nin de taşınmazdaki 1/2 payını 23/01/1992 tarihinde satış yoluyla durumu bilen davalı yeğenleri ... ve ...'e satış yoluyla devrettiğini, ayrıca, mirasbırakanın intifa hakkını üzerine bırakmasına rağmen taşınmazın tasarrufunu davalılar ... ve ...'e bıraktığını, onların da taşınmazdan büyük gelir elde ettiklerini ileri sürerek, davaya konu 128 ada, 3 parsel sayılı taşınmazın davalılar .... ve ... adına olan tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, mümkün olmadığı taktirde tenkisine; ayrıca, davalılar ... ve ... yönünden taşınmazdan elde ettikleri gelir yönünden tenkise karar verilmesini istemiştir. Davalılar, ... mirasbırakanın bakıma ihtiyacının olması nedeniyle temlikte bulunduğunu, bakım borcunun yerine getirildiğini, ... tarafından yapılan satışın muvazaalı olmadığını, bedelinin ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır....
Noterliğinde 07.03.1996 tarih ve 2942 yevmiye numarası ile satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin düzenlendiğini, dava konusu 15 numaralı bağımsız bölümün sözleşme ile yükleniciye bırakıldığını, daha sonra plan tadilatı ile yükleniciye bırakılan bağımsız bölümün 18 numarasını aldığını, yüklenicinin anılan bağımsız bölümü dava dışı ... isimli kişiye ... Noterliğinin 23.08.1996 tarihli ve 12041 yevmiye nolu satış vaadi ile satmayı vaad ettiğini ve bedelini de alarak taşınmazın zilyetliğini dava dışı ...’a devrettiğini, daha sonra müvekkilinin dava dışı ...’ın zilyetliğine ve elindeki satış vaadi sözleşmesine güvenerek bu kez ... 2....
- KARAR - Davacı vekili, müvekkili ve dava dışı...’nun yüklenici, davalılardan ...’ın arsa sahibi olduğu, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin 01.12.2004 tarihinde imzalandığını, dava dışı yüklenici...’nun sözleşmeden kaynaklanan haklarını müvekkiline devrettiğini, binanın iki aya kadar bitme aşamasına geldiğini, arsa üzerinde dava dışı kişilerin hacizleri ve ipoteğinin bulunduğunu, müvekkilinin de anılan sözleşmeden kaynaklanan haklarının olduğunu, piyasaya da borcu bulunan davalı arsa sahibi ...’ın davalılardan ...’a vekaletname vererek davalı ...’a 22.07.2009 tarihinde sattığını, satış işleminin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, muvazaalı satış işleminin iptaline, müvekkili ile davalılardan ... arasındaki sözleşmenin sağladığı ayni ve şahsi hakların tapuya şerh edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılardan ... ve ... vekili, müvekkillerinden ...’ın iyiniyetli ve muvazaa iddiasının yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir....
Davacı şirket, arsanın gerçek değeri ile satış değeri arasında fahiş fark olduğunu ve ayrıca satış bedelinin şirket defterlerindeki kayıtlarda bulunmadığını iddia etmiştir. Yine davalının satış karşılığında bedel de ödemediğini zira davalının satışı yapan şirket temsilcisinin damadı olduğu da ileri sürülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesince, satışa konu taşınmazların keşifte belirlenen değerin satış bedeli ile kıyaslandığında aralarında fark oluşu ve satışı taraflarının yakın hısım oluşu nedeniyle satışın muvazaalı olduğu kanaatine varılarak dava kabul edilmiş ise de bu hususlar tek başına muvazaanın ispatı için yeterli değildir. Davacı, dava dilekçesinde satış bedelinin kasaya girmemesi nedeniyle satışın muvazaalı olduğunu iddia etmiştir. Ancak, muvazaalı olduğu iddia eden satış işlemi işbu davanın tarafları arasında yapılmış olup bu nedenle yazılı delille ispatı gerekir. Davacı, bu yönde yazılı delil ibraz etmemiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen davada; Dava, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tenkis isteğine ilişkindir. Davacı, mirasbırakan babası ...'in alzheimer hastası olup henüz vasi tayin edilmeden önce adına kayıtlı 30 parça kadar taşınmazı ...’in eşinin hastalığından yararlanarak satış yoluyla adına tescil ettirdikten sonra davalılara temlik ettiğini, mirasbırakan ... hakkında vesayet davası açıldıktan kısa süre sonra taşınmazların tamamının yeniden ...’e devredildiğini, ...’in Nevşehir 1....
