Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur" (TMK. 330/1). TMK 331. Md. uyarınca da; durumun değişmesi halinde hakim nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırabilir. Söz konusu hüküm gereğince; nafaka miktarının yeniden belirlenmesi için aradan uzunca bir zamanın geçmesi gerekli olmayıp, tarafların gelirlerinde ve küçüklerin ihtiyaçlarında artış olması halinde her zaman artırımı istemi ile dava açılabilir. İştirak nafakasının; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşullarındaki paranın alım gücü ile genel ihtiyaçlarına uygun olarak ana babanın mali durumları da gözetilmek suretiyle takdiri gerekir....
EĞİTİMİ DEVAM EDEN ERGİN ÇOCUĞUN YARDIM NAFAKASI İSTEMİ TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 4TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 328TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 364 "İçtihat Metni"Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin öğrenci olduğunu, eğitimine devam edebilmek için davalı babasının yardımına ihtiyaç duyduğunu, davalının, müvekkiline maddi destek vermediğini belirterek; aylık 1.800,00 TL nafakanın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacı ile davalının evli olup ayrı yaşadıklarını beyan ederek, davacı ve iki çocuğu için toplam 950 TL. tedbir nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, davacı için 200 TL. her bir çocuk için 75 TL. olmak üzere toplam 350 TL. nafakaya karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir....
Mahkemece,davanın kısmen kabulü ile tedbir nafakasının aylık 280 TL’ye yükseltilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tedbir nafakasının artırılması talebine ilişkindir. 4721 sayılı MK.nun 195.maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilir. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine konunda öngörülen önlemleri alır. TMK 196.mad. gereğince, eşlerden birinin istemi üzerine hakim ailenin geçimi için herbirinin yapacağı parasal katkıyı belirler denilmektedir. Türk Medeni Kanunun 186/3 maddesinde; "eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılırlar" denilmektedir....
Ancak, nafaka alacaklısının istemi halinde, takdir olunan nafakanın gelecek yıllarda TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında artışa karar verilmesi gerekirken, mahkemece, takdir edilen nafaka miktarının yıllık TÜFE oranında artırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki; bu yanılgının düzeltilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün 2.fıkrasında yeralan "...her yıl TÜFE oranında artışının sağlanmasına” ifadesi hükümden çıkarılarak yerine “...her yıl TÜİK tarafından açıklanan ÜFE oranında artışının sağlanmasına" ifadesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.11.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.Başkan...
Mahkemece; davalının ekonomik durumunda gerileme olduğu bunun yanısıra davacı taraf çocuğun ihtiyaçlarının arttığını iddia etmişse de davalının da aynı oranda katkısının arttığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. TMK.nun 182.maddesine göre; boşanma kararı ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. TMK.nun 330.maddesindeki düzenleme, nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir şeklindedir. TMK'nun 331.maddesi uyarınca da; durumun değişmesi halinde hakim nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırabilir. Söz konusu hüküm gereğince; nafaka miktarının yeniden belirlenmesi için aradan uzunca bir zamanın geçmesi gerekli olmayıp, tarafların gelirlerinde veya küçüklerin ihtiyaçlarında artış olması halinde her zaman artırım istemi ile dava açılabilir....
Sayın çoğunluk tarafından "davalı (kadın) tarafından davacı aleyhine 22.02.2012 tarihinde nafaka davası açıldığı ve 'ayrı yaşamakta ve nafaka talep etmekte haklı olduğu' kabul edilerek Türk Medeni Kanununun 197. maddesi gereğince nafakaya hükmolunduğu, bu kararın da kesinleştiği anlaşılmakla, nafaka davasında davalı yararına nafaka bağlanmasını gerektirici sebep ve delillerin eldeki boşanma davasında toplanan delillerle birlikte değerlendirilerek, sonucu uyarınca karar verilmesi gerektiğinden" bahisle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dava kamu düzenine ilişkin bir dava olmadığı gibi, mahkemece, resen delil toplanmasını gerekli kılar nitelikte bir dava da değildir. Bu nedenle gerek davalı, gerekse davacı tarafından delil olarak dayanılmayan nafaka dosyasındaki "nafaka bağlanmasını gerektirici sebep ve delillerin" davacı aleyhine değerlendirilmesi amacıyla mahkeme kararının bozulması usul ve yasaya aykırıdır....
Böylece "hakkaniyet" ilkesine uygun bir nafaka tespit edilebilir. Somut olayda, davalı koca tarafından açılan boşanma davasının reddine karar verilmiş olup bu kararın kesinleştiği 18.06.2006 tarihine kadar aylık 200,00 TL nafakaya hükmedilmiştir. İşbu dava 21.12.2006 tarihinde açılmış olup davalı koca tarafından boşanma davası reddedildikten sonra davacı kadın eve davet edilmediği gibi, davalı tarafından verilen 08.06.2007 tarihli dilekçe ile evlilik birliğini yürütme ve beraber yaşama iradesi bulunmadığını beyan etmiştir. Bu durumda ayrı yaşamakta haklı olan davacının nafaka isteğinde bulunmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır....
Ayrıca, davada; eşler birlikte yaşarken, eşlerden birinin istemi üzerine hâkim tarafından ailenin geçimi için diğerinin yapacağı parasal katkının belirlenmesi istenilmiş olup, mahiyeti itibariyle istenilen nafaka tedbir nafakası niteliğindedir(TMK. md.196). Buna göre, mahkemece; hüküm altına alınan nafakaların, “yardım” ve “iştirak” nafakaları olarak nitelendirilmesi de usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Nafaka davalarında verilen hükümlere karşı temyiz ve karar düzeltme sınırının; hüküm altına alınan veya reddedilen nafaka miktarının yıllık tutarına göre belirleneceği Yargıtay H.G.K.'nun 30.3.2005 tarihli 196-239 sayılı kararında benimsenmiş, Genel Kurulun 16.3.2005 tarihli 23005/131-140 sayılı kararında da, temyiz ve karar düzeltme istemi hangi karara yönelik ise, o karar tarihinde yürürlükte olan kanun hükümleri esas alınarak kesinlik sınırının belirleneceği kabul edilmiştir. Mahkemece hüküm altına alınan nafaka miktarının yıllık tutarı karar tarihinde yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 5236 sayılı Kanula değişiklikten önceki 440/III-1. maddesinde gösterilen tutarı 19.680 TL'yi aşmadığından karara karşı karar düzeltme yolu kapalıdır. Bu sebeple karar düzeltme dilekçesinin reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeple karar düzeltme dilekçesinin REDDİNE oybirliğiyle karar verildi. 24.09.2020 (Per.)...


