Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%...) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır. Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir....
Mahkemece, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine dair verilen ilk karar, Dairemizin 17.04.2017 tarih 2015/11395- 2017/3079 E-K bozma ilamı ile “…Mahkemece paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi halinde satışın nasıl yapılacağının ve satış bedelinin ne şekilde dağıtılacağının hüküm sonucunda gösterilmesi gerekir. Hüküm sonucunda “129 ve 63 parsel için verilen kararın düzeltilerek onanmasına, davaya konu 108 ada 8 parsel sayılı taşınmaz ise üzerindeki ev, samanlık ve ambarın bedelinin davalılardan ..., ... ve ...'a aidiyetine ve bedelinin eşit olarak bu kişilere ödenmesine” ifadeleri yer almakta ise de; yukarıda anılan ilkeler ışığında bilirkişi raporu alınmaksızın ve muhdesat oranlaması yapılmaksızın infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş ve anılan (108 ada 8 sayılı) parsel yönünden hükmün bozulması gerekmiştir." şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur....
Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında ortaklara dağıtılır. Öte yandan, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266. Maddesi gereğince mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verileceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Somut olayda; dava konusu taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiyeti hususunda uyuşmazlık bulunmamakta olup taşınmazın üzerindeki muhdesatlarla birlikte değeri 430.550,00 TL, muhdesat bedeli ise 22.000,00 TL olduğu halde satış bedelinin % 67,72' sinin muhdesat sahibine verilmesi isabetli değildir....
Mahkemece paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi halinde satışın nasıl yapılacağının ve satış bedelinin ne şekilde dağıtılacağının karar yerinde gösterilmesi gerekir. Satış bedelinin, satışına karar verilen taşınmaz paylı mülkiyet hükümlerine konu ise paydaşların tapudaki payları oranında, elbirliği halinde mülkiyet hükümlerine tabi olması halinde mirasçılık belgesindeki payları oranında hem paylı, hem de elbirliği mülkiyet halinin bir arada bulunması halinde ise tapudaki ve mirasçılık belgesindeki paylar nazara alınarak dağıtılmasına karar verilmesi gerekir. Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir....
Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722, 724, 729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. .//.. Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir....
Somut olayda; dava konusu 8612 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyeti taraflar arasında ihtilafsızdır. Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda belirlenen oran uyarınca taşınmazın satış bedelinin taraflara ödenmesine karar verilmesi gerekirken satış bedelinin tapu kaydındaki paylar oranında dağıtılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın yatırana iadesine, 01.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Bu nedenle taşınmaz üzerindeki binanın davalıya aidiyeti hususunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Mahkemece yukarıdaki esaslar doğrultusunda, bilirkişilerce belirlenen değerler gözönünde bulundurularak oran kurulması, binaya ve arsaya isabet eden oranın bulunması ve satıştan elde edilecek bedelin bu oranlar esas alınarak bölüştürülmesine karar verilmesi gerekirken, oran kurulmadan sadece arsa ve binanın değerleri tespit olunan bilirkişi raporlarına atıf yapılarak satış bedelinin dağıtılmasına karar verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 8.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Bu durumda mahkemece, öncelikle tüm tarafların muhdesat iddasını kabul edip etmediklerine dair beyanlarının tespit edilmesi, muhdesat konusunda ihtilaf bulunduğunda muhdesat iddiasında bulunan davalı ...’a “muhdesatın aidiyeti” konusunda dava açmak üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmesi, açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, tüm tarafların muhdesat iddiasını kabul etmesi veya muhdesatın aidiyeti davası açılıp da muhdesatın davalı ...’a aidiyetine karar verilmesi halinde; yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek bilirkişiden rapor alınmak suretiyle satış bedelinden ne kadarının muhdesata isabet ettiğinin yüzdelik oran kurulmak suretiyle belirlenerek, muhdesata isabet eden kısmın muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedelin ise payları oranında paydaşlara dağıtılması ve dağıtım oranlarının hükümde açıkça gösterilmesi; mahkemece verilen süre içerisinde dava açılmadığı takdirde o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekir...
Hükmü, davalılardan ... ve ...’in ayrı ayrı temyiz etmesi üzerine; Dairemizin 24.02.2014 tarihli 2014/23 Esas ve 2014/2407 Karar sayılı ilamı ile davaya konu taşınmazlardan 743, 955, 1594, 1762, 1982 ve 2279 parsel sayılı taşınmazlar yönünden hükmün onanmasına; davalılardan ... ve ...’in 65, 722, 754 ve 1488 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki muhdesat iddialarına ilişkin 24.04.2013 tarihli duruşmada adı geçen davalılara muhdesatın aidiyeti davası açmak üzere verilen sürenin uygun olmaması sebebiyle bu parseller yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece, davanın kabulü ile “65, 722, 754 ve 1488 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış sureti ile giderilmesine, 1488 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan C harfi ile gösterilen taşınmazın davalı ... tarafından yapılmış olduğu anlaşılmakla bu parsel yönünden satış bedelinin %13,39'unun davalı ...'...
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir. Paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine ilişkin davalarda taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçaların (muhdesat) kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde o paydaşa görevli mahkemede dava açmak üzere HMK'nın 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmelidir. Mahkemece verilen süre içerisinde dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, açılmadığı takdirde o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekir. Somut olayda; davalılar tarafından, dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan zeytin ağaçları yönünden muhdesat iddiasında bulunulmuştur....


