat Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından, TMK 197. maddesine dayalı açılan nafaka davası ve tazminat miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Davalı-davacı kadının tedbir nafaka davasına yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.04.2005 tarih ve 2005/3-169 esas-2005/235 karar sayılı kararı ile nafaka davalarında temyiz ve karar düzeltmede yıllık nafaka miktarının dikkate alınacağı açıklanmıştır. Mahkemece münhasıran açılan tedbir nafaka davasında kadının talep etmiş olduğu nafakanın yıllık miktarı 18.000,00TL olup karar tarihinde kesinlik sınırı olan 72.070,00TL'yi aşmadığından 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi gereğince temyiz sınırı altında kalan para alacağına ilişkin karar kesindir....
Borçlu, itfa itirazına dayanak olarak, yaptığı ödemelere ilişkin banka dekontlarını, posta havale fişlerini delil olarak sunmuş ise de, ödeme belgelerinin incelenmesinde, ödemelerin bir kısmının nafaka borcu için yapıldığına ilişkin herhangi bir açıklama içermediği görülmüştür. Borçlunun itfa itirazının kabul edilebilmesi için ödeme belgelerinde takibe konu alacak (somut olayda nafaka alacağı) için yapıldığına dair açık atıf bulunması zorunludur. Her ne kadar Dairemizin son içtihatlarında; nafaka borçları yönünden yapılan ödemelerin, aylık nafaka miktarına, bu miktara yakın ve düzenli olarak yapılması durumunda, ödeme belgelerinde nafaka borcuna ilişkin olduğuna dair atıf olmasa dahi, bu ödemelerin nafaka borcundan mahsubunun hakkaniyet kurallarına uygun düşeceği kabul edilmekte ise de; somut olayda borçlu tarafından sunulan ve alacaklı adına gönderilen ödeme belgelerinin bir kısmında birbirini takip eden, düzenli ödemeler olmadığı anlaşılmaktadır....
Mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında; nafaka borcuna ilişkin temel ilkeler açıklandıktan sonra, davalıya ait hesaptaki paraların kimler tarafından yatırıldığı araştırılarak, nafaka borçlusu (koca) tarafından yatırılan paraların nafaka olmadığının ispatı için davalıya süre verilerek, ardından davacının yapmış ödemelerin takip konusu nafaka borcundan düşülerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Diğer bir ifade ile Dairemizin bozma ilamında ifade edilen husus davacı koca tarafından davalı hesabına yapılan ödemelerin nafaka alacağından mahsup edilmesi gerektiğine ilişkin olup, dava dışı kişiler tarafından (davacının annesi ve kız kardeşi) nafaka açıklaması olmaksızın yapılan ödemelerin de nafaka borcundan düşülmesi (mahsubu) imkanı bulunmamaktadır....
alacağının ödenmesi istenmekte olup, aylık nafaka alacağının tahsili yönünde bir talep bulunmaması karşısında, ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihe dek birikmiş nafaka alacağı adi alacak hükmünde olduğundan, bu nitelikte nafaka alacağını ödememek nafaka borcunu ödememe eylemini oluşturmayacağından itirazın reddi yerine kabulü ile borçlunun cezalandırılmasına karar verilmesi isabetsizdir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dava, yoksulluk nafakasının kaldırılması, bu istem kabul görmez ise miktarının indirilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilerek nafakanın kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi hükmü gereğince; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ÇAY ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ TARİHİ : 29/01/2015 NUMARASI : 2014/333-2015/44 Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı dava dilekçesinde; üniversite öğrencisi olduğunu, eğitimine devam edebilmek için davalı babasının maddi desteğine ihtiyaç duyduğunu belirterek; aylık 1.000,00 TL nafakanın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde; davacının annesine ve kardeşine de nafaka ödediğini, davacının talep ettiği nafaka miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir....
Gelir, aylık ve ödenekler; 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez'' hükmünü içermekte olup, nafaka borçları için haczedilmezlik kuralı uygulanmaz. Yine birikmiş nafaka borçları için emekli maaş haczinde de uygulanması gerekli, İİK'nun 83. maddesinde; borçlunun ve ailesinin geçimi için icra müdürlüğünce zorunlu olarak takdir edilen miktar tenzil olunduktan sonra kalan bölümünün haczedilebileceği ve bu miktarın, maaşın ¼'ünden az olamayacağı belirtilmiştir. Somut olayda, takibe konu edilen alacağın nafaka alacağı olduğuna ve aylık nafaka miktarı da mahkeme tarafından belirlendiğine göre, işleyen aylık nafakanın tamamı için ve birikmiş nafaka alacağı için de bakiye maaşın ¼’ü oranında haczinde yasaya aykırılık bulunmamaktadır. O halde mahkemece, şikayetin reddi gerekirken şikayetin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....


