Nüfus kayıtlarındaki istemlerle ilgili davalarda, mahkemelerin hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunmaktadır. Buna göre, a-Davalıların murisi ... ile baba olmadığı iddia edilen ... oğlu ... ve baba olduğu iddia edilen ...'in mezar yerleri tespit edilerek örnek alınması, tespit edilememesi halinde çocuklarından örnek alınması, b-Davacıların murisi ..., ... (TC ...) ve ... Köy (... TC) ile anne olmadığı iddia edilen ... ve ... kızı ... Köy, baba olmadığı iddia edilen ... oğlu ..., anne olduğu iddia edilen ... ve baba olduğu iddia edilen ... oğlu ...'ün mezar yerleri tespit edilerek örnek alınması, tespit edilememesi halinde bu kişilerin çocuklarından örnek alınması, Ve somut olaydaki iddia ile ilgili olarak DNA araştırması yaptırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir....
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve dosyadaki deliller birlikte dikkate alındığında davalı ...’in bu tescil işlemi yapıldığı sırada dahi davacının kendi çocuğu olmadığını bildiği sabit olup, gerçeğe aykırı beyanıyla oluşturulan nüfus kaydının iptaline ilişkin talep nüfus kayıt düzeltme davasıdır. Nüfus kayıt düzeltme davaları asliye hukuk mahkemesi görev alanında kalmaktadır. Bu nedenle, “Nüfus kaydının düzeltilmesi” ve “Babalık davası” olarak davalar tefrik edilip, nüfus kaydının düzeltilmesi davalarında asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi, nüfus kaydının düzeltilmesi davasının sonucuna göre babalık davası hakında karar verilemesi gerekirken, işin esasının incelenerek karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir....
Aile Mahkemesi ise, açılan davanın nüfus kaydının düzeltilmesi isteğine ilişkin olması nedeni ile 5490 sayılı Yasa’nın 36/1-a maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiştir. 11.12.2009’da açılan davada, davalı ...’nin kök muris ...’in kızı olmadığı, ikinci eşinin başka bir beraberliğinden dünyaya geldiği, iddiası ile soy bağının düzeltilmesi istenmektedir. 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5133 sayılı Kanun ile değişik 4/1 maddesinde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun üçüncü kısım hariç olmak üzere ikinci kitabından ( MK. md. 118–494 ) doğan bütün dava ve işlere Aile Mahkemesinde bakılacağı düzenlenmiştir. Soybağına ilişkin hükümler 4721 sayılı Medeni Kanunun 282.maddesi ve devamında düzenlenmiş olup Aile Mahkemelerinin görevi kapsamındadır. Nüfus Kanununun 46. maddesinde düzenlenen nüfus kaydının düzeltilmesi davalarına ise Asliye Hukuk Mahkemelerinde bakılır....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/419 Esas, 2023/268 Karar 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 40 ıncı ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 18 inci maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; Her ne kadar mahkemelerce karşılıklı olarak yetkisizlik kararı verilmiş ise de nüfus kaydı düzeltilmesi istenilen küçüğün yerleşim yerinin tespiti amacıyla kolluk araştırması yapılmadığı ve dava tarihi itibariyle yerleşim yerinin tespit edilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, nüfus kaydı düzeltilmesi istenilen küçüğün dava tarihi itibariyle nerede ikamet ettiğinin tespit edilebilmesi için kolluk vasıtasıyla, dosyada mevcut bütün adreslerde araştırma yaptırıldıktan ve dava tarihi itibariyle ikamet adresi tespit edildikten sonra yargı yeri belirlenmesi amacıyla dosyanın gönderilmesi gerekmektedir....
