Somut olayda; tapu kayıtlarına göre malik görünen “... oğlu, ...” ın kimlik bilgileri ile ... merkez ve köylerinde nüfusa kayıtlı kişi veya kişilerin mevcut olup olmadığı nüfus müdürlüğünden sorulmamıştır. Mahkemece yapılan nüfus araştırması sonucunda, ... Nüfus Müdürlüğünün 25.05.2012 tarihli yazı cevabında “…... köyünde, ... isimli kişinin kaydına rastlanılmadığı” belirtilmiş olup bu şekildeki yetersiz ve eksik araştırmaya dayanılarak hüküm tesisi doğru değildir. Ayrıca dava konusu taşınmazların tapulama tespiti 27.01.1956 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı tanıkları ...1979 ... ise 1969 doğumludur. Yaşları itibariyle taşınmazların kayıt malikini bilebilecek durumda olmadıklarından bu tanıkların yetersiz beyanlarına da itibar edilemez....
Nüfusta kayıtlı anne ve baba adının gerçeği yansıtmadığı ve bu nedenle gerçek anne ve baba adının yazılması istemiyle açılacak ve nüfusa kayıtlı bulunan hanenin de değiştirilmesi sonucunu doğuracak davalarda, esasen iki iddia bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi, çocuğun kayden anne olan kadından değil, başka bir anneden doğduğu; ikincisi ise kayden baba olarak gözüken kişinin genetik baba olmadığı ididasıdır. Bu davada, kayden anne gözüken kişininçocuğu doğurmadığı, genetik annenin başka bir kadın olduğunun tespit edilmesi halinde, yukarıda sözü edilen babalık karinesi aksi yönde işleyecek ve “genetik annenin kocası olmayan” kayden babanın babalık sıfatı, aksine bir iddia bulunmadığı takdirde, ortadan kalkacaktır. Mahkemece belirlenen genetik annenin, çocuğun doğduğu tarihte evli bulunduğunun anlaşılması halinde, TMK'nın 285. maddesinde yazılı babalık karinesi nedeniyle genetik annenin kocası olan erkek, baba sıfatını kazanacaktır....
Bu tür davalarda gösterilmesi gereken özen gereğince, sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece yapılan araştırmanın yanında öncelikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden bu sicilde kayıtlı olan ...oğlu 1932 Eskiapardılı doğumlu...adlı bir kişinin kayıtlı olup olmadığı sorulmalı, böyle bir kişi varsa dava onunda hak alanını ilgilendireceğinden bu kişinin davaya yöntemince katılımının sağlanması için davacıya önel verilmeli, davacının ...oğlu 1952 doğumlu ... olarak nüfusa kayıtlı olmasına göre davacının Soy adında bir düzeltme yapılıp yapılmadığı da araştırıldıktan sonra,1932 doğumlu...adına Sosyal Sigortalar Kurumuna yapılan bildirimlere esas 140070011655-01 nolu işveren Yol Atölyesi işyerinde bulunan ve davacının imzası ile fotoğrafını içeren ücret tediye bordrosu ve bildirge gibi tüm belgeler ayrı ayrı getirtilip davacıya aidiyeti yönünden imza ve fotoğraf incelemesi yapılmalı, işyerinin kapsam ve niteliği araştırılarak kayıtlara geçmiş tanıklar dinlenmeli, nüfus kayıt bilgileri ayrı...
Köyü” olarak yazılı nüfus kaydının ise “ ... Köyü” şeklinde düzeltilmesini istemiştir. Davalı vekili davanın reddini savunmuştur. Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir. Dava, tapuda anne adının ve tapu dayanak belgelerinin yanlış yazılan bilgilerin düzeltilmesi istemine ilişkindir. Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre; 1- Davalı idare vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir. 2- “Mülkiyet hakkının tescili” başlıklı Tapu Sicil Tüzüğünün 25.maddesinde kütükte bulunması zorunlu bilgiler; malikin adı ve soyadı, baba adı ile edinme nedeni, tarih ve yevmiye numarasından ibarettir. Görülüyor ki; bunların arasında malikin doğum tarihi, anne adı, nüfusa kayıtlı olduğu yer gibi bilgiler yer almamıştır. Dolayısıyla tapu kütüğünde bulunması zorunlu olmayan nüfus bilgilerinin ilavesi veya düzeltilmesi dava yoluyla istenemez....
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında,....lçesi nüfusuna kayıtlı ... kızı ...r ile ... kızı ...r isimli iki kişinin daha var olduğu anlaşılmaktadır. ... kızı ...r ölü olup, diğer ...r'in sağ olup olmadığı nüfus kaydından anlaşılamamaktadır. Mahkemece tapu kayıt maliki ...r ile nüfusa kayıtlı diğer iki ... Üçer adlı şahısların bir ilgisinin olup olmadığı araştırılmamıştır. Nüfus kaydından sağ olup olmadığı anlaşılamayan ...r'in sağ ise çağrılıp dinlenmesi, ölü olan ...r'in taşınmazla ilgisinin olmadığını iddia eden davacının delillerinin toplanması gerekir. Davacı ... kızı olup, taşınmaz senetsizden tescil edildiğinden, davacı ile taşınmaz zilyedi ... arasında bir bağlantı kurulmuş değildir. Ayrıca, taşınmazın tapulama tutanağında adı geçen ...'ın davacının babası olduğu konusunda da dosyada herhangi bir delil mevcut değildir. Mahkemece bu konudaki deliller toplanmalı ve veraset ilamı getirtilerek gerekli inceleme yapılmalıdır....
