Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin mal varlığının haklı bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhine çoğalmasıdır. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için borçlunun mal varlığında, bir başkasının aleyhine bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalıdır. Yine aynı Kanun'un 82 inci maddesinin birinci fıkrasına göre; sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. İki yıllık zamanaşımı süresi, hak sahibinin, mal varlığındaki eksilmeye yol açan işlemi ve sebepsiz zenginleşeni tam olarak öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ondan önceki noksan bilgiler ve tahminler bu sürenin başlangıcına esas olamaz. Davacı tarafından davalı Şirket aleyhine .... İcra Müdürlüğü ... E....
“…Sebepsiz zenginleşme alacaklıya, ikinci derecede ( tali nitelikte ) bir dava hakkı temin eder. Malvarlığındaki azalmanın başka asli nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez…” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2010 T. 2010/13-93 E. 2010/88 K.) Talep edilen alacak veya tazminat haksız fiilden kaynaklanıyorsa kusurlu bir hareketle veya kusursuz sorumluluğu gerektiren bir nedenle doğan zarara ilişkindir. Sözleşmeye dayanıyorsa bir irade açıklamasına dayalıdır. Her iki hâlde de bunun bir sebebe dayanmadığı ileri sürülemez. Sebepsiz zenginleşmede ise haksız iktisap, geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalıdır. Sözleşme ilişkisinin bulunduğu hâllerde bu zenginleşme irade açıklamasına, haksız fiilde ise sorumluluk gerektiren ve Kanunlarda haksız fiil olarak düzenlenen bir eyleme dayalı olduğundan zenginleşmenin sebepsiz olduğundan söz edilemez....
hesabını ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının 60 adet hisse senedine ilişkin davalının yabancı mahkemedeki gerçek dışı beyanına dayalı istirdat talebinin ... 4.Asliye Hukuk Mahkemesi 2010/319 Esas 2011/471 Karar 28/09/2012 tarihli tenfiz kararı uyarınca kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir....
Mahkemece, noterde düzenlenen belgenin resmi belge olduğu, içeriğindeki tüm açıklamaların doğru edildiği, bu belgenin içeriğinin doğru olmadığı hususunda tanık dinletilemeyeceği, ancak ceza mahkemesi kararıyla sahteliği sabit olursa bu belgenin geçerli bir belge sayılamayacağı, davacının hisse devir bedelini almadığı iddiasının yerinde olmadığı, davacı, hisselerin düşük bedelle satılması nedeniyle davalıların kendi aleyhine sebepsiz zenginleştiklerini iddia etmiş ise de TBK m. 77 hükmü gözönüne alındığında davacının rızayla belirlediği hisse devir bedelini aldıktan sonra bedelin düşük kaldığını belirterek sebepsiz zenginleşildiği iddiasının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, limited şirket hisse devir bedelinin tahsili ve davalıların sebepsiz zenginleştikleri iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinde, limited şirkette bulunan hissesini davalılardan ...'...
Sayılı dosyayla menfi tespit davası açtığını, sonrasında borcunu ödemeye karar vermesi nedeniyle davayı takipsiz bıraktıklarını ve davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, açıkladığı nedenlerle davanın görev yönünden reddine, mahkeme, görevli olduğu kanaatindeyse, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığından reddine, davanın zamanaşımı defi nedeniyle reddine, davanın, davacının ispat külfetini yerine getirmediği ve mevcut dayanılan delillerle, çekin doğurduğu alacak ilişkisinin aksi ispatlanamayacağından reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir....
Sayılı dosyayla menfi tespit davası açtığını, sonrasında borcunu ödemeye karar vermesi nedeniyle davayı takipsiz bıraktıklarını ve davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, açıkladığı nedenlerle davanın görev yönünden reddine, mahkeme, görevli olduğu kanaatindeyse, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığından reddine, davanın zamanaşımı defi nedeniyle reddine, davanın, davacının ispat külfetini yerine getirmediği ve mevcut dayanılan delillerle, çekin doğurduğu alacak ilişkisinin aksi ispatlanamayacağından reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir....
Zararın mevcudiyeti sebepsiz zenginleşmeye ilişkin talebin kabul şartıdır. Zararın varlığının kabulü için hamile ait ve tahsili mümkün bir alacak hakkının düşmesi veya zamanaşımına uğraması sonucu kıymetli evrak borçlusu nezdinde oluşan zenginleşmenin, bundan başka bir sebebinin bulunmaması yani sebepsiz olması yeterlidir. Bu madde uyarınca alacak talebinde bulunmak için hamil ile keşideci arasında temel ilişkinin varlığına da ihtiyaç yoktur. TTK'nın 732. maddesi uyarınca açılan davalarda ispat yükü sebepsiz zenginleşmediğini veya senet bedelini cirantalardan birine veya hamile ödediğini savunan keşideciye aittir.Diğer yandan, çek nedeniyle talebin sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak niteliğinde bulunması nedeniyle takip öncesi dönem için temerrüt faizi talep edilmesi ancak borçlu-keşidecinin TBK'nın 117. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmesi halinde söz konusu olur. Takip konusu çek süresinde bankaya ibraz edilmediğinden kambiyo vasfı kalmamıştır....
Sebepsiz zenginleşme nedeniyle tazminat istemine yönelik hüküm yönüyle; mahkemece davalı tarafın, davacı taraf aleyhine zenginleştiği, zamanaşımının, borcun muaccel olması ya da ifanın imkansız hale gelmesiyle birlikte başlayacağı ancak taşınmaz üzerindeki zilyetlik devam ettiği sürece bu sürenin işlemeyeceği kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Kural olarak sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Borçlar Kanunu'nun konuya ilişkin 61 ve ardından gelen maddelerindeki (TBK'nun 77 ve ardından gelen maddelerindeki) düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir....
Protokolü nedeniyle davalının davacı aleyhine sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği, davalının Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasındaki itirazının haklı olup olmadığının tespitine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 77. ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin mal varlığının geçerli (haklı) bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhine çoğalması (zenginleşmesi) demektir. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için, borçlunun mal varlığından bir başkasının aleyhine olarak bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalıdır. Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir....
Mahkemece; SGK. dan yaşlılık aylığı alan davalıya hak kazanmadığı halde 2022 sayılı kanun uyarınca aylık bağlandığı, buna göre davalının ödenen 6.220,15 TL ile sorumlu tutulması gerekirken sehven 604,80 TL nin kabulüne karar verildiği gerekçesiyle, 604,80 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, hukuksal nitelikçe sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı, alacak istemidir.Davacı taraf, davalıya bağladığı aylığın dayanağını teşkil eden muhtaçlık halinin sonradan ortadan kalktığını ileri sürerek; yersiz olarak yapılan ödemeyi geri istemektedir....