Mahallesi ... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan TAPU KAYDININ İPTALİNE, söz konusu taşınmazın .../... hissesinin davacı ... oğlu ... adına, .../... hissesinin davalı ... kızı ... ... adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE,” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine 8. bent olarak “... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... parsel sayılı taşınmazda mirasbırakan tarafından davalı ...’a temlik edilen .../... payın ... 2....
a ait nüfus kayıtlarının incelenmesinden, ... ve ... evli oldukları, davacının iddiasının kabulü halinde anne ve babasının evlilik birliğine tescil edileceği, dolayısı ile anne ve baba arasındaki soybağının hakim hükmüyle değil, TMK'nun 282. maddesi gereği kurulacağı anlaşılmaktadır. Yukarıda gösterilen açıklamalar dikkate alındığında; davacının talebi bir bütün olarak gerçeğe aykırı beyanla baştan beri yanlış olarak oluşturulan sicilin düzeltilmesi niteliğinde olup, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesi kapsamına giren nüfus kaydının düzeltilmesi davasıdır. Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında resmi sicilin belgelediği olgunun doğru olmaması, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi söz konusudur. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesinde düzenlenen nüfus kaydının düzeltilmesi davalarına asliye hukuk mahkemesinde bakılır....
Mahkemece, duruşmada davanın babalık davası olduğu gerekçesi ile aile mahkemesi sıfatı ile bakılması kararı verilmiştir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36/c bendine göre, tespit davalarının kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkil edeceği öngörülmüş, 36/a maddesinde de nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarının düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmi dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet Savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılacağı, kayıt düzeltme davalarının nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görüleceği ve karara bağlanacağı hükmü getirildiğinden, davaya asliye hukuk mahkemesi olarak bakılıp karara bağlanması gerekirken, aile mahkemesi sıfatı ile yargılama yapılarak karar verilmesi doğru görülmemiştir....
Taşınmazlar senetsizden ve vergi kaydı bulunmaksızın malik adına tespit ve tescil edilmiştir. Dosya arasına alınan Afşin Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/907 Esas ve 2009/222 Karar sayılı “...’ın” ölümünün ve baba adının tespiti istemli davada, nüfus kaydı bulunmayan “...’ın” nüfusa kaydedilmeden 1976 yılında öldüğü ve baba adının “...” olduğunun tespitine karar verilmiştir. Yine Afşin Sulh Hukuk mahkemesi’nin 2009/255-402 sayılı veraset belgesi istemli davada, nüfus kaydı bulunmayan “Emine Sağınak’a” ait veraset belgesi verilmiştir. Tapuda kaydı düzeltilmesi istenilen davacıların murisi “...’ın” nüfusa kayıtlı olmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu nedenle, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu 31. ile Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddeleri uyarınca, kaydı düzeltilmesi istenen “... kızı, ...k”ın doğum ve ölüm kaydının nüfus kütüğüne işlenmesi için davacılara süre verilmelidir....
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Düzeltilmesi istenen tapu kaydının; 21.07.1970 tarihinde yapılan tapulama tespiti sırasında senetsizden "... oğlu ..." adına tespit gördüğü ve tespitin 27.10.1970 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacının dayanağı veraset ilamı ile celb edilen nüfus kayıtlarına göre, babası "... oğlu ..."dir. Düzeltilmesi istenen tapu maliki ise ... oğlu ...'dir. Yukarıda yazılı açıklamalara göre, tapu kaydında düzeltme istemine ilişkin davalar tapu sicilinin düzenli tutulması amaçlandığından kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece tapu kayıt maliki "... oğlu ..." ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığının gerek nüfus müdürlüğünden ve gerekse zabıta aracılığı ile araştırılması yapılmamıştır....
Kayıt düzeltilmesi, aile kütüğüne işlenmiş kaydın bir kısmının düzeltilmesi veya değiştirilmesidir. Nüfus kütüklerindeki doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi için mahkemeden karar alınması zorunludur. İşte bu noktada, nüfus kütüğünde yer alan doğru olmayan kayıtlar, ilgilileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından açılacak olan kayıt düzeltme davası ile gerçek durumuna uygun hale getirilebilir ki, bu dava uygulamada nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak adlandırılmakta olup zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmayan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda, her türlü kanıta başvurulabilir (YHGK, 11.02.1998, 2-87/77 sayılı kararı). Soybağının reddi davası ile kayıt düzeltme davası, sonuçları (hane dışına çıkarmak) bakımından benzerlik göstermekte ise de, içerik ve yargılama kuralları açısından kendi özel hükümlerine bağlıdır. Soybağının reddinde, kişisel duruma ilişkin nüfus kaydında yer alan bilgi doğru olarak meydana gelmiş ve kütüğe tescil edilmiştir....


