WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

Mahkemece süresinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6098 sayılı TBK.’nun 350/1. maddesi hükmüne göre ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak tahliye davalarının belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde bu kanunun 328. maddesinde fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açılması gerekir. TBK.’nun 353. maddesi uyarınca kiraya veren, daha önce veya en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse dava, bildirimi takip eden uzayan bir kira yılı sonuna kadar açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir. Davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenebilmesi için öncelikle kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin ve süresinin bilinmesi zorunludur....

Sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak iade isteminde bulunulabilmesi için bir tarafın malvarlığının diğer tarafın malvarlığı aleyhine çoğalması gerekir. Buna göre sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Zenginleşen, başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebep olmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorundadır. (TBK m.77/1) Bunun için de, öncelikle iade borcunun kapsamı belirlenmeli, fakirleşme ve zenginleşme zamanı tespit edilmelidir. Bu bağlamda, davacılarıın, taşınmaza yapıldığını iddia ettiği iyileştirme giderlerini sebepsiz iktisap hükümleri uyarınca davalılardan isteyebilmesi için yaptığı giderlerin mal varlığından çıkmış ve davalıların mal varlığına geçmiş olması gerekir....

Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."...

İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada 6831 Sayılı Yasanın 17/2. madde hükmüne göre orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olduğu saptanarak yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 18/05/2007 gününde oybirliği ile karar verildi....

tevzi yoluyla dağıtılan yerlerden olduğu ve tevzi tapusunun bulunduğu gerekçe gösterilmişse de dosyadaki 499 sayılı parselin 1956'da belgesizden zilyetliğe dayalı olarak kadastro tespitinin yapıldığı 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırı içinde kalan taşınmazın 1956 yılında yapılan genel kadastro sırasında yeniden kadastroya tabi tutularak belgesizden davacı adına tespit edilmesinin taşınmazın öncesinin orman niteliğini değiştirmeyeceği, orman sınırı içinde kalan bölüm için davacı adına oluşturulan tapunun yolsuz nitelikte bulunduğu, çekişmeli parselin orman kadastro sınırı içinde kalıp, daha sonra 2/B madde uygulamasına tabi tutulan bölümün Hazinenin açacağı tapu iptal davası sonucu iptal edilmesi yada davacının Hazine, Orman Yönetimi ve Tapu İdaresine başvurup orman sınırı içinde kalan 499 sayılı parsel bölümünü ifraz ettirmesinden sonra geriye kalan bölümler üzerindeki 2/B madde şerhinin kaldırılabileceği gözönünde bulundurularak bu gerekçelerle ve şimdilik davacı gerçek...

Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK madde 19). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur....

Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/206-863 sayılı kararı ile ... ’ın 19/64 payını devralmıştır. Davacı ...; çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı, tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili ve davalıların el atmalarının önlenmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapu iptali tescil ve el atmanın önlenmesi niteliğindedir....

Böyle bir iddiaya sahip keşideci, elinden rızası hilafına çıkan, bir başka anlatımla imzasını içeren ve fakat kaybettiği çekin bedelinin kendisinden istenmesi halinde borçlu olmadığının tespiti yönünde dava açma olanağına sahiptir Diğer yandan, henüz keşide edilmemiş, çek vasfında olmayan tamamen boş çek yaprağının tedavüle çıkmış sayılmayacağından, hesap sahibi tarafından zayi nedeniyle iptal davası açılamayacağı, ele geçirenlerce imzalanıp doldurulması sonrasında, çeke dayalı hak iddia edene karşı menfi tespit davası açılabileceği, bu nedenle boş çek yaprağına dayanarak iptal isteminde bulunmakta hukuki yarar bulunmadığı kabul edilmelidir....

TTK 8 ve 9. madde ayrımı önceki TTK’da da bulunmakta idi ve o dönem yargısal uygulamalarda temerrüt faizinin 9. maddeye dayalı olduğu kabul ediliyor ve yaptığı yollamaya gidiliyordu. 6102 sayılı TTK da bu ayrımı korumuş olup, 8. madde temerrüt öncesi dönem için uygulanacak akdi faize, 9. madde ise temerrüt faizine ilişkin bir düzenlemedir. TBK 88. maddede akdi faize ilişkin, TBK 120. maddede temerrüt faizine ilişkin faiz tavan sınırları getirilmiş olup bu hükümler ticari iş sayılan banka kredi sözleşmeleri için uygulanacak mıdır? Temerrüt öncesi dönemde uygulanacak akdi faiz yönünden ticari işlerde 8. madde gereğince faiz serbestisi bulunduğundan TBK 88. maddede yer alan tavan sınırları ticari işlerde uygulanamayacaktır. Çünkü TTK 8, TBK 88 e göre daha özel bir madde olup bu maddede ticari işlerde faizin serbestçe kararlaştırılacağı düzenlenmiştir....

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/751 Esas KARAR NO : 2021/1269 DAVA : Muvazaaya dayalı işlemin tespiti ve iptali (TBK m.19) DAVA TARİHİ : 01/11/2021 KARAR TARİHİ : 19/11/2021 Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... ile ------ gönül ilişkisinin daha evvelden başladığını, davalı ilk eşinden boşanırken kendi adına kayıtlı taşınmazlarını ilk eşinden olan oğluna devrederek boşandığını, Davalı .-- %50 ortağı olduğunu, diğer ortağın davalının --- tarihinde sözleşme imzalatarak tüm malvarlığını bedelsiz olarak aldığını, davalının eşinin unutkanlık hastalığının ileri seviyede olduğunu, davalı ..., unutarak imzaladığı sözleşme ve taahhütlerden feshini talep ettiğini, müvekkilinin davalının bu beyanlarına ve samimiyetine güvenerek eşi hakkında unutkanlığından bahisle dava açtığını, davalı ....---------- ilk eşinden olan çocuklarının bu davaya müdahil olduğunu, davalı...

UYAP Entegrasyonu