"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Mirastan Çıkarma Sebebinin Tespiti - Manevi Tazminat Taraflar arasındaki davanın birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm her iki dava yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine,peşin alınan harcın mahsubuna, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 09.04.2007...
c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin gözetilmemesi, 6)Hint kenevir tohumları hakkında, koşulları oluşmadığı halde müsadere kararı verilmesi, 7)İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından tanık numune olarak alınan uyuşturucu maddenin müsaderesi konusunda karar verilmemesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca sanık ...’in sonuç ceza yönünden kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 11.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Davalılar, mirasbırakan ile davacı arasında resmi şekilde mirastan feragat sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme gereğince davacının miras hakkının kalmadığını, sözleşmenin baskı altında imzalattırıldığı iddiasının doğru olmadığını, ayrıca, miras bırakanın geçerli olduğunu bildiği ve düşündüğü mirastan feragat sözleşmesine istinaden kendilerine mal paylaştırdığını, mal kaçırma kastının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, evlilik öncesi yapılan mirastan feragat sözleşmesinin geciktirici şarta bağlı olarak yapılan bir sözleşme olduğu, evliliğin gerçekleşmesi ile miras bırakan ...'in muhtemel mirasçısı olan davacının mirasçılık sıfatını yitirdiği,ayrıca sözleşmenin baskı altında imzalatıldığı iddiasının kanıtlanamadığı gibi miras bırakanın ölüm tarihine kadar sözleşmenin iptali için bir dava açılmadığı, mirasçılık sıfatını yitiren davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir....
Ö.. lehine tek taraflı mirastan feragat sözleşmesi düzenlediklerinden, feragat nedeniyle sadece R.. F.. Ö..'ın çocuklarının M.. R.. P.. Y..'un yasal mirasçısı olduklarınını tespiti ile İstanbul 19. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen mirasçılık belgesinin iptaliyle yeni mirasçılık belgesi verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile davalılar G... T.. Y.. ve E.. G.. Y..'un anneleri R.. P.. Y..'dan intikal edecek miras haklarından kardeşleri R.. F..Ö.. lehine feragat etmeleri nedeniyle İstanbul 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/427 Esas, 2012/690 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptaline, yeni mirasçılık belgesi verilmesine dair talebin reddine karar vermiştir. Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir. TMK'nın "mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmeler" başlıklı 678. maddesinin "Mirasbırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmeler geçerli değildir....
” sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 53. maddesinin 1. fıkrasının a, b, d, e bentlerinde belirtilen haklardan yoksunluğun ise, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden, yoksunluğun tümü için koşullu salıverilmeye kadar sürmesine karar verilmesi, b-Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce suça konu uyuşturucu maddelerden alınan şahit numunenin müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı, sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak bu durumun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi ve eksikliğin giderilmesi mümkün bulunduğundan; a- TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine “Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli...
Davada; vasiyetçinin vasiyetname düzenlerken tasarruf ehliyetinin bulunmadığı ve diğer mirasçıları mirastan mahrum etmek sebeplerinin de bulunmadığı iddiasına dayanılarak; vasiyetnamenin iptali istenilmiştir. Murisin vasiyetnamenin düzenlenmesi sırasında hukuki ehliyetinin tespiti uzmanlık gerektirir. Bu nedenle, mahkemece; dosya tümü ile....gönderilmiş ve rapor aldırılmıştır. Raporda; "...Akit tarihinde fiil ehliyetini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede herhangi akıl hastalığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama hali içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye de rastlanmadığı gibi kişide mevcut sistemik hastalıkların da tek başına fiil ehliyetini etkilemeyeceği, bu duruma göre .... vasiyetname düzenlendiği 10.06.2008 tarihi itibariyle fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğu oybirliği ile mütalaa olunur" denilmektedir. Bu duruma göre, davacıların, vasiyetçinin fiil ehliyetinin bulunmadığı iddiaları alınan raporla çürütülmüş bulunmaktadır....
Noterliğinin 15777 Yevmiye numaralı ve 30.06.2010 tarihli mirastan feragat sözleşmesi ile feragat ettiği dolayısıyla mirasçılık sıfatını kaybettiği, davacının, müteveffa açısından mirasçı olmadığı sabit olmakla dava konusu taşınmaz açısından aile konutu olduğunun tespiti istemli açılan iş bu davada hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekili davanın reddi yönünden, davalılar vekili mahkemenin ret kararı kişisel mal olması, mirastan feragat sözleşmesi nedeniyle mirasçı olamayacağı, konutun aile konutu olmaması nedeni ile ret kararı verilmemesinin hatalı olduğu, ret gerekçesinin eksik olması nedeniyle kararı istinaf etmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2022 tarihli kararı ile açılan dava 1751 parselde bulunan konutun murisin ölümünden önceki dönemlerde aile konutu olarak kullanıldığının tespitine ilişkin tespit davası olduğu anlaşıldığı, resen kamu düzenin ilgilendiren haller ile tarafların istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda...
Ancak; 1-Olay yerinde keşif yapılıp suça konu hayvanların çalındığı ahırın müştekinin evinin eklentisi olup olmadığı tespiti edilerek suç vasfının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 142/2-g maddesiyle hüküm kurulması , 2-Suç tarihinde mala zarar verme suçunun uzlaşmaya tabi suçlardan olması nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Yasanın 253. maddesindeki yöntem izlenerek uzlaşma girişiminde bulunulması gerektiğinin gözetilmemesi, 3-5237 sayılı TCK'nın 53/1 maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) fıkralarındaki haklardan yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin ikinci fıkrasına,5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş...
yoksunluğun“ sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Asliye Ceza Mahkemesi'nin 10.06.2008 tarih 2008/255 Esas, 2008/351 Karar sayılı ilamı ile 1 yıl 8 ay hapis cezasının verildiği ve ertelendiği, kararın 18.06.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından, söz konusu dosyanın bu dosya içerisine getirtilerek, işlemlerin aynı tarihte yapılmış olduğunun tespiti halinde davanın reddinin gerektiği, farklı tarihlerde makul süre aşılmadan yapılmış olması halinde mevcut davanın 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç oluşturup oluşturmayacağı, farklı tarihlerde ancak makul sürenin aşılması halinde ise ayrı bir suç kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, tartışılmadan eksik araştırmaya dayalı olarak sanık hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi, Kabule göre ise; 2- TCK'nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki "velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun" sanığın sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun...


