-2- Yoksulluk nafakasının artırımına ilişkin davalarda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişikliğin, önce kurulan dengeyi bozup bozmadığı gözönünde bulundurulmalı, nafaka alacaklısının ihtiyaçlarını karşılayacak, nafaka yükümlüsünün gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyet ölçüsünde artırım yapılmalıdır. Yargıtay'ın bu konudaki yerleşmiş uygulamasına göre; nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir ve giderinde, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası .oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır....
Bu doğrultuda yerleşen Dairemiz uygulamasına göre, nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma-Nafaka Artırımı ve Nafakanın Kaldırılması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm her iki dava yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre tarafların aşağdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacı-davalı kadının maddi tazminata faiz talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir. 3-Davacı-davalı kadının yargılama sırasında 28.08.2008 tarihinde kendi isteği ile işten ayrıldığı anlaşılmaktadır. Bu hale göre davacı-davalının boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğü kabul edilemez. İsteğin reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir....
Buna göre, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, nafakanın bağlandığı tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen süre ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında, mahkemece; TMK.nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi gereğince daha uygun nafaka artışına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde düşük miktarda nafaka artışına karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur". Yine aynı kanunun "Durumun Değişmesi" başlıklı 331.maddesinde; "Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır" düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde taraflarca her zaman nafaka artırımı davası açılabilir. (HGK. 15.07.2009 gün ve 3-352 E./348 K.)...
, aylık 365TL olan iştirak nafakasının 235TL artırımı ile aylık 600TL’ye çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir....
Davalı cevap dilekçesinde; asgari ücret civarında bir gelir elde ettiğinin açık olduğunu, ancak davacının durumunun kendisinden daha iyi olduğunu, ayrıca enflasyon da dikkate alındığında hem boşanma sürecinde hem nafaka artırımı sürecinde hem de eldeki davanın açıldığı dava sürecinde bu kişinin gelirinin bugün ile paralellik içerdiğini, tarafına nafaka takdir edildiği halde icra müdürlüğüne de bildirdiği nafaka alacağından feragat ettiğini, açılan davayı kabul ettiğini, ilk celsede kabul ettiğinden dolayı yargılama harç ve giderlerinden sorumlu tutulmamasını istemiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen iştirak ve yoksulluk nafakasının artırımı davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili 08/08/2011 tarihli dava dilekçesinde .. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/245 Esas, 2008/1 Karar sayılı kararı ile şiddetli geçimsizlik nedeni ile tarafların boşandıklarını, Mahkeme kararı ile davacı için 250 TL, müşterek çocuk için 150 TL nafaka ödenmesine karar verildiğini, nafakanın yetmediğini belirterek arttırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili verdiği cevap dilekçesinde müşterek çocuk için hükmedilen nafakanın 100 TL arttırılmasını kabul ettiklerini ancak diğer yönlerden davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir....
Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir.Mahkemece yoksulluk nafakasının aylık 1.500.00 TL'ye yükseltilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Somut olayda mahkemece yoksulluk nafakasının artırılmasının hangi tarihten itibaren geçerli olacağı belirtilmemiştir. 28/11/1956 tarih ve 15 E.-15 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre nafaka ve nafakanın artırılması davaları kanundan doğan bir alacağın tespiti ve tahsili niteliğinde olup, davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm ifade eder....
Yine aynı kanunun "Durumun Değişmesi" başlıklı 331. maddesinde; "Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır" düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde taraflarca her zaman nafaka artırımı davası açılabilir. (HGK. 15.07.2009 gün ve 3-352 E./348 K.) Ancak somut olayda; Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, çocuğun yaşına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre, mahkemece 7. sınıf Kolej öğrencisi müşterek çoçuk yönünden takdir edilen 2000 TL iştirak nafakası yüksektir. O halde, davacı avukat annenin de çocuğun giderlerine katkısı dikkate alınarak, davalı babayı ödemede zorlamayacak, onu zarurete düşürmeyecek şekilde, TMK.nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre, uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde fahiş miktar üzerinden hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir....


