Hal böyle olunca, mahkemece; eğitim ve sosyal durumunun değişmesi nedeniyle ihtiyaçları artan davacının geçinmesi için gerekli ve nafaka yükümlüsü olan davalı babanın tesbit edilen gelir durumuna uygun olarak daha yüksek miktarda nafaka takdir edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde düşük miktarda nafaka takdir edilmiş olması doğru görülmemiş olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü ./.. -2- borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını toplum ve kişilerin vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir. Kişi kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise, yasa maddesinde sayılı kişilerden yardım nafakası isteyebilir. Ne varki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın, nafaka isteyenin geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsünün geliri ile orantılı olacak şekilde TMK 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir....
Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi üe Türk Borçlar Kanunu'nun 50. ve 51. maddeleri hükümleri dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. 4- İlk derece mahkemesince verilen ara karar ile davacı-davalı kadın yararına aylık 400 TL tedbir nafakasına hükmolunmuş ve karara karşı davacı-davalı kadın tarafından, diğer sebeplerin yanında, nafaka miktarlarından sadece iştirak nafakasının miktarı ve davalı-davacı erkek tarafından, diğer sebeplerin yanında, nafakalar yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bu durumda, kadın yararına hükmedilen tedbir nafakası miktarı erkek için usuli kazanılmış hak teşkil etmiştir. Bu itibarla, tedbir nafakası miktarı yönünden istinaf kanun yoluna başvuran erkek aleyhine, usuli kazanılmış hakka aykırı olacak şekilde, aylık 400 TL olan tedbir nafaka miktarının aylık 500 TL.'...
Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma - Velayet -Nafaka Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı erkek tarafından, kadının boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tazminat ve nafakalar yönünden; davacı-davalı kadın tarafından ise katılma yoluyla, erkeğin boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat ve nafaka miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre 2015 doğumlu ortak çocuk ... 'in ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen iştirak nafakası azdır....
(Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma-Nafaka Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm kusur, nafaka, tazminatlar ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle * küçük hakkında takdir edilen tedbir nafakasının temyiz edilmediğinin anlaşılmasına göre kocanın tüm, kadının aşağıdaki bentler kapasımında kalan sir temyiz itirazları yersizdir. 2-Tarafların tesbit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecesine paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında * kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır....
Bu arada, davacı anne çocuk ... için davalı babaya karşı iştirak nafakası davası açmış sonralarında ise iştirak nafakası artırılarak devam etmiştir. Hükmedilen nafaka ilamları davalı tarafından Gülşehir İcra Müdürlüğünün 1993/93 E., 2000/468 E.sayılı icra dosyaları ile takibe konulmuş, en son olarak davacıdan nafaka tahsili 06.11.2001 tarihinde yapılmıştır. En son olarak çocuk ... 10.02.2009 tarihinde Gülşehir Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesine davalılar Yücel ve ... aleyhine soybağının reddi davası açmış, mahkemenin 09.07.2009 tarih 2009/26 E.2009/142 K.sayılı ilamı ile çocuğun davalı (eldeki davanın davacısı) ...'dan olmadığından onunla kurulan soybağının reddine karar verilmiş, ilam 15.09.2009'da kesinleşmiştir. Eldeki dava ise, 15.12.2009 tarihinde açılmıştır. Yukarıda bahsedilen davalardanda anlaşıldığı gibi; davacı aleyhine iştirak nafakası hükümlerine (ilama) dayalı olarak icra takibi yapılmıştır. İcra takibine en son ödeme 11.10.2001 tarihinde yapılmıştır....
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren aylık 250.TL yardım nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemiz 09.09.2015 tarih, 2015/6102 Esas ve 2015/13781 Karar sayılı ilamı ile “... mahkemece; nafaka takdir edilirken davacının annesinin gelir durumunun gerektiği gibi araştırılmaması, ayrıca eğitim ve sosyal durumu da dikkate alınarak ihtiyaçları doğrultusunda davacının geçinmesi için gerekli ve nafaka yükümlüsü olan davalı babanın tesbit edilen gelir durumuna uygun olarak daha yüksek miktarda nafaka takdir edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde düşük miktarda nafaka takdir edilmiş olması, doğru görülmemiş...” gerekçeleriyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 350.TL yardım nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde taraf vekillerince...
Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, müşterek çocuğun yaşı, gelişme geriliği rahatsızlığı ve ihtiyaçları nazara alındığında; mahkemece takdir edilen nafaka miktarı azdır. O halde, mahkemece; davalının çalıştığı Belediye’den maaş ve tüm gelirlerinin tespiti hususunda ayrıntılı araştırma yapılarak; nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olarak, TMK 4.maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi de gözetilerek çocuğun ihtiyaçlarını karşılayacak bir miktarda nafaka takdiri gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir....
Somut olayda, boşanma davası reddedildiği için tedbir nafakaları yoksulluk ve iştirak nafakası olarak devam edemez. Zira, iştirak ve yoksulluk nafakaları boşanmadan sonra hüküm doğuran, talep edilebilen nafaka türleridir. Eldeki davada hükmedilen nafakalar ise evlilik birliği devam ederken ayrı yaşamaya hak kazanan davacının ve onun yanında kalan ortak çocuğun yararına takdir edilen tedbir nafakalarıdır....
ve tazminat taleplerinden feragat ettiğini bildirdiğinden bu husus gözetilerek bir karar verilmek üzere hükmün davalının nafaka ve tazminatlara yönelik karar düzeltme talebinin kabulüne Dairemizin 24.10.2016 tarihli ilamının kusur belirlemesi dışında kalan yönlerden kaldırılmasına ve hükmün kadın yararına takdir edilen tedbir nafakası ve tazminatlar yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir....


