Davalı ... vekili, dava konusu satış sözleşmesinin tarafı olmayan davacının dava açma ehliyeti bulunmadığını, davacı tarafından açılan nafaka davasının 8.9.2011 tarihli kararla feragat nedeniyle reddedildiğini, davacının alacağı bulunmadığını, dava konusu taşınmazı 49.000 TL bedelle aldıklarını, müvekkilinin eşi tarafından davacı aleyhine ceza ve tazminat davası açıldığından eldeki davanın husumet nedeniyle ve kötüniyetle açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer arasında misli fark bulunduğu, davalıların kardeş olduğu, devir işleminin bedelsiz ve muvazaalı olduğu, davalı ...'...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.02.2008 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, birleşen dosyanın davacıları ... vd. vekili tarafından davalı ... aleyhine 30.10.2008 gününde verilen dilekçe ile muris muvazaası nedeniyle sözleşmenin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen 03.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava satış vaadi sözleşmesinin muris muvazaasına dayalı olarak iptali isteğine ilişkindir....
Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Mahkeme ise, davacının bu iddiası konusunda delillerini toplamadan ve bedelde muvazaa iddiası konusunda bir inceleme yapmadan sadece payın değerinin tespiti konusunda keşif ve bilirkişi incelemesi yaparak, keşfen payların bedelinin 175.721.02 TL olarak belirlenmesi üzerine tapudaki bedel olan 175.745 TL üzerinden önalım bedelini depo ettirerek davanın kabulüne karar vermiştir. Ne var ki, satış bedeli konusunda muvazaa iddiası varsa önce bu hususun açıklığa kavuşturulması, bu konudaki uyuşmazlık giderilmeden depo kararı verilmemesi gerekir. Muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli delil değildir. Sadece davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem arz eder. Davacı ise, 16.6.2011 tarihli delil listesinde tanık deliline de dayanmış ve tanıklarını bildirmiştir....
Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir. Ancak davacı, tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlayabilir. 3.Bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamaması halinde iddia edilen bedel ile tapuda gösterilen bedel arasındaki fark üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. 3. Değerlendirme Dosya kapsamı ve toplanan tüm deliller incelendiğinde, dava süresinde açılmış olup davacı, bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamadığından resmi satış senetlerinde belirtilen satış bedelleri depo ettirildikten sonra önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne, davacının bedelde muvazaayı ispatlayamadığı miktar üzerinden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir....
Davacı, satış sözleşmesinin tarafı bulunmadığından bedelde muvazaa iddiasını tanık dahil her türlü delil ile kanıtlaması mümkündür. Ancak keşif tek başına bedelde muvazaa iddiasını kanıtlamaya yeterli değildir. Somut uyuşmazlıkta, dava konusu taşınmazda davacı ve davalı pay malikidir. Davalının bu payı dava dışı önceki paydaşdan edindiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan keşifte, mahkemenin gözlemi olarak taşınmaz üzerinde 3 katlı konut olarak kullanılan bina bulunduğu, zemin katta davacılardan ...’nun, birinci katta ...’nun, ikinci katta ise ...’nun oturduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davalının eylemli paylaşım savunması bulunduğuna göre eylemli paylaşım olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğimin araştırılması gerekir. Mahkemece, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir....
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesinin iptali davası olup, uyuşmazlık; davalı tarafın davacıdan satın almış olduğu ... plaka sayılı aracın muvazaalı olarak satın alınıp alınmadığı, araç satışının hangi saikle yapıldığı, araç satışının iptali gerekip gerekmediği hususlarındadır. Davacı taraf, muvazaa nedeniyle araç satışının iptalini talep etmiş ise de, davacı şirketin 670 sayılı KHK'nun 5. Maddesi kapsamında ticaret sicilinde resen terkin edildiği, davacının tüzel kişiliğinin bulunmadığı anlaşılmakla açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Mahkememizin 21/12/2016 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı İstinaf edilmiş olmakla; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 16/09/2021 tarihli ilamı ile; "Davanın, muvazaa nedeniyle araç satış sözleşmesinin iptali davası olduğu, ... A.Ş. tarafından ... plakalı aracın davalı ... 'e Bakırköy .......
Mahkemece, sözleşmeye konu taşınmazların farklı bedelde olmasına rağmen sözleşmede hepsinin aynı değerden belirlenmesinin sözleşmenin teminat amaçlı olarak düzenlendiğini gösterdiğini ve 6098 sayılı TBK’nun 19. maddesi uyarınca muvazaa nedeniyle geçerli bulunmayan sözleşmeye dayanarak tescil kararı verilmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili ile davalılar vekili temyiz etmiştir. Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür....
a onunda bedelde muvazaa yaparak 16.06.2011 tarihinde 30.000 TL bedelle davalı ...'a satış yoluyla devrettiğini ileri sürerek, 5/32 payın adına tescilini istemiştir. Davalılar ... ve ... vekili, söz konusu payları gerçek değerleri üzerinden edindiklerini, muvazaa bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, ikinci satışta belirlenen 18.739 TL depo ettirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili ve davalılar vekili temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre, davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, Dava, önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur....
Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.09.2020 tarihli ve 2019/163 Esas, 2020/220 Karar sayılı kararı ile; asıl davaya konu satış vaadi sözleşmesinin ifasının imkânsız hâle gelmesi nedeniyle tazminat isteminin taleple bağlı kalınarak kabulüne karar verilmesi, birleşen davada her ne kadar muris muvazaası nedeniyle satış vaadi sözleşmesinin iptali talep edilmiş ise de davacıların dayandıkları delillerle muris muvazaasını kanıtlayamadıkları, birleşen davanın Yargıtay bozma ilâmından sonra 31.07.2018 tarihinde açıldığı, hâl böyle olunca verilen hükmün icrasına engel olmak için kötü niyetli olarak açıldığının kabul edilmesi gerektiği, diğer yandan birleşen davada ileri sürülen satış vaadi sözleşmesinin iptali nedenlerinin asıl davada cevap olarak ileri sürüldüğü ve iddiaların ispat edilemediğine karar verildiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 110.000,00 TL tazminatın davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı 12....
A.Ş. olduğu, fatura üzerinde şirketlerin adres ve vergi numaralarının farklı olduğunun da görüldüğü, davacının idiasını doğrular herhangi bir delil sunmadığı gibi toplanan delillerle tarafların arasında muvazaa olduğunun iddiasını kabule yarar delil bulunmadığı, borçtan muaf sözleşmesi yapıldıktan sonraki abonenin önceki abonenin borcundan sorumlu tutulamayacağının sabitt olduğu, netice itibariyle, müvekkili ile dava dışı 3. Şirket arasında bağ bulunmayıp ,dava dosyasında müvekkilinin dava dışı arasında muvazaa olduğu ispatlanmadığından, kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava, elektrik aboneliği sözleşmesinin muvazaa nedeniyle iptali istemine ilişkindir. Yargıtay 3. H.D ve Hukuk Genel Kurulu' nca benimsenen ilke gereği, kural olarak sonraki abonelik, önceki abonenin borcunun ödenmesine bağlı kılınamaz....


