WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

Mahkemece, davacının ibraz ettiği üç adet ödeme belgesinin davalı tarafından kabul ve ikrar edildiği, takip kesinleştikten sonra yapılan ödemeler nedeniyle açılan menfi tespit davasına bakma görevinin İcra Hukuk Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın icra mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 22.01.2013 tarih, 2012/15114 Esas, 2013/1042 Karar sayılı ilamıyla; "mahkeme tarafından dava İİK.nun 71.maddesine dayalı menfi tespit davası olarak nitelendirilmiş ise de, dava dilekçesinden anlaşıldığı üzere davanın teminat amacıyla verilen çekin ödendiği iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkin bulunduğu, öte yandan İİK.nun 71.maddesinin menfi tespit davası ile ilgili olmayıp madde başlığından da anlaşılacağı üzere “İcra Mahkemesi Kararıyla Takibin Talik veya İptali”ni hükme bağladığı, menfi tespit davasıyla icra takibinin talik veya iptali...

sözleşmenin TBK'nun 25 hükümlerine aykırı olduğu ve TBK 27.madde hükümleri nazara alındığında söz konusu sözleşmelere dayalı olarak davalı tarafça 04/01/2012 tarihinde tahsil edilen 91.822,50 TL ve 11/01/2012 tarihinde tahsil edilen 75.757,50 TL toplam 167.580,00 TL'ye yönelik davanın kabulü gerektiği sonucuna varılarak" ......

Fuarının gerçekleştirilmesi için 29/05/2018 tarihinde sözleşme imzalandığını, Covid-19 pandemisi nedeniyle fuarın gerçekleştirilmesinin zorlaştığını, bu durumun mücbir bir sebep olduğunu, bu nedenle 6098 sayılı TBK m. 136 ve 138'e göre sözleşmeden dönülmesi, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise sözleşmeye müdahale edilerek fuar etkinliğinin 19/02/2022 - 28/02/2022 tarihlerine ertelenmesine karar verilerek uyarlanmasını talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile .............Fuarı'nın 2021 Şubat ayında gerçekleştirilmek üzere planlandığını, tüm hazırlıkların yapıldığını ancak Covid-19 pandemisi ve alınan önlemler nedeniyle fuarcılık faaliyetlerinin durdurulduğunu, müvekkili şirketin tüm fuar faaliyetlerini ertelediğini, dava konusu fuar faaliyetinin fuar sektör temsilcileri ile de mutabık kalınarak bir sonraki döneme ertelendiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir....

Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 01.04.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur....

Asıl dava; kesinleşen orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi, birleşen dava; devletin hüküm ve tasarrufu altındaki eylemli biçimde orman sayılan yer iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 6831 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp 05.03.1999 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır. Mahkemece eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmiştir....

Davacı Bakanlıklar vekili; 105 ada 55 parsel sayılı taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın ... bilirkişi raporunda (B) ile işaretlenen 3.990,90 m2 yüzölçümlü bölümünün tapu kaydının iptal edilerek 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Bakanlıklar vekili ve davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil niteliğindedir....

Mahkememizin ... esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine hata, hile, gabin ve icra dosyasının zaman aşımına uğradığı iddiaları ile menfi tespit davası açıldığı, mahkememizce yapılan yargılama sonucu ... tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile Bu davanın konusunu oluşturan hata, hile ve gabin iddiaları yönünden de gabin (aşırı yararlanma) iddiası yönünden TBK 28.madde gereğince takipten itibaren 1 ve 5 yıllık hak düşürücü süre fazlası ile geçtiği, hata ve hile iddiası yönünden de TBK 39.madde gereğince hata ve hileyi en geç öğrendiği tarih olan takip tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre dava tarihi itibariyle fazlası ile geçmiş olduğundan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ......

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 sayılı Kanuna göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 10.07.2009 tarihinde ilân edilerek kesinleşmeyen sınırlaması yapılmamış yerlerde orman kadastrosu, tüm ormanlarda aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, iki kişilik uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, çekişmeli 113 ada 19 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporlarına ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 338.74 m² yüzölçümündeki bölümünün kesinleşen orman tahdidi içinde, (B) harfi ile gösterilen 9634,10 m² yüzölçümündeki bölümünün ise dışında kalan yerlerden oldukları anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı ... Yönetimi vekili ile davalı ......

Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 01.04.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur....

Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir (818 s. Borçlar Kanununun (BK) m. 511). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (TBK m. 614 (BK) m. 514)). Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz. Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür....

UYAP Entegrasyonu