"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü....
nun 61 ve onu izleyen maddeleri (TBK’nun 77 ve devamı maddeleri) hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davası ile taşınmazın diğer maliklerinden isteyebileceği kuşkusuzdur. İyileştirme giderlerini yapan malik ya da maliklerin yaptıkları giderler taşınmazın ortaklığının satılarak giderilmesi ve muhdesattan yararlanmalarının son bulması ile istenebilir hale gelecektir. Bu giderler için eda nitelikli alacak davası açma hakkı mevcut iken önceden bu iyileştirme giderlerinin tespitini dava etmekte hukuki yararı bulunduğundan söz edilemez. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de dava ve temyize konu muhdesatlar yönünden dosyada toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir....
Duraksamadan belirtmek gerekir ki; gerek yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Medeni Kanun ve gerekse halen yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyeti kural olarak arzın mülkiyetine tabidir. Taşınmazın arzının maliki olan paydaşlar tapu payları oranında taşınmaz üzerindeki muhtesatların da maliki sayılırlar. -//- Somut olayda davalı şirket, üzerindeki muhdesat meydana getirildikten sonra taşınmazı üzerindeki muhdesatla birlikte cebri icra yolu ile satın alıp paydaş olduğuna göre; ortaklığın satış suretiyle giderilmesi sonucu yapılacak satışta sebepsiz zenginleşmesi (TBK.m.60/1) söz konusu olmayacaktır. Kuşkusuz, davacının koşullarının bulunması halinde icrai işlemle payı davalıya geçen önceki paydaşa karşı bir eda davası olarak sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası açma imkanı mevcuttur....
Eldeki tespit davası mülkiyet hakkına dayalı bir dava niteliğinde değildir. Bu tespit davasında, tespiti istenilen husus bir hak olmakla birlikte, "alacak hakkı" niteliğinde bir kişisel haktır. Bu alacak hakkının ileri sürülmesi 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki (10) yıllık hak düşürücü süreye tabi değildir. Hak düşürücü süreye tabi olan husus bu alacak hakkına temel teşkil eden muhtesatın (evin) 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesi uyarınca tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesine gösterilmesi (şerhi) hususudur. Muhdesatın tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh edilmemesi, hakkın düşmesine yol açmaz. Ancak şerh edildiği takdirde şerh sahibi lehine güçlü bir karine yaratır. Kuşkusuz, karinenin aksi kanıtlanabilir....
Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu hak tapu siciline dayanmayıp, harici satın almaya dayandığı ve Belediye tarafından satış işlemi yapılmış olmadığından, davacının selefi ile davacının, taşınmazda mülkiyet hakkı bulunmadığı, yapılan imalat bedelleri sebepsiz zenginleşme veya alacak hükümlerine göre istenebilir nitelikte olduğu, muhdesatın tespiti ya da aidiyeti talep edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Mahkemece verilen hüküm Dairemiz ve Yargıtay ilkelerine uygun düşmektedir. 3....
Bu nitelikteki eşyalar yönünden muhdesat aidiyeti davası açılamayacağı, iyileştirici nitelikteki giderlerden payına düşenden fazlası yapılmış ise fazlasını ancak koşullarının varlığı halinde Borçlar Kanunu hükümlerine göre sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile istenebileceği kuşkusuzdur. Somut olayda; davacı, dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın aidiyetinin tespitini talep etmiş, Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaz üzerinde iki oda, mutfakçık, banyodan oluşan büro olarak kullanılan tek katlı panel yapı olduğu tespit edilmiştir. Az yukarıda da, açıklandığı üzere, bilirkişi tarafından tespiti yapılan binanın her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşya niteliğinde olduğuna kuşku yoktur....
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, dava dilekçesi ile talep edilmeyen muhdesatın ıslah yoluyla eklenemeyeceğini, bu nedenlerle kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davanın kısmen kabulü kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk Dava, kamulaştırma hukuki nedenine dayalı muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğini tespiti talebine ilişkindir. Bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar teferruat niteliğindedir....
Gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 1-Duraksamadan belirtmek gerekir ki; muhtesatı meydana getiren kişiler tarafından arsa malikleri aleyhine açılacak alacak ve temliken tescil ya da böyle bir taşınmazda kat mülkiyeti kurulması istemiyle açılacak davaların sonucunda verilebilecek kabul kararı, hukuken değer verilmesi mümkün bulunmayan kaçak yapı niteliğindeki muhtesatın yasallaştırılması sonucunu doğuracağından böyle bir kararın İmar Kanunu'nun kamu düzenine ilişkin emredici hükümlerine aykırı olacağı kuşkusuzdur. Bu nedenlerle kaçak yapıyı meydana getiren kişi tarafından kaçak yapı nedeniyle arsa sahipleri aleyhine açılacak alacak ve temliken tescil davalarının ya da üzerinde kaçak yapı bulunan taşınmazda kat mülkiyeti kurulması istemine ilişkin davaların dinlenmesine olanak bulunmamaktadır....
Mahkemece; yerinde yeniden keşif yapılmak sureti ile; dava konusu muhdesatlarla ilgili olarak tanıklara muhdesatların tamamının mı davacılar tarafından yapıldığı yoksa, davacıların muhdesatlarla ilgili iyileştirmeye yönelik işler mi yaptığı hususlarının ayrıntılı olarak sorulması, davacılar tarafından yapılan işlemlerin iyileştirme kapsamına girip girmediğinin ve muhdesatların teferruat niteliğinde olup olmadığının tereddüte yol açmayacak şekilde belirlenmesi, iyileştirme gideri ve teferruat olduğunun tespiti halinde davacıların tespit davası açmakta hukuki yararlarının olmayacağının, sebepsiz zenginleşmeye dayalı eda davası açabileceğinin düşünülmesi gerekirken, eksik araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiştir....
İyileştirici nitelikteki bu giderleri tek başına karşılayan taşınmaz malik ya da maliklerinin koşullarının varlığı halinde bu giderlerden paylarına düşen kısmını TBK’nin 77 ve devamı maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davası ile taşınmazın diğer maliklerinden isteyebileceği kuşkusuzdur. İyileştirme giderlerini yapan malik ya da maliklerin yaptıkları giderler taşınmazın ortaklığının satılarak giderilmesi ve muhdesattan yararlanmalarının son bulması ile istenebilir hale gelecektir. Bu giderler için eda nitelikli alacak davası açma hakkı mevcut iken önceden bu iyileştirme giderlerinin tespitini dava etmekte hukuki yararı bulunduğundan söz edilemez....


