"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.12.2012 gününde verilen dilekçe ile asıl davada satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil, mümkün olmadığı takdirde alacak, birleştirilen davada tasarrufun iptali talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; birleştirilen davanın açılmamış sayılmasına asıl davanın kabulüne dair verilen 24.06.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı-birleştirilen davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Asıl dava taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil mümkün olmadığı takdirde alacak, birleştirilen dava ise; temyiz gücünden yoksunluk, hile, gabin ve bedel ödenmemesi hukuksal nedenlerine dayalı satış vaadi sözleşmesinin iptali isteğine ilişkindir....
Davalı alacaklı vekili, davanın süresinde açılmadığını, haczin ve satış sözleşmesinin aynı günlü olduğunu belirterek davanın reddini, karşı dava olarak da borçlunun davaya dahil edilerek 21.01.2009 tarihli araç satışına ilişkin tasarrufun iptalini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre; 2918 sayılı KTK 20/d maddesi gereğince araç mülkiyetinin hacizden önce davacı 3. kişiye ait olduğu gerekçesiyle istihkak iddiasının kabulüne, karşı davanın harcı yatırılmadığı ve usulüne uygun açılmadığı gibi, muvazaa iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş; hüküm, davalı-karşı davacı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece 10.08.2009 tarihli ek kararla davalı -karşı davacı vekilinin temyiz talebi eksik karar harcının süresi içinde yatılmadığı gerekçesiyle reddedilmiş davalı -karşı davacı vekili tarafından ek karar temyiz edilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ :TAPU İPTALİ VE TESCİL- BEDEL Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Asıl davada davacılar, kayden maliki oldukları 936 ada 16 parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu bağımsız bölümü 08.11.2004 tarihinde şirketlerinin nakit ihtiyacını karşılamak için kredi kullanabilmek amacıyla davalı'ya temlik ettiklerini, ortada gerçek bir satış işleminin mevcut olmadığını ve satış bedelinin ödenmediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın bedeli olarak şimdilik 50.000 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişler, birleşen davalarında aynı iddiaları ileri sürerek, asıl davada davalarını alacak davası olarak ıslah ettiklerinden muvazaa nedeni ile tekrar dava açtıklarını belirterek tapu iptal ve tescile hükmedilmesini istemişlerdir. Davalı, daha önce ... 2....
un hissesini bedel ödeyerek almadığını, sadece satış gösterildiğini, satışın muvazaalı olduğunu, ...'in taşınmazı alacak mali gücü olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın kabulüne, öncelikle ... tarafından diğer davalı ...'e yapılan hisse satışının muvazaa nedeniyle tapusunun iptaline, 41/400 hissenin tapusunun müvekkili adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde 41/400 hissenin dava tarihi karşılığı ile değerinin keşif yapılarak belirlenmesini, müvekkili tarafından şufa davası nedeniyle yapılan 1.801,00 TL harç ile 85,00 TL posta gideri ve 3.770,00 TL avukatlık ücreti olmak üzere toplam 5.656,00 TL masrafında eklenerek, ihtarname tarihi olan 18/07/2012 tarihine kadar yasal, ihtarnameden sonra temerrüt faizi ile davalı ...'dan tahsilini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davacı ile davalı ......
nin 120.000 adet hissenin devrine ilişkin sözleşmenin muvazaa nedeniyle geçersizliğinin tespitine karar verilmiştir....
Davalı vekili, müvekkili şirket ile dava dışı... arasında petrol istasyonunun işletilmesi amacıyla 02.05.2011 başlangıç tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve aynı tarihli bir protokol imzalandığını, bayilik sözleşmesinin teminatı olarak taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, ticari ilişki devam ederken müvekkilince keşide edilen 27.04.2012 tarihli ihtarname ile...’e yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle bayilik sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğinin bildirdiğini, alacağın tahsili için de aleyhinde Mersin 7. İcra Müdürlüğünün 2012/4626 ve 4627 Esas sayılı dosyaları üzerinden icra takibi başlatıldığını ve Anadolu 3. İcra Müdürlüğünün 2012/11006 sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; 17.11.2017 tarihli heyet bilirkişi raporuna göre, bayilik sözleşmesinin fesih tarihi itibariyle davalı şirketin bayi...'...
Eldeki dava muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davasıdır. Bu davada yapılması gereken, inşaat şirketinin edimine ilişkin iddiaların ve muvazaa olgusunun değerlendirilmesidir. 2011/88 Esas sayılı dosyada alınan raporlarda, inşaatın tamamına yakınının bittiği, tanık beyanlarına göre da dava konusu satış tarihinde site inşaatının büyük bölümünün bittiği ve dairelerin malikler tarafından kullanılmaya başlandığı bildirilmekle, inşaat şirketinin üzerine düşen edimi ifa ettiği anlaşılmıştır. Muvazaa olgusunun değerlendirilmesinde ise dosyadaki tapu kayıtlarından dava konusu taşınmazların 20.02.2009, 23.02.2009 ve 26.02.2009 tarihlerinde satıldıkları görülmüştür. Satışa aracılık ettiğini söyleyen emlakçı veya davalılar tarafından bir komisyon sözleşmesi sunulmadığı gibi komisyona ilişkin bir makbuz da sunulmamıştır....
Somut olayda, dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK'nun 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. 3....
Davalı ... vekili, müvekkilinin Beylikdüzü'nde tanınmış bir mali müşavir olduğunu, bugüne kadar satın aldığı taşınmazlar üzerinde hiç bir zaman muvazaa şüphesinin olmadığını, satış ilanının internette yayınlandığını, bu sayede isteyen herkes taşınmazın satış koşulları hakkında bilgi sahibi olup teklif verebileceğini, yapılan satışın gerçek bir satış olduğunu bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... vekili, davalı ...'e yapılan satışın gerçek satış olduğunu, müvekkilinin eniştesi ....'...
A.Ş. ile taşınmazın 2.250.000,00TL'ye satımı hususunda anlaşıldığı belirtilerek müvekkilinin aynı bedel üzerinden önalım hakkını kullanıp kullanmayacağının sorulduğunu, müvekkilinin ise 10.01.2014 tarihli cevabi ihtarname ile bedelin çok yüksek olması nedeniyle taşınmazı satın alamayacağını bildirdiğini, dava konusu taşınmazın 14.01.2014 tarihinde davalı ...Plastik A.Ş'ye satıldığını, ancak yeni malik davalı tarafından müvekkili aleyhine açılan kira bedeli tespiti davasında taşınmazın ihtarnameyle bildirilen bedel üzerinden değil, 1.150.000,00TL'ye satıldığını öğrendiklerini, satış işleminin muvazaalı olduğu gibi dava konusu taşınmaz üzerine diğer davalı banka lehine de muvazaalı olarak ipotek konulduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı şirkete yapılan satış bedeli üzerinden müvekkili adına tescilini, ayrıca diğer davalı banka lehine tesis edilen ipoteğin kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ...Plastik San. ve Tic....


