WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Mirasçılıktan çıkarmanın iptali K A R A R Davacılar vekili, davanın kısmen kabulüne ilişkin hükme karşı temyiz isteğinde bulunmuştur. 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 434/2. maddesine göre, temyiz isteği harca tabi ise harcın yatırıldığı tarihte hükmün temyiz edildiği kabul edilir. "Temyiz başvuru harcının" dayanağı 5766 sayılı Kanunun 11. maddesi hükmü gereği 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (1) sayılı Tarifesinin (A) Mahkeme Harçları bölümünün sonuna (IV) nolu bölüm halinde eklenen "temyiz başvuru harcı" düzenlemesidir. "Temyiz karar harcının" dayanağı ise HMK'nun 344 (HUMK'nun 434/2.) maddesi ve 10.05.1965 tarih 1965/1 Esas, 1965/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararıdır....

-K A R A R- Asıl davada, davacı vekili, müvekkillerinin 04.11.2008 tarih ve 115 sayılı davalı kooperatifin yönetim kurulu kararı ile üyelikten çıkarıldıklarını, çıkarma kararına gerekçe olarak anasözleşmenin 16. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendinde yer alan "Kooperatife girişte ortaklık şartlarını taşımadıkları sonradan anlaşılanlar veya bu şartlardan birini kaybedenler yönetim kurulu kararı ile ortaklıktan çıkarılır." hükmünün gerekçe gösterildiği, sebep gösterilmeden keyfi olarak çıkarma kararının verildiğini ileri sürerek, üyelikten çıkarma kararının iptaline ve kooperatif ortaklığının devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....

İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin anılan anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır....

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının, hakkında yönetim kurulunca verilen çıkarma kararını 2006 yılı Temmuz ayı ilk haftasında öğrenmesi sonrasında genel kurula 11.10.2006 tarihinde itiraz ettiği, genel kurulca bu konuda bir karar verilmeden 09.11.2006 tarihinde dava açıldığı, anasözleşmenin 14. maddesinde yönetim kurulunun verdiği çıkarma kararına karşı genel kurula itiraz edildiği taktirde dava açılamayacağının düzenlendiği ve çıkarma kararı nedeniyle maddi zararının bulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir....

Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine;Dairemizin ....01.2012 tarih ve 2011/4196 Esas 2012/63 Karar sayılı ilamıyla;dava konusu paranın hesaba girişi sonrası, yönetim kurulunca alınan çıkarma kararının benimsendiği anlamında verilen ve ....06.2003 tarihli kooperatif genel kurulunca alınan yeni çıkarma kararının, davalı ortağa tebliğ edilip edilmediğinin dosya kapsamından anlaşılamadığından,bu çıkarma kararının davalıya tebliğ edilip edilmediği araştırılmadan, yönetim kurulunca verilen çıkarma kararının kesinleştiğinden bahisle davaya konu paranın çıkma payı olarak kabulünün doğru olmadığı gibi, davalının hesaptaki paranın alınmasına bir diyeceğinin olmadığını bildirmesine ve Halk ...'...

Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (26.05.2008 gün ve 2007/35929 Esas, 2008/12484 Karar sayılı ilamımız). Dosya içeriğine göre somut uyuşmazlıkta, mahkemece davacının çalışanları işe alma ve işten çıkarma yetkisi olmadığından bahisle işveren vekili olmadığı kabul edilmiş ise de işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunma koşulunun işyerinde görevli işveren vekilleri bakımından gerçekleşmesi gerekmektedir. İşletmenin bütünü sevk ve idare eden işveren vekilleri başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılmaktadır....

, tarafların bir araya geleceği ve görüşecekleri, çözüme elverişli uygun bir yol bulunmaz ise önce verimi az olan, sonra liyakatsiz, daha sonra sırası ile işe son giren, ceza gören, kendi arzusu ile ayrılan işçilerin çıkarılacağı, işe yeni almada da çıkarılan bu işlerin davet edileceği” düzenlemesine yer verildiği, davalı işverenin ile sendika arasında bir bildirim ve görüşme bulunmadığı, gerek 4857 sayılı İş Kanunu’nun 29. maddesindeki kuralın ve gerekse davalının taraf olduğu Toplu İş Sözleşmesindeki toplu işçi çıkarma kuralının biçimsel açıdan işvereni bağlayan kurallar olduğu, davalı işverenin bu kurallardaki biçimsel kurallara uymamak için ekonomik krizden dolayı etkilendiğini belirterek işletme ve işyeri gerekleri ile kısa sürelerle birden fazla ancak süreç içinde bakıldığında toplu işçi çıkarma sayılan işçinin iş sözleşmelerini feshettiği, davalı işverenin bu şekildeki davranışının, 29. maddedeki ve Toplu İş Sözleşmesindeki toplu işçi çıkarma kuralını bertaraf etmeye yönelik ve...