Genel kurala yer verilmesini müteakip somut olaya bakıldığında; asıl davacı temlik alan davasında, davalı yüklenici ile diğer davalı arsa sahipleri arasında akdedilen 15/06/2011 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yüklenici ...’a düşen A blok 5 no.lu bağımsız bölümün 05.01.2012 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile satın alınmasına rağmen tapu devrinin yapılmaması nedeniyle dava konusu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile adına tescilini talep etmiş, mahkemece inşaatın tamamlandığının tespit edildiği ancak davacının iddiasına dayanak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin, davalılar tarafından 24/05/2012 tarihli fesihname ile feshedildiği, inşaatı yarım bırakan davalı yüklenici ...'ın 20/01/2014 tarihli ibraname ile ibraname tarihine kadar yapmış olduğu işler için birleşen davacı ... San San Tic Ltd Şti .nden aldığı bedel karşılığında gerek sonraki müteahhidi gerekse mal sahiplerini ibra ettiği, bilahare birleşen davacı ... San. Tic. Ltd....
tarafından 19.01.1984 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle müvekkillerine satışının vaadedildiğini, satış bedelinin müvekkilleri tarafından ödendiğini ve taşınmazın zilyetliğinin müvekkillerine devredildiğini ancak taşınmazın muvazaalı olarak davalı adına tescil edildiğini belirterek dava konusu taşınmazın müvekkili adına tescilini, mümkün olmaması halinde ödenen satış bedelinin günümüzdeki değerinin faiziyle birlikte müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin satış vaadi sözleşmesinin tarafı olmaması nedeniyle kendisinden tescil veya tazminat talep edilemeyeceğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazı dava dışı üçüncü kişilerden satın aldığını ve satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh edilmediğini dolayısıyla müvekkilinin iyi niyetli olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş ve zamanaşımı itirazında bulunmuştur....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar ... ve ... vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve miras payı oranında tescil isteğine ilişkindir. Davacılar, ortak mirasbırakanları ...’ın maliki olduğu 150 ada 1 ( eski 6 ) ve 9 ( eski 51 ) sayılı parsellerin tamamı ile 1028 ada 7 ( eski 94 ) sayılı parselin ¼ payını oğlu ...’ya vekalet vererek davalıların mirasbırakanı ...’a ( murisin oğlu ) satış suretiyle temlik ettiğini, ...’in ölümü ile davalılara intikal ettiğini, muris Münevver tarafından yapılan temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, daha önce muris muvazaası nedeniyle ......
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin resmi satış vaadi sözleşmesi olduğunu, Noter huzurunda yapıldığı ve davacının sözleşmenin içeriğini okuyarak anlayarak imzaladığını, 2. Davacı sözleşme içeriğini bildiğini ancak sözleşmenin içeriğine aykırı iradesi ile imzaladığını belirtmekle muvazaa iddiasında bulunduğunu, davacının bu durumda kendi muvazaasına dayandığını, 3. Davanın temelinin, kişinin kendi muvazaasına dayalı satış vaadi sözleşmesinin iptali davası olduğundan davacının kendi muvazaasına dayanarak gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin iptalini isteyemeyeceğini, 4. İspat hukuku açısından noterde resmi olarak düzenlenmiş gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin resmi belge kuvvetindeki belge ile aksinin kanıtlanması gerektiğini, 5....
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı banka tarafından genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmeleri ile rehin sözleşmesi çerçevesinde dava dışı borçlulara kredi kulandırıldığı, cari krediler şeklinde devam eden borcun hiçbir şekilde sıfırlanmadığı, taşıt rehin sözleşmesinde doğmuş alacakların temin edildiğinin gösterilmesinin gerekli ve yeterli olduğu, rehninin teminat altına aldığı alacak devam ettiği sürece taşıt rehninin de geçerliliğini sürdüreceği, iptali istenilen taşıt rehini sözleşmesinin 07.02.2005 tarihli olduğu, davacı alacağının temelinin 29.02.2008 tarihli bonoya dayandığı, rehin sözleşmesinin davacı alacağının doğumundan sonraki bir tarihte gerçekleştiği veya daha önceki bir tarih ile değiştirildiğine ilişkin kanıt sunulmadığı, davacı tarafından ileri sürülen muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir....


