WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

Ticaret Anonim Şirketi vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket bakımından husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, söz konusu aracın satış ihale sürece müvekkili şirket tarafından yürütülmediğini, müvekkili şirket tarafından davacıya herhangi bir satış taahhüdünde bulunulmadığını, davacıdan da satış bedeli veya kapora gibi herhangi bir bedel tahsil edilmediğini, otomobil satışı noter huzurunda gerçekleştirilen resmi şekle tabi bir işlem olup müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir satış sözleşmesinin veya satış vaadi sözleşmesinin bulunmadığını, davacının ihalenin iptali nedeniyle kardan mahrum kaldığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacı tarafından müvekkili şirketin hesaplarına ödenen herhangi bir araç satış bedelinin bulunmadığını, davacının iddiaları hiçbir somut delile dayanmadığını, tamamen varsayımsal bir zarar iddiası ile müvekkili şirketten talepte bulunulması hukuk dayanağından yoksun olduğunu, müvekkili şirketin maliki...

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 3028 parsel sayılı taşınmazdaki 19 nolu bağımsız bölümün ½ payının kayınpederi davalı ...'a vermiş olduğu vekaletname kullanılarak diğer davalı eşi ...’e devredildiğini, işlemin gerçekte bir satış değil satış şeklinde gösterilmiş bir bağış olduğunu, açık bir şekilde muvazaalı yapıldığını, satış bedelinin de ödenmediğini, satış sözleşmesinin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunu, davalı vekilin, yapılan hatayı düzelteceğini beyan ederek kendisini oyaladığını, eşiyle arası bozulduktan sonra bu imkanın kalmadığını ileri sürerek sözleşmenin geçersizliğine ve tapu kaydının iptali ile adına tescile karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., satış işleminin gerçek olduğunu, davacının iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.03.2004 ve 06.01.2006 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.04.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin pul bulunmaması nedeniyle reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 27.07.2001 günlü biçimine uygun düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Birleştirilen davada, asıl dava konusu bağımsız bölüm tapuda üçüncü kişiye satıldığından bahisle, muavazaaya dair işlem nedeniyle davalılardan ... ... üzerindeki payın iptali talep edilmiştir. Davalılardan ... Kooperatifi ile, davalı ... davanın reddini savunmuştur....

Mahkemece, dava konusu iptali istenen 21.02.2002 ve 30.04.2003 tarihli satış vaadi sözleşmelerinde açıkça yer aldığı gibi satış vaadlerinin Kartal .... Noterliğinin 19.08.1997 tarih ve 43647 yevmiye numaralı Gayrımenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine dayandığı 19.08.1997 tarihli sözleşme ile geriye etkili olarak feshedildiğinden satış vaadi sözleşmelerinin dayanağı kalmadığı, davacıların HMK.'nın 114/1-h maddesine göre satış vaadi sözleşmelerinin iptali için dava açmalarında hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması ve TBK’nın 19. maddesine dayalı muvazaa nedeniyle satış vaadi sözleşmelerinin iptali istemine ilişkindir. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları zarara uğratılanlar, tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü, danışıklı olan bir hukuki işlem haksız eylem niteliğindedir....

Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki 02.07.2015 tarihli oturumdaki davacı vekilinin sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla TBK 19.maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasıdır. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK 277.maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır.Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar....

İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3/2 maddesi gereğince uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 nci vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, göre; davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşen kararına göre davanın niteliği itibari ile TBK 19. maddesinde tanımını butlan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davası olduğu belirlenmiştir....

Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.09.2020 tarihli ve 2019/163 Esas, 2020/220 Karar sayılı kararı ile; asıl davaya konu satış vaadi sözleşmesinin ifasının imkânsız hâle gelmesi nedeniyle tazminat isteminin taleple bağlı kalınarak kabulüne karar verilmesi, birleşen davada her ne kadar muris muvazaası nedeniyle satış vaadi sözleşmesinin iptali talep edilmiş ise de davacıların dayandıkları delillerle muris muvazaasını kanıtlayamadıkları, birleşen davanın Yargıtay bozma ilâmından sonra 31.07.2018 tarihinde açıldığı, hâl böyle olunca verilen hükmün icrasına engel olmak için kötü niyetli olarak açıldığının kabul edilmesi gerektiği, diğer yandan birleşen davada ileri sürülen satış vaadi sözleşmesinin iptali nedenlerinin asıl davada cevap olarak ileri sürüldüğü ve iddiaların ispat edilemediğine karar verildiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 110.000,00 TL tazminatın davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı 12....

Ancak; muvazaalı işlemlerin bağlayıcı bir hukuk sonuç doğurmayacağı, yukarıda ayrıntısıyla ifade edilen Türk Borçlar Kanununun 19. maddesinde (818 Sayılı Borçlar Kanunu 18.md.) genel bir ilke olarak düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Bundan dolayı, somut olaydaki uyuşmazlığın Türk Borçlar Kanununun 19. Maddesi (818 Sayılı Borçlar Kanunu 18.md.) kapsamında değerlendirilip çözümlenmesi kaçınılmazdır. Hâl böyle olunca; Türk Borçlar Kanunun 19. maddesi (818 Sayılı Borçlar Kanunu 18.md.) uyarınca inceleme yapılması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi için hüküm bozulmalıdır. Dahili davalı Hasan ’nin temyiz itirazı açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.12.2014 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.00....

Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanununun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanununun (TBK) 237., (Borçlar Kanununun (BK) 213.) ve Tapu Kanununun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini isteyebilirler. Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir....

KARAR Davacı, dava konusu taşınmazdaki hissesini davalı şirkete 19/12/2003 tarihli Noterde düzenlenen Gayri Menkul Satış Vaadi sözleşmesi ile satmayı vaadettiğini, aralarında imzalanan önceki tarihli harici sözleşme ile bedelin muvazaalı olduğunun sabit olduğunu ve bakiye alacağı bulunduğunu ileri sürerek, gerek bu muvazaa gerekse taşınmazdaki iştirak halinde mülkiyetten kaynaklı devir imkansızlığı nedeni ile anılı Gayri Menkul Satış Vaadi sözleşmesi’nin geçersizliğinin tespiti ile tapudaki şerhin terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket, herhangi bir muvazaa ve bakiye borcun bulunmadığını, taşınmazın müşterek mülkiyete geçirilmesi ile imkansızlığın da bulunmayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir....

UYAP Entegrasyonu