Dava, 148 ada 6 nolu parselde bulunan 1, 2, 3 ve 5 nolu bağımsız bölümlere yapılan değer artırıcı masraflar karşılığında muhdesatın tespitine, olmadığı takdirde 45.000,00 TL alacağın yasal faiziyle tahsili isteğine ilişkindir. Dilekçe kapsamı ile, diğer bilgi ve ./. ........ belgelerden de anlaşıldığı üzere, bağımsız bölümlerin davacı tarafından yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacının söz konusu bağımsız bölümlere değer artırıcı iyileştirmeler yaptığı gerekçesiyle kural olarak sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak alacak isteğinde bulunmuştur. Taşınmazlar üzerindeki, muhtesatların iyileştirilmesi, değerinin arttırılması bakımından yapılan harcamaların yeni bir muhtesat meydana getirme niteliğinde sayılamayacağı açıktır. Yani bunlar muhtesat olarak nitelendirilemez. Yapılan iyileştirme ve değer artırıcı giderler (bakım ve onarım için) kural olarak, yapılan faydalı masraflar kapsamında yapılmış bir harcama olarak, nitelendirilebilir....
vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalıların sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-) Dava, ortak taşınmaza yapılan faydalı ve zorunlu masrafların BK'nun 61.maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsili talebine ilişkindir Paydaşlığın giderilmesine konu olan taşınmaza, paydaşlar tarafından faydalı ve zaruri masraf yapılmış ise; bu masraf, diğer paydaşlardan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebilir. Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için, bir tarafın mal varlığının diğer tarafın malvarlığı aleyhine çoğalması gerekir. İade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tesbit edilmesi gerekir. Sebepsiz zenginleşme borçlusunun bu muhdesatın yapıldığı anda ekonomik açıdan zenginleştiği, yapanın ise o anda fakirleştiği ileri sürülemez....
İyileştirici nitelikteki bu giderleri tek başına karşılayan taşınmaz malik ya da maliklerinin koşullarının varlığı halinde bu giderlerden paylarına düşen kısmını 818 sayılı BK'nin 61 ve onu izleyen maddeleri (TBK’nin 77 ve devamı maddeleri) hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davası ile taşınmazın diğer maliklerinden isteyebileceği kuşkusuzdur. İyileştirme giderlerini yapan malik ya da maliklerin yaptıkları giderler taşınmazın ortaklığının satılarak giderilmesi ve muhdesattan yararlanmalarının son bulması ile istenebilir hale gelecektir. Bu giderler için eda nitelikli alacak davası açma hakkı mevcut iken önceden bu iyileştirme giderlerinin tespitini dava etmekte hukuki yararı bulunduğundan söz edilemez....
Hukuk Dairesince; asıl davanın, muhdesatın aidiyetinin tespiti olarak nitelenip reddedilmesinin hatalı olduğu, talebin ıslahla sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak olarak belirlendiği, bu kapsamda dosya esasının incelenip karar verilmesi gerektiği; karşı davada ise, taşınmazda bulunan davaya konu bölümler dışındaki bölümlerin kimin kullanımında olduğunun duraksamasız olarak tespiti ile, kat irtifakı ya da mülkiyeti kurulu bulunmayan, paylı mülkiyete tabi taşınmazda oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuş, davalı-karşı davacı ... ve ... vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, bozma akabinde yapılan yargılamada asıl davanın kabulüne (43.861 TL alacak); karşı davada ise davalı- karşı davacılar ... ve ... tarafından açılan ecrimisil davasının reddine, davalı-karşı davacı ... tarafından açılan ecrimisil davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir....
Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad. 114/1-h, 115). Taşınmaz üzerine daha önce mevcut bir muhdesata yeni bölümler ilave edilmesi, muhdesatın tamamlanması veya mevcut muhdesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmayıp mevcut muhdesatın daha kullanılır hale gelmesini, bir başka deyişle muhdesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işlerdir. Bu işler için harcanan giderler de muhdesatın değerini artıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. İyileştirici nitelikteki giderleri tek başına karşılayan taşınmaz malik ya da maliklerinin koşullarının varlığı halinde bu giderlerden paylarına düşen kısmını TBK'nin 77 ve onu izleyen maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davası ile taşınmazın diğer maliklerinden isteyebileceği kuşkusuzdur....
Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan ve yüklenicinin üçüncü kişilere sattığı bağımsız bölümlerin tapu devrinin yapılmaması nedeniyle arsa sahiplerinden olan hak ve alacaklarının üçüncü kişilere temlikine dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece talebin sebepsiz zengileşme hükümlerine dayandığı ve bir yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında daha önce Mustafakemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1996/257 esas sayılı dosyasında yargılama yapılmış olup, bu yargılama sonucunda yüklenici ile arsa sahipleri arasında sözlü bir sözleşmenin bulunduğu, 08.11.1991 tarihli vekaletnamenin de bu sözleşmenin yerine getirilmesini sağlamak için verildiği ancak, yüklenicinin edimlerini yerine getirmeden işi bıraktığından davacıların yükleniciden satın aldıkları bağımsız bölümler henüz hakedilmediğinden davacıların taşınmaza vaki müdahalelerinin menine karar verildiği anlaşılmaktadır....
Somut olaya gelince; müşterek muris Kahraman Şan adına ahşap iki katlı ev ve bahçesi niteleği ile tapudu kayıtlı bulunan 101 ada 39 parsel üzerindeki dava konusu evin muris Kahraman Şan tarafından inşa edildiği, davacının bu evle ilgili birtakım iyileştirmelerde bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde davacı tarafından 29.254,13 TL harcanmak suretiyle evin yenilendiğinin tespitine karar verilmiş ise de, davacının evle ilgili yapmış olduğu tadilat, tamirat, iyileştirmelerin muhdesat meydana getirme niteliğinde olmadığı, ancak eda davası niteliğinde sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasına konu edilebileceğinin, eda davası açılabilecek iken tespit davası da açılamayacağı dikkate alınarak davanın reddi yerine kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır....
Mahkemece; “Davacı vekili muhdesatın aidiyetinin tespitini mahkememizden ve 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/269 Esas sayılı dosyasından ayrı ayrı istemiş ve 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce taşınmaz üzerindeki muhtesatların davacıya ait olduğu belirlenip bedeline hükmedildiği için mahkememizde açılan bu davanın kesin hüküm nedeniyle reddedilmesi gerekmiştir, davacı öte yandan diğer davalılar ... ve ...'in muhdesatlar nedeniyle ihale ile yapılan satış sırasında kendisi aleyhine sebepsiz zenginleştiklerini belirterek mahkememizden sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak muhdesatları için alacak davası açıp 5.000 TL talep etmişse de davacının muhdesatları için ...'den ve Hazineden isteyebileceği alacak miktarının 5519,06 TL olduğu, bu miktarın 4486,27 TL sinden hazinenin, 1032,79 TL sinden ...'...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti ve Sebepsiz Zenginleşme Tazminatı Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü....
Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.Paydaşlığın giderilmesine konu olan taşınmaza, paydaşlar tarafından faydalı ve zaruri masraf yapılmış ise; bu masraf, diğer paydaşlardan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebilir.Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için, bir tarafın mal varlığının diğer tarafın malvarlığı aleyhine çoğalması gerekir. İade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tespit edilmesi gerekir. Sebepsiz zenginleşme borçlusunun bu muhdesatın yapıldığı anda ekonomik açıdan zenginleştiği, yapanın ise o anda fakirleştiği ileri sürülemez. Zira, vücuda getiren paydaş tarafından kullanılan muhdesatın, diğer paydaşlara herhangi bir katkısı bulunmamaktadır. Ekonomik yönden zenginleşme ve fakirleşmenin, satış suretiyle taşınmazdaki ortaklığın giderildiği anda gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Daha açık deyişle, sebepsiz zenginleşme; satışın yapılıp bedelinin ödendiği tarihte gerçekleşir....