Ancak 03.01.2013 tarihli Nüfus Müdürlüğünün cevabi yazısından ; D.. ilçesi k.. Köyü 42 cilt 13 sayfa no,10 (14) 'de V.. adlı kişinin kaydına rastlanmadığı V.. kızı A.. Ç.. kayıtlarına ulaşılmış olduğu ve altsoy mirasçılarına ilişkin kayıtlarını gönderildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; tapu kayıt düzeltim davalarında, tapu kayıt bilgilerinin nüfus kayıtlarına uygunluğu amaçlanmakta olup, nüfusa kayıtlı olmayan kişiler bakımından tapu kaydında düzeltme yapılamaz. Ancak çoğun içinde az da vardır kuralı doğrultusunda, tespit hükmü kurulabileceği açıktır. Somut olayda da adının düzeltilmesi istenen Vasfiye nüfusa kayıtlı değildir. Bu durumda dosya içeriği ve toplanan deliller ile 213 ve 135 parsel sayılı taşınmazların davacıların murisi vasfiye'ye ait olduğu saptanmış olup S.....
Davacı eldeki dava ile kayıt maliki olarak yazılan kişinin kendisi olduğunu ve sağ olmasından ötürü ölümle ilgili beyanın doğru olmadığını belirterek, bu beyanın silinmesini istemiştir. Getirtilen nüfus kaydına göre, davacı, taşınmazın kütüğe kayıtlı olduğu ... İlçesi ... Köyünde nüfusa kayıtlıdır. Baba adı ... olup, 01.02.1941 doğumludur. Tapulama tutanağı 1992 yılında düzenlenmiş olup, aynı köyde oturduğu anlaşılan davacının ölü bulunmadığı, tutanağı düzenleyen muhtar ve yerel bilirkişiler tarafından bilinmesi gereken bir olgudur. Tutanağı düzenlemeye katılan ..., duruşmadaki anlatımında bunun aksi yönünde beyanda bulunmuş ise de; bilirkişiler ..., ... ve ...de çağırılıp, bu konu hakkında bilgileri sorulmamıştır. Keza, Nüfus Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ......
Nüfusa kaydedilmeden ölmüş veya herhangi bir nedenle nüfusta kaydı bulunmayan kişilerin tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi mümkün değil ise de, idari yoldan tapu kayıtlarında intikal yaptırılamadığından zorunlu olarak dava açılan bu gibi durumlarda tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde "çoğun içerisinde az da vardır" kuralı gereğince bu yönde bir "tespit kararı" verilmelidir.Davaya konu olayda mevcut duruma göre tapu maliki olarak görünen kişinin artık nüfus siciline tescili mümkün olmadığından ve dolayısıyla tapu kaydındaki kimlik bilgileri de nüfus kayıtlarına göre düzeltilemeyeceğinden tapu kayıtlarında intikal yaptırılabilmesi için mahkemece dava konusu 1434, 1435, 1436, 1437, 1507, 975, 247, 452, 405 ve 1054 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında tapu maliki olarak görünen ... ile davacının murisi ...'...
nın soyisminin ise "..." şeklinde nüfus kayıtlarına uygun olarak düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne, 4 ve 31 sayılı parsellerdeki ... ...'nın İstanbul ili, ... ilçesi, ... ... Mah. Cilt:90, Hane:863'de nüfusa kayıtlı ... ve ...'den olma 01.07.1914 doğumlu ... T.C. Kimlik nolu ... ..., ... ...'nın soyisminin ise ... ili, ... ilçesi, ... Cilt:6, Hane No:39'da nüfusa kayıtlı ... ve ...'den olma 01.07.1916 doğumlu ... ... olarak düzeltilmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı idare vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Ancak; “Mülkiyet Hakkının Tescili” başlıklı Tapu Sicil Tüzüğünün 25. maddesinde kütükte bulunması zorunlu bilgiler; malikin adı ve soyadı, baba adı ile edinme nedeni, tarih ve yevmiye numarasından ibarettir. Görülüyor ki; bunların arasında malikin anne adı, doğum tarihi ve diğer kimlik bilgileri yer almamıştır....
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/304E., 2012/1225K. sayılı veraset ilamı ile "Hüseyin kızı Fatma"'nın mirasçılarının belirlendiği, ancak nüfus müdürlüğünce yapılan araştırma ve veraset ilamı dikkate alındığında anılan kişinin nüfusa kaydedilmeden dul olarak öldüğü, nüfusta kayıtlı olmadığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesine ilişkin davalarda amaç, tapu malikinin kimlik bilgilerinin nüfus kaydındaki bilgilere uygun hale getirilmesidir....


