, işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu, banka ve araç kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescile karar verilmesini istemiş, aşamada banka ve araç kaydına ilişkin istemlerinden feragat etmiştir....
İlk derece mahkemesince, davalılar adına tapu sicilinde kayıtlı olmayan taşınmazların tapu iptali ve tescilinin istenemeyeceği, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin tarafı yüklenici şirketler olmadığından sözleşmelerin geçersiz olduğu, bu nedenle davacıların rayiç bedel talep edemeyeceklerini, ancak verdiklerini haksız iktisap kuralları uyarınca geri isteyebilecekleri gerekçesiyle tapu iptali ve tescil ile rayiç değer davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle davalılar bakımından ayrı ayrı reddine, denkleştirici adalet ilkesi gereği açtıkları alacak davasının ... Tasarım...Ltd....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ :TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda yerel mahkemece asıl davada davalı ... yönünden husumet nedeniyle ret, birleştirilen davada davalı ... yönünden davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,Tetkik Hâkimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir....
Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Davacı, paydaşı olduğu 54 parsel sayılı taşınmazın dava dışı önceki paydaşının payını satış yoluyla davalıya devrettiğini, önalım hakkına engel olmak için muvazaalı olarak bedelin yüksek gösterildiğini, satışa ilişkin bir bildirim yapılmadığını keşif ile belirlenecek değer üzerinden önalım hakkını kullanacağını ileri sürerek, payın önalım nedeniyle adına tescilini istemiştir. Davalı, bedelde muvazaa bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bedelde muvazaa iddiası kabul edilip bilirkişinin saptadığı bedel depo ettirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir....
Davacı, davasında noterden düzenlenen taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinin ifa imkansızlığı nedeniyle iptali ile ödediği bedelin iadesini istemiş, davalı ise süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Mahkemece Türk Borçlar Kanununun 146. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle geçmiş olduğu ve zamaşımını kesen herhangi bir hukuki sebebin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 22.11.1996 tarihli taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayanmaktadır. Sözleşmeye dayanan davalarda zamanaşımı süresi BK 125. (TBK 146) maddesi gereğince 10 yıldır. Bu sürenin işlemeye başlayacağı tarih sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiği tarihtir. Alıcının/tüketicinin ferağ ümidinin bittiği tarihten itibaren bedelin geri alınması için dava açma hakkı başlar. Bu hukuki esaslar YİBKnın 7.6.1939-31/47 sayılı kararı ile kabul edilmiştir....
Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu gözetilerek İİK 283/1 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacıya haciz ve satış isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir....
Davacı tarafından davalıya hitaben düzenlenen 31/05/2019 tarihli fesih ihtarında, 19/04/2019 tarihli ihtarnameye konu hususların davalı tarafından yerine getirilmediği, bu nedenle ... Isı Sist. Ġnş. Tes. Tic. ve San. Ltd. Şti. ... Özel Statülü Münhasır Bayii ve Satış Sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği, cari hesap borcu olan 43.116,91 TL ile araba kampanyası katılım sözleşmesinin ilgili maddelerine göre 69.993,01 TL araç bedeli olmak üzere toplam 113.109,92 TL'nin ödenmesinin talep edildiği görülmüştür....
Dava, önalım hakkı nedeniyle davalıya satılan payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davacının bedelde muvazaa iddiası kabul edilerek satılan payın iptaline, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin ... parsel nolu taşınmazın paydaşı olduğunu ve diğer paydaşlardan ...'ın 348949/4247376 payını 24.03.2010 tarihinde 130.000.-TL bedelle davalı ...'ya sattığını ancak satış bedelinin muvazaalı olduğunu, gerçek satış bedelinin 50.000-TL olup, bu bedel üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini bildirmiş, davalı payının iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalı vekili gerçek satış bedelinin tapuda gösterilen miktar olduğunu, bunun aksinin davacı tarafından kanıtlanması gerektiğinden davanın reddini savunmuştur....
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur. Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür....
Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre resmi senet suretindeki 36.000,00 TL bedel ile taşınmaz 70.000,00 TL ipotekle yükümlü el değiştirmekle bu miktar gözönüne alındığında taşınmazın satış anındaki değeri ile mahkememizde yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda tespit edilen 90.000,00 TL değer arasında fahiş bir farkın bulunmadığı, dava konusu taşınmazın boşanma davasının açılmasından sonra ve fakat tedbir kararı verilmeden önce diğer davalıya devredilmesinin tek başına davalılar arasında muvazaa olduğunu kabule yeterli görülmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla TBK 19.maddesinde tanımını butlan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasıdır. Muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar....


