WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

Davacılar, mirasbırakan babalarının 13 parsel sayılı taşınmazının yarı payını davalı ikinci eşine satış suretiyle temlik ettiğini, işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek payları oranında tapu iptali-tescile karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, taşınmazdaki binayı mirasbırakan eşi ile birlikte yaptırdıklarını, kendisinin de para katkısı sağladığını belirtip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, işlemin mirastan mal kaçırma amacıyla muvazaalı biçimde yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakanın, tamamı adına kayıtlı olan davaya konu 13 parsel(505 m2. arsa) sayılı taşınmazının yarı payını üzerinde bırakıp diğer yarı payını 16.08.1994 tarihli resmi akitte ikinci eşi olan davalı ...'ye sattığı; mirasbırakan 08.01.2014 tarihinde vefat edince, geride mirasçısı olarak 1978'de evlendiği ikinci eşi ... ile ondan olma çocukları ..., ..., ..., ... ve ilk eşinden olma çocukları ... ve ...'...

koşullu salıverme tarihine, aynı maddenin diğer haklar ile a, b, d ve e bentlerindeki hak yoksunluğun ise infaz tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması, ayrıca T.C....

ile ilgili gerekçeli kararda hiçbir değerlendirme yapılmadan eksik araştırma ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak hüküm kurulması, Kabule göre de; 1-5237 sayılı TCK.nın 53.maddesinin (1), (2), ve (4) numaralı fıkralarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 08.10.2015 tarihli ve E.2014/140, K.2015/85 sayılı kısmi iptal kararının, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden bu yönde değerlendirme yapılmaması, 2-TCK’nın 53.maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken...

Ancak; 1- TCK'nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun infaz tarihine kadar; sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar uygulanmasına karar verilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması, 2- 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine göre iştirak halinde suç işleyen sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiği düşünüldüğünde, hüküm kısmında “müştereken ve müteselsilen” denilmek suretiyle yargılama giderlerinin sanıklardan hangi oranda tahsil edileceğinin belirtilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ...'...

Ancak; 1- TCK'nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun infaz tarihine kadar; sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar uygulanmasına karar verilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması, 2- 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine göre iştirak halinde suç işleyen sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiği düşünüldüğünde, hüküm kısmında “müştereken ve müteselsilen” denilmek suretiyle yargılama giderlerinin sanıklardan hangi oranda tahsil edileceğinin belirtilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ...'...

salıverme tarihine, aynı maddenin diğer haklar ile a,d ve e bentlerindeki hak yoksunluğun ise infaz tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması, ayrıca T.C....

Sulh Hukuk Mahkemesinde açtıkları tereke tespiti davasında tespit olunacak çok sayıda taşınmazı mirastan mal kaçırmak amacıyla üçüncü kişilere ve davalılara devrettiğini, satış bedellerini diğer iki mirasçıya verdiğini ileri sürerek, tapu iptali ile miras payları oranında tescile, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Davacının verilen kesin süreye rağmen dava dilekçesine ilişkin açıklamada bulunmadığı gerekçesiyle kesin süreden davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece “...Bu durumda, davacı tarafından açılan terekenin tespitine ilişkin davanın sonucunun beklenmesi gerekirken aksi düşünceyle yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir...” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hâkimi ...' nün raporu okundu, düşüncesi alındı....

ın 1328 ve 2336 parsel sayılı taşınmazlarını mirastan mal kaçırmak amacıyla davalı oğluna bağış suretiyle devrettiğini, bu taşınmazlardan 2336 parsel ile komşu 2336 parselin kadastro tespiti sırasında karıştığının ve gerçekte 2335 parselin murise ait olduğunun anlaşılması üzerine davalının 2336 parseli sahibine temlik etmek, 2335 parseli de kendisi almak suretiyle hatanın giderildiğini ileri sürerek, davalı adına olan kayıtların iptali ile miras payları oranında tescile, mümkün olmadığı takdirde ise tenkise karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, 2335 parsel sayılı taşınmazın miras bırakan ile ilgisinin olmayıp üçüncü kişiden satın aldığını, öte yandan temlik dışı çok sayıda taşınmaz bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın temliklerine dayanak akitlerin geçerli olduğu ve davacıların saklı paylarına tecavüz edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir....

. - K A R A R - Dava, davacının murisi ... ...' nun keşidecisi davalının lehtarı bulunduğu 05.07.1999 tanzim 09.11.1999 vadeli 100.000.000.000 TL' lik bono ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin eşinden kalan mirastan mahrum kılınmaya çalışıldığını, borcun gerçek borç olmadığını, 80 yaşındaki bir kişinin ölümünden bir yıl önce bu kadar borç para almasının mantığı olmadığını belirtmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, bonodaki imzanın murisin eli ürünü olduğu, hile ve hata iddiasının kanıtlanamadığını, davacının yemin hakkınıda kullanmadığını bu nedenle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....

. - K A R A R - Dava, keşidecisi davacının murisi (eşi) ... (...), lehdarı davalı ... olan 15.07.2005 tanzim tarihli bononun gerçek borcu yansıtmadığı, davacı mirasçının mirastan para almaması için düzenlendiğini, bu nedenle bono ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalı vekili, davacının iddiasını yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre bononun bedelsiz olduğunun yazılı delille kanıtlanamadığı, vadenin yazılı olmamasının bonoyu geçersiz kılmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....

UYAP Entegrasyonu