ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/12/2013 NUMARASI : 2013/73-2013/787 Taraflar arasında görülen davada;Davacılar; ortak mirasbırakanları ......................’nın maliki olduğu 155 ada, 36 , 108 ada, 47, 102 ada, 23, 103 ada, 36 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti sırasında bir kısmının harici satış bir kısmının ise bağış, 141 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın ise senetsizden zilyetliğinin devri yoluyla ikinci eşi olan davalı adına tespit ve tescil edildiğini, mirastan mal kaçırmanın amaçlandığını, kadastro tespitinin 23/03/2002 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının miras payları oranında iptal ve tesciline karar verilmesi istemişlerdir.Davalı; çekişmeli taşınmazların kendisine ait olduğunu, kadastro tespiti sırasında da adına tescil edildiğini, davacıların murisleri ile hiç ilgilenmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece; çekişmeye konu taşınmazlardan 155 ada, 36 ve 108 ada, 47 parsel sayılı taşınmazların kadastro sırasında bağış yoluyla...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, ortak mirasbırakanları ...’a ait dava konusu 111 ada 9 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında dava dışı oğlu.... adına tespit ve tescil edildiğini, sonrasında ...’un ölümü ile tek mirasçısı davalı kızına intikal ettiğini, bu durumu kardeşleri ...müyle öğrendiklerini, mirastan tamamen yoksun bırakıldıklarını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile taşınmazın muris ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesi istemişlerdir....
in 190 ada 8 ve 186 ada 10 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını torunu olan davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile tüm mirasçılar adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazların rayiç değerinin tespiti ile şimdilik 10.000 TL'nin davalıdan tahsilini istemiş, yargılama aşamasında talebini daraltarak isteğini yalnız miras payına hasretmiştir. Davalı, mirasbırakanın ölüm tarihinden 32 yıl geçtikten sonra taşınmazların değerlenmesi üzerine kötüniyetli olarak dava açıldığını, iddiaların doğru olmadığını, taşınmazların bedeli karşılığında satın alındığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2....
a teslim edilmediğini, 10 ay gibi kısa bir süre sonra 29.12.1988 tarihli noter işlemi ile dava konusu taşınmazların ... tarafından davalılara satıldığını ve 07.06.1995 tarihli kadastro tespiti ile de 108 ada 2, 103 ada 10, 114 ada 78 ve 111 ada 60 parsel numaraları ile davalılar adlarına tespit ve tescil edildiğini, yapılan işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların davalılar adlarına olan tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar, davanın hak düşürücü süreye uğradığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davacı ... yönünden feragat nedeni ile diğer davacı yönünden ise tapusuz taşınmazların mülkiyetinin zilyetliğin devri sureti ile geçtiği bu tür temliklerin muris muvazaasına konu yapılmalarının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir....
yapıldığına ve aldatma özelliği olup olmadığına dair görüş belirtilmesi sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeyerek, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre, c-TCK’nın 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, d-5237 sayılı TCK.nın 53.maddesinin (1), (2), ve (4) numaralı fıkralarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 08.10.2015 tarihli ve E.2014/140, K.2015/85 sayılı kısmi iptal kararının, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden bu yönde de değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle...
ye yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan sadece kendi alt soyu üzerindeki velâyet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındakiler üzerindeki velâyet, vesayet ve kayyımlık yetkileri bakımından yoksunluğun cezanın infazının tamamlanmasına kadar uygulanacağı gözetilmeden, 53/1-c maddesindeki hakların tamamından yoksunluğun koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanmasına karar verilmesi, Kanuna aykırı sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden duruşma yapmaksızın CMUK.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanığın mağdure Diclehan'a yönelik eylemi ile ilgili kurulan hükmün B-4 fıkrasında yer...
tarihine kadar süreceği, alt soyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, 3-) T.C....
Ancak; 1- Oluş, kabul ve dosya içeriğine göre hırsızlık suçunun 05.00-05.30 saatleri arasında işlendiğinin anlaşılması karşısında suçun geceleyin işlendiğine dair kanıtlar karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, 5237 sayılı TCK.nun 143. maddesi ile uygulama yapılarak sanığa fazla ceza verilmesi, 2- Yaşı küçüklüğü nedeniyle ayrı soruşturma yürütülen sanık Hüseyin Köse'nin soruşturmada C.Savcısına verdiği ifadesinde suça konu çalınan bilgisayar ile fotoğraf makinesini bıraktıkları yeri jandarmaya gösterdiklerini ifade etmiş olması karşısında bu anlatımın doğruluğu araştırılarak, doğru olduğunun tespiti halinde soruşturmada yapılan kısmi iade nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 168. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına onay verip vermediği yakınandan sorularak sonucuna göre hüküm kurulması zorunluluğunun gözetilmemesi, 3- Velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan yoksunluğun 5237 sayılı TCY.nın 53/3. maddesi uyarınca yalnızca kendi alt soyundaki kişiler...
koşullu salıverme tarihine, aynı maddenin diğer haklar ile a,b,d ve e bentlerindeki hak yoksunluğun ise infaz tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması, ayrıca T.C....
ın yakalandığı anlaşılmakla; bu eylemlerinden dolayı cezalandırılamayacaklarının gözetilmemesi, 4-Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine, aynı maddenin diğer haklar ile a,b,d ve e bentlerindeki hak yoksunluğun ise infaz tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması, ayrıca T.C. Anayasa Mahkemesi'nin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ......


