Mahallesinde yer alan 7896 Ada 4 parseldeki (sonradan 5 Ada 109 parsel ) 400 m² yere gecekondu yaptırdığını, davalı Hazine tarafından 1985 yılında tapu tahsis belgesi verildiğini, bu hususun tapuya şerh edildiğini, mülkiyete yönelik tüm borcunu davalıya ödediğini ileri sürerek; gecekondu vasfındaki taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, bu talebin yerinde görülmemesi halinde arsa ve binanın rayiç bedeli toplamı 482.500,00 TL tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davalı Hazine/ Davacının ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2003/1104 Esas, 2005/297 Karar sayılı dosyasında açtığı el atmanın önlenmesi ve ile tapu iptali ve tescil davasının reddinin eldeki davada kesin hüküm oluşturduğunu, tahsis belgesi verilen taşınmazın imar planında günübirlik tesis alanı olarak ayrıldığını ve kıyı şeridinde kaldığı için Tahsis şerhinin iptal edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir....
HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı Kurum vekili; davalının vefat eden anne ve babasından dolayı ölüm aylığı almakta iken, boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğini, 37.581,66TL asıl alacak ve yasal faizinin tahsili amacıyla İzmir 28. İcra Dairesinin 2013/6133 Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, ancak davalının borca itiraz ederek icra takibini durdurduğunu iddia ederek haksız olarak yapılan itirazın iptali ile takibinin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; müvekkili ile boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşamadıklarını, denetim raporunun gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur....
Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 E. - 2003/125 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E. - 2010/427 K.; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E. - 2010/668 K. sayılı kararı). Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup, bu tarih ise zararın meydana geldiği tarihtir. 4721 sayılı TMK’nın 705/2. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil istekli davaların kesinleştiği tarih itibariyle mülkiyet hakkı sona ereceğinden bu tarih itibariyle tapusu iptal edilen gerçek ve tüzel kişilerin zararı oluşacaktır....
Davalı vekili Mahkememize verdiği 03/02/2017 tarihli cevap dilekçesinde; davanın menfi tespit davası şeklinde açıldığını ancak davacının davalı bankaya borçlu olduğu hususunda davalı bankanın bir iddiasının bulunmadığını, davanın menfi tespit davası olarak gösterilmesinin hatalı olup, davanın usulden reddinin gerektiğini, davanın dava dışı ipotekli taşınmaz maliki ...' e yönetilmesi gerektiğini , bu sebeple davanın husumet yönünde reddinin gerektiğini, davalı bankanın dava konusu mevduat hesabı üzerindeki rehni kaldırmamasının yasal dayanağının davacının davalı bankaya borcunun bulunması olmayıp TMK' nın 884....
Kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davalarında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun değer biçmeye ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır. Bu nedenle 4650 sayılı Kanun ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları” başlıklı 11. maddesine değinmek gerekmektedir. 58....
Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) mirasın geçişini düzenleyen 599. maddesine göre, miras bırakanın ölümü halinde mirasçılar mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Külli halefiyet olarak adlandırılan bu geçişle, mirasçı, kanundan kaynaklı olarak ölen kimsenin miras yoluyla intikale elverişli, başka bir anlatımla, ölenin kişiliğine yönelik olmayıp, onun malvarlığına yönelik olan ekonomik değerlere ilişkin hukuki ilişkilere kendiliğinden dahil olur (Nuşin AYİTER, Miras Hukuku, Ankara, 1971,s. 6). TMK'nın 599. maddesi mülkiyet hakkı içerisinde değerlendirilen miras hakkının her türlü ekonomik değeri içeren geniş anlam ve kapsamını teyit etmektedir. Anılan maddede, kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçıların mirasbırakanın ayni haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanacakları hükme bağlanmıştır....
