M.. yönünden reddine, TCDD Genel Müdürlüğü yönünden kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacılardan TCDD Genel Müdürlüğü vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Davacının paylarını satın aldığı önceki maliklerin murisi ilk tapu maliki Ali Alp'in ölüm tarihi, ölüm tarihinin nüfusa tescili tarihinin ve tüm mirasçılarını gösteren verasete esas nüfus aile kayıt tablosu ilgili Nüfus Müdürlüğünden istenilmesinden, Sonra, alınacak cevapla birlikte gönderilmek üzere dosyanın mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 17.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi....
i, ilkokula başlamadan hemen önce, 17/06/1977 tarihinde kendi çocuğuymuş gibi nüfusa kaydettirdiğini ileri sürerek, nüfus kayıtlarındaki bu yanlışlığın düzeltilmesini istemiş; mahkemece davanın soybağının düzeltilmesi kapsamında olup davaya bakmanın aile mahkemesinin görevinde olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Kişisel durumlardaki değişikliklerin nüfus kaydında belirtilmesi ve doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi, “nüfus kayıtlarının düzeltilmesi” davalarının konusunu oluşturur. (Ergun ... Gerçek Kişilerin Hukuki Durumu, İstanbul 1982, s.243). “Kayıt düzeltilmesi”, aile kütüğüne düşürülmüş nüfus kaydının bir kısmının “düzeltilmesi” veya “değiştirilmesi” dir (Nüfus Yönetmeliği m.143). 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35. maddesine göre, kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz....
ın evlenerek aynı köy 39 haneye gitmesi sonucu Işık soyadını aldığı ve bu hanede kendisine farklı bir T.C. kimlik numarası verildiği, ölüm yılının da baba hanesinde 1936, koca hanesinde ise 1977 olarak yazıldığı, bu yanlışlıkların düzeltilmesinin davaname ile istendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece öncelikle ... ile ...'ın aynı kişi olduğunun tespitine, T.C.kimlik numarasının ..., ölüm tarihinin 1977 olduğunun tespitine ve bu duruma göre nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar verilmesi gerektiği halde bu konuda eksik hüküm kurulması doğru değil ise de bunların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 1 numaralı bendindeki "davanın KABULÜNE" sözcüklerinden sonra gelmek üzere " ...,..."de nüfusa kayıtlı ... ve ...'dan olma ... T.C.kimlik numaralı ... ile " ...,... , BSN:38'de nüfusa kayıtlı ... ve ...'dan olma 01.07.1903 doğumlu ... eşi ...'ın aynı kişi olduklarının TESPİTİNE, ...,... 8'de nüfusa kayıtlı ...'ın ......
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava; .... sigorta sicil dosyasının davacıya aidiyetiyle, sigorta başlangıcının 10.09.1992 olduğunun tespiti; 10.09.1992 işe başlama tarihli işe giriş bildirgesindeki hatalı yazılan soyadın nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesi ile 19651450 ve 3501199767515 sigorta sicil dosyalarının birleştirilmesi istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi....
ın veraset belgesi ve nüfus kayıtlarındaki ... adı ... ...'dür. Mahkemece toplanan diğer deliller de bunu doğrulamış olmasına rağmen gerekçeli kararda tapu malikinin ... adının ... ... olarak düzeltilmesi hüküm altına alınmıştır. Davacının istemine, nüfus kaydına, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına aykırı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Kararın açıklanan sebeple bozulması gerektiği bu defa yapılan inceleme- de anlaşıldığından davalı vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilmelidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile onamaya ilişkin Dairemizin 10.7.2006 tarih 2006/6691-8176 sayılı ilamının KALDIRILARAK, temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 7.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi....
Nüfusa kaydedilmeden ölmüş veya herhangi bir nedenle nüfusta kaydı bulunmayan kişilerin tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi mümkün değil ise de, idari yoldan tapu kayıtlarında intikal yaptırılamadığından zorunlu olarak dava açılan bu gibi durumlarda, tapu malikinin davacının murisi ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde “çoğun içerisinde az da vardır” kuralı gereğince bu yönde bir “tespit kararı” verilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki, Soyadı Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce ölen kişiler soyadı alamayacaklarından, bunlar yönünden asıl olan nüfus kayıtlarına göre tapu kayıtlarının düzeltilmesi ise de bu kişilerin tapuda mirasçılarının adlarına intikal yaptırabilmesi açısından tapu kaydında adı geçenlerle aynı kişi olduğunun tespitinin istenilmesinde hukuki yarar bulunduğu kabul edilmelidir. Davacı murisi “... ve ...’den olma ....”in ölüm tarihinin 1913 yılı olduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır....
Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 09/04/2014 NUMARASI : 2012/456-2014/305 Dava dilekçesinde, nüfus kaydının düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm nüfus müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: G.. B.. davanamesinde, G.. K.. ve M.. K..'ın ortak çocukları olmadığı, Mehmet’in başka bir kadından olan çocuğu T. K.ı, nüfus kayıtlarında ortak çocukları gibi kaydettirip, gerçeğe aykırı nüfus kaydı oluşturdukları iddiasıyla Tuğba'nın gerçek annesinin hanesine kaydı yapılarak nüfus kayıtlarının düzeltilmesi talep edilmiş, mahkemece davanın kabulüne, anne adının Emine olarak düzeltilmesine karar verilmiştir. Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, gerçek annenin tespiti yönünde DNA testi yapılmadığı anlaşılmaktadır....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, doğum tarihinin düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I 1-Iğdır İli Tuzluca İlçesi Ünlendi Köyü Cilt No:40 Hane No:18'de nüfusa kayıtlı ...'a ait ölüm tutanağının onaylı örneğinin ilgili Nüfus Müdürlüğünden, 2-a) Iğdır Asliye Hukuk Mahkemesinin 1978/413-495 sayılı dosyasının, b) Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/335-610 sayılı dosyasının, c) Kadıköy 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/1082-861 sayılı dosyasının, Mahkemelerinden getirtilip bu dosya içerisine konulduktan sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderilmesi için dosyanın mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 17.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi....
nın askerlik kayıtlarında "..." olarak geçen baba adının nüfus kaydı gibi "..." olarak düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı dava dilekçesinde, babası ...'nın emekliliğine kısa bir süre kala vefat ettiğini, babası ...'ın askerlik hizmetini borçlanmak suretiyle sigortalılık süresine ekletip emekli işlemleri yaptırarak kendisinin babasının maaşından yararlanacağını, ancak, babası ...'ın baba adının nüfus kayıtlarında "..." olmasına rağmen askerlik bilgilerinde "..." olarak geçtiğini bildirerek ... Arşivler Müdürlüğü kayıtlarındaki yanlış yazılan "..." adının "..." olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Dava, davalı kurum kayıtlarındaki baba adının (davacının babasının baba adının) düzeltilmesi istemine ilişkindir....
Davacı, mükerrer yazılan nüfus kaydını iptal ettirdikten sonra iptal edilen malike ilişkin payın iptali ile kendisi ve kardeşi adına yazılmasını talep etmektedir. Buna göre talep, tapu kayıtlarındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi değil, tapu iptali ve tescil davası olarak nitelendirilebilir. Tapu iptali ve tescil davalarında ise tapu sicil müdürlüğüne husumet yöneltilemez. Bu nedenle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 28.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi....


