Yurt içinde veya yurt dışında çalışması sona erenlerin veya ikamete dayalı bir ödenek alanlardan ödenekleri sona erenlerin, aylıklarının tekrar ödenmesi için yazılı talepte bulunmaları halinde, talep tarihini izleyen ay başından itibaren aylıkları tekrar ödenmeye başlanır.” şeklinde yasal düzenleme mevcut iken, 19/06/2010 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 5997 sayılı Yasa'nın 15. maddesi ile 3201 sayılı Yasa'nın 6/B maddesi değiştirilmiş ve “Yasa hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabii çalışanlar, ikamete dayalı bir Sosyal Sigorta ya da Sosyal Yardım Ödeneği alanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir....
a karşı taşınmaz yönünden husumet yöneltemeyeceği anlaşıldığından husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaa sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davasına ilişkindir. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK'nun 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar....
nin anılan bonoya dayalı olarak Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğünün 2010/7364 sayılı dosyası ile müvekkili şirket hakkında tahsilde tekerrür teşkil etmemek kaydıyla yeni takip başlattığını, takip konusu olan bononun ise zamanaşımına uğradığını, zira 20 yıllık zamanaşımını öngören 5411 sayılı Kanun'un 141.maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 04.06.2014 tarih, 2014/85 E. sayılı kararı ile iptal edildiğini, Anayasa Mahkemesi'nin bu iptal kararından sonra 2005 yılından önce doğmuş fon alacakları için genel zamanaşımı süresinin 10 yıla dönüştüğünü, bu durumda davalı şirketin dava konusu alacağının 2009 yılında zamanaşımına uğradığını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1946 tarihli ilk orman kadastrosu ile 1980 yılında yapılıp, 10.04.1981 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1985 yılında yapılıp 28.10.1985, 1988 yılında yapılıp 23.12.1988 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B madde uygulama çalışmaları vardır. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi ve harita mühendisi bilirkişi raporları çekişmeli 2390 m2 yüzölçümündeki ... Köyü 368 parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, çekişmeli parselin geldiği ... Köyü 246 sayılı parselin K....
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön bulunmamasına, dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri gereğince, gerek İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davalarında, gerekse BK’nın 18. maddesine (TBK m.19) dayalı muvazaalı işlemin iptali davalarında, davanın görülebilmesi için iptali istenilen işlemin borcun doğumundan sonra gerçekleşmiş olmasının gerekmesine ve bu koşulun somut olayda bulunmadığının anlaşılmış bulunmasına göre dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece; Türk Ticaret Kanunu madde 651/2 maddesi gereğince çek iptali davasını açma hakkının hamile tanındığı, talep edenin çekin keşidecisi olduğu ve talep dilekçesinde çek yapraklarının boş olduğunu bildirmiş olduğu, henüz keşide edilmemiş çek vasfında olmayan tamamen boş çek yaprağının tedavüle konmuş sayılamayacağından iptal davası açılamayacağı, ele geçirilince imzalanıp doldurulması sonrasında çeke dayalı hak iddia edene karşı menfi tespit davası açılabileceği, bu nedenle boş çek yaprağına dayanarak iptal isteminde bulunmakta hukuki yarar bulunmadığından boş çek yaprağının TTK madde 818/1-S ve 757.maddeleri uyarınca iptali istenemeyeceğinden, talebin reddine karar verilmiştir....
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, takibin konusunun fatura olduğu, davalının cevap dilekçesinde davacı ile aralarında olan ticari ilişkiyi (faturalara konu cari hesap ilişkisini) inkar ettiği, bu doğrultuda somut olayda,TBK 89. madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı görülmektedir. Ayrıca ifade etmek gerekir ki, TBK 89 Hükmünü uygulanması gerektiğinden hareket edilse dahi, UYAP sistemindeki adres kayıtlarına göre davacının takip tarihindeki ve dava tarihindeki yerleşim yeri adresinin Elmadağ /... olduğu, davacı adresinin ... Adliyesi yargı sınırları içerisinde kaldığı, takibin ise ... ... İcra Müdürlüğünde yapıldığı, buna göre de TBK 89 hükmünün somut olayda uygulanamayacağı görülmüştür. Davalı yanca takibe itiraz dilekçesinde açıkça icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ve yetkili icra dairesinin ... İcra Müdürlüğü olduğu bildirilmiştir....
Dava, 4 adet çeke dayalı borcun yenilenmesi için verilen 3 adet çekten dolayı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK 133. maddesine göre, “Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile belli olur. Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz.” Davacı her ne kadar dava konusu çeklerin, daha önceden kendisine iade edilmesi gereken çeklerin yenilemesi mahiyetinde verildiğini ve o çek bedellerinin de ödendiğini iddia ederek borcun sona erdiğini belirtmiş ise de, yukarıda bahsi geçen TBK 133. madde kapsamında, borç yenilemesi olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamamıştır....
Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."...
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."...