nin ... tarihinde davacı istinaf talebinin kesin olarak reddine karar verildiğini, bu nedenlerle davacının, HMK 390 maddesi uyarınca davanın esası yönünden haklılığını ispat etmediği, yaklaşık ispata yarar delil sunmadığı, yetkili şirket müdürü konumundaki davacının tapu iptali ve tescili davası açma hakkı / hukuki yararının olmadığı, davacı tedbir talebinin TTK 630 maddesine dayalı müstakil mutlak ticari dava konusu yapılması gerektiği, ihtiyati tedbir yolu ile TTK 630 maddesine dayalı talepte bulunulamayacağı, tedbir kararı verilmesini gerektiren bir durum ve tedbir koşullarının gerçekleşmediği, evvelce davacı ihtiyati talebi hakkında karar verildiği ve kararın istinaf incelemesi yapan .... HD sinin ... tarihli davacı istinaf talebinin reddi kararı ile kesinleşmiş olduğu nazara alınarak, ......
nin ... tarihinde davacı istinaf talebinin kesin olarak reddine karar verildiğini, bu nedenlerle davacının, HMK 390 maddesi uyarınca davanın esası yönünden haklılığını ispat etmediği, yaklaşık ispata yarar delil sunmadığı, yetkili şirket müdürü konumundaki davacının tapu iptali ve tescili davası açma hakkı / hukuki yararının olmadığı, davacı tedbir talebinin TTK 630 maddesine dayalı müstakil mutlak ticari dava konusu yapılması gerektiği, ihtiyati tedbir yolu ile TTK 630 maddesine dayalı talepte bulunulamayacağı, tedbir kararı verilmesini gerektiren bir durum ve tedbir koşullarının gerçekleşmediği, evvelce davacı ihtiyati talebi hakkında karar verildiği ve kararın istinaf incelemesi yapan .... HD sinin ... tarihli davacı istinaf talebinin reddi kararı ile kesinleşmiş olduğu nazara alınarak, ......
nin ... tarihinde davacı istinaf talebinin kesin olarak reddine karar verildiğini, bu nedenlerle davacının, HMK 390 maddesi uyarınca davanın esası yönünden haklılığını ispat etmediği, yaklaşık ispata yarar delil sunmadığı, yetkili şirket müdürü konumundaki davacının tapu iptali ve tescili davası açma hakkı / hukuki yararının olmadığı, davacı tedbir talebinin TTK 630 maddesine dayalı müstakil mutlak ticari dava konusu yapılması gerektiği, ihtiyati tedbir yolu ile TTK 630 maddesine dayalı talepte bulunulamayacağı, tedbir kararı verilmesini gerektiren bir durum ve tedbir koşullarının gerçekleşmediği, evvelce davacı ihtiyati talebi hakkında karar verildiği ve kararın istinaf incelemesi yapan .... HD sinin ... tarihli davacı istinaf talebinin reddi kararı ile kesinleşmiş olduğu nazara alınarak, ......
Bu arada 11.10.1982 tarihli ve 3/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde “…İştirak halinde mülkiyetin gereği olarak miras yoluyla gelen terekeye dahil bir taşınmaza üçüncü kişi tarafından elatılması halinde MK.nun 618. maddesine dayanılarak ortaklardan biri ya da birkaçı tarafından dava açılamaz. Davanın birlikte ya da MK.nun 581. maddesine göre atanacak bir temsilci tarafından açılması gerekir. Bu kural MK.nun 630/2. maddesinden kaynaklanmaktadır. Madde hiç bir yoruma yer bırakmayacak biçimde açık olup ortakların oybirliği ile karar verebileceklerini öngörmektedir. Ancak bu katı görüş yargısal kararlarla kısmen yumuşatılmış ve dava açma ve davayı sürdürme olarak iki aşamada mütalâa edilmiştir. Şöyle ki: İştirak halinde mülkiyet durumunda olan bir taşınmaza elatan üçüncü kişiye karşı bir ortak tek başına dava açabilir....