bildirileceği, tarafların bir araya geleceği ve görüşecekleri, çözüme elverişli uygun bir yol bulunmaz ise önce verimi az olan, sonra liyakatsiz, daha sonra sırası ile işe son giren, ceza gören, kendi arzusu ile ayrılan işçilerin çıkarılacağı, işe yeni almada da çıkarılan bu işlerin davet edileceği” düzenlemesine yer verildiği, davalı işverenin ile sendika arasında bir bildirim ve görüşme bulunmadığı, gerek 4857 sayılı İş Kanunu’nun 29. maddesindeki kuralın ve gerekse davalının taraf olduğu Toplu İş Sözleşmesindeki toplu işçi çıkarma kuralının biçimsel açıdan işvereni bağlayan kurallar olduğu, davalı işverenin bu kurallardaki biçimsel kurallara uymamak için ekonomik krizden dolayı etkilendiğini belirterek işletme ve işyeri gerekleri ile kısa sürelerle birden fazla ancak süreç içinde bakıldığında toplu işçi çıkarma sayılan işçinin iş sözleşmelerini feshettiği, davalı işverenin bu şekildeki davranışının, 29. maddedeki ve Toplu İş Sözleşmesindeki toplu işçi çıkarma kuralını bertaraf etmeye...

bildirileceği, tarafların bir araya geleceği ve görüşecekleri, çözüme elverişli uygun bir yol bulunmaz ise önce verimi az olan, sonra liyakatsiz, daha sonra sırası ile işe son giren, ceza gören, kendi arzusu ile ayrılan işçilerin çıkarılacağı, işe yeni almada da çıkarılan bu işlerin davet edileceği” düzenlemesine yer verildiği, davalı işverenin ile sendika arasında bir bildirim ve görüşme bulunmadığı, gerek 4857 sayılı İş Kanunu’nun 29. maddesindeki kuralın ve gerekse davalının taraf olduğu Toplu İş Sözleşmesindeki toplu işçi çıkarma kuralının biçimsel açıdan işvereni bağlayan kurallar olduğu, davalı işverenin bu kurallardaki biçimsel kurallara uymamak için ekonomik krizden dolayı etkilendiğini belirterek işletme ve işyeri gerekleri ile kısa sürelerle birden fazla ancak süreç içinde bakıldığında toplu işçi çıkarma sayılan işçinin iş sözleşmelerini feshettiği, davalı işverenin bu şekildeki davranışının, 29. maddedeki ve Toplu İş Sözleşmesindeki toplu işçi çıkarma kuralını bertaraf etmeye...

bildirileceği, tarafların bir araya geleceği ve görüşecekleri, çözüme elverişli uygun bir yol bulunmaz ise önce verimi az olan, sonra liyakatsiz, daha sonra sırası ile işe son giren, ceza gören, kendi arzusu ile ayrılan işçilerin çıkarılacağı, işe yeni almada da çıkarılan bu işlerin davet edileceği” düzenlemesine yer verildiği, davalı işverenin ile sendika arasında bir bildirim ve görüşme bulunmadığı, gerek 4857 sayılı İş Kanunu’nun 29. maddesindeki kuralın ve gerekse davalının taraf olduğu Toplu İş Sözleşmesindeki toplu işçi çıkarma kuralının biçimsel açıdan işvereni bağlayan kurallar olduğu, davalı işverenin bu kurallardaki biçimsel kurallara uymamak için ekonomik krizden dolayı etkilendiğini belirterek işletme ve işyeri gerekleri ile kısa sürelerle birden fazla ancak süreç içinde bakıldığında toplu işçi çıkarma sayılan işçinin iş sözleşmelerini feshettiği, davalı işverenin bu şekildeki davranışının, 29. maddedeki ve Toplu İş Sözleşmesindeki toplu işçi çıkarma kuralını bertaraf etmeye...

UYAP Entegrasyonu