Bu nedenle, alacak istemli davanın zamanaşımına tabi olduğu, dolayısıyla sebepsiz zenginleşme hukuksal temeline dayalı davada mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği ortadadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı tarafın maliki bulunduğu 575 parsel ile temyiz eden davalıların maliki bulunduğu 566 parsel sayılı taşınmazlar hakkında, Kadastro Müdürlüğü tarafından 41. madde uyarınca yapılan düzeltme işleminin, kesinleşmesini müteakip 29.06.2006 tarihinde tapu siciline tescil edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, zamanaşımının başladığı kabul edilen 10.09.2009 tarihi ise; davacı tarafın maliki bulunduğu 575 parsel ile dava dışı kimselerin maliki bulunduğu (521, 524, 525, 526, 529, 575 ve 5510 parsel sayılı) taşınmazlar hakkında yine Kadastro Müdürlüğünce 41. madde uyarınca yapılan düzeltme işleminin tapu siciline tescil tarihi olup, davaya konu düzeltme işlemiyle bir ilgisi bulunmamaktadır....
Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır....
Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, Ankara, 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. (İSTANBUL BAM 44. H.D. 2020/945E., 2022/507K. SAYILI İLAMI) Somut olayda; senet protesto edilmemiş olup hamile yapılan ciroda tarih bulunmadığı gibi cironun vadeden sonra yapıldığı hususunda delil bulunmamaktadır....
İkmal Barajı İnşaatı İşinin bir kısmının yapılmasına ilişkin taşeron sözleşmesi akdedildiğini, davacının sözleşme sonrasında iş sahasında şantiye kurulumuna başlayıp sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini, iş ortaklığının müvekkiline hak edişlerini ödememeleri sebebiyle davacının sözleşmeyi haklı sebeplerle feshettiğini, bu fesih sonrasında davacının sahadan çıkartıldığını bir daha sokulmadığını, davacıya ait yıkama eleme tesisi, malzeme, teçhizat, yapı ve konteynerlerin ve prefabrike binalarda bulunan malzemelerin sahada kaldığını, sadece taşınabilir malzemeyi aldıklarını, sahada kalan sabit malzemelerin herhangi bir kira bedeli ödenmeksizin davacının izin ve onayı da olmadan kullanılmaya devam edildiğinden, bir kısım malzemelerde kullanmaya dayalı yıpranmalar meydana geldiğini, sahada bulunan malzemelerin tespiti için ...5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/236 Esas sayılı dosyasındaki alacak davasına delil teşkil etmek üzere ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/34 D....
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, çekteki keşide tarihinin esasen "05/12/2015" iken gün kısmının "15" olarak tahrif edildiğinin grafolog bilirkişi raporuyla belirlendiği, keşide tarihinin 05/12/2015 olduğunun kabulü gerektiği, çek süresinden sonra 24/12/2015 tarihinde ibraz edildiğinden TTKnın 732' maddesine göre davalının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak talebinde bulunabileceği, davacının da çekten dolayı sebepsiz zenginleşmediğini veya borcu ödediğini ispat etmedikçe sorumluluktan kurtulamayacağı; süresinde bankaya ibraz edilmeyen çekin, kambiyo vasfını kaybedeceği, TTKnın 793 madde uyarınca alacağın temliki hükümlerine tabi olacağı; davacı keşideci şirket ile davalılar arasında ticari ilişki ve borç olmadığının tarafların kabulünde bulunduğu, davalı ...'...
Davalının maddi tazminat talebi karşılandıktan sonra maluliyetin davalıya ait olmadığının tespiti üzerine sigorta şirketi ödediği maddi tazminatı sebepsiz zenginleşme gerekçesiyle geri istemektedir. Davacı ... şirketi ancak sigorta poliçesi çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olup, kendisi tarafından düzenlemiş olan poliçeye dayalı olarak ödeme yaparken basiretli bir tacir gibi davranarak maluliyete yönelik incelemeyi doğru yapmalıdır. Ancak davacı ... şirketi maluliyet hesabını mahkemenin yapmasını beklemek yerine davacıdan temin ettiği tıbbi evraklarla maluliyet oranı belirleyerek ödeme yapmıştır. Her ne kadar TBK'nın 78/1. maddesi "Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir." hükmünü havi ise de, davacı ... şirketinin, kendi düzenlemiş olduğu poliçeye dayalı olarak yaptığı ödemeyi "kendisini borçlu sanarak" yapmış olduğunu ileri sürmesi mümkün değildir....
ye ciro ettiğini, davalı Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş’nin senetleri icraya koyması üzerine haciz korku ve tehdidi altında senet bedellerini ödediğini, taksitle yapılan tüketici işlemlerinde senetlerin sadece nama yazılı olarak düzenleneceğini, söz konusu senetlerin geçersiz olduğunu ve geçersiz senetlere dayalı olarak yapılan ödemelerin de sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini belirterek davaya konu 10.08.2014 vade tarihli 50.000,00 TL ve 15.12.2014 vade tarihli 5.000,00 TL'lik senetlerin geçersiz olduğunun tespiti ile davalı bankaya ödenen 55.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte bankadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II....
GEREKÇE: Dava, davacı tarafça sehven yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK’nun 4/a maddesi uyarınca; dava konusunun değer ve tutarına bakılmaksızın, kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere, tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar sulh hukuk mahkemesinin görevine girmektedir. Taraflar arasında 07/02/2020 tarihli uzun süreli araç kiralama sözleşmesinin imzalandığı, ihtilaf konusu olmayıp davacı talebinde yer alan alacak istemi iş bu sözleşme hükümleri kapsamında iade edilip edilmeyeceği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda da uzun süreli araç kiralama sözleşmesi maddelerinin dikkate alınması incelenmesi ve yorumlanarak hukuki bir değerlendirme yapılması gerekmektedir....
Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır....
Sözleşmenin ifası, her iki tarafa atfedilemeyecek nedenle imkânsız hale geldiğine göre ve sözleşmede de zararın alacaklıya ait olduğuna dair bir kayıt bulunmadığından, davalı taraf, sözleşme uyarınca kendisine ödenen katkı payı bedelini, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmekle yükümlüdür. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi ek raporunda, sözleşmenin ifa edilen süresi ve bakiye süresi dikkate alınarak, iade edilmesi gereken tutarı kıstelyevm usulüyle hesaplanmış ve mahkemece ek rapora itibar edilerek ek rapordaki tespit ve hesaplama hüküm altına almıştır. Davacı vekili, sözleşme hükmü uyarınca herhangi bir indirim yapılmadan bedelin tümünün iadesi gerektiğini iddia etmekte ise de ifa imkânsızlığının oluşmasında davalının kusuru bulunmadığından, iadenin kapsamının sözleşmeye göre değil, Kanun'un düzenlediği gibi TBK'nın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre belirlenmesi gerekir....


