WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/01/2014 NUMARASI : 2009/489-2014/62 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;Davacılar, kadastro tespiti sırasında davalıların mirasbırakanı..................... adına tescil edilen 130 ada 2 parsel sayılı taşınmazın, ortak mirasbırakan babaları M.. S..'e ait olduğunu, mirasbırakan M.. S..'in mirastan mal kaçırmak amacıyla taşınmazı davalıların mirasbırakanı adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, tapu iptali ile tescile ve tenkise karar verilmesini istemişlerdir.Davalılar, iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın senetsizden davalıların mirasbırakanı Reşit Süner adına tespit edildiği, mirasbırakan M.. S.. tarafından yapılan bir temliken bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi...................'ın raporu okundu, düşüncesi alındı....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki mirastan feragatin tespiti davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 06/02/2020 gün ve 2019/988 Esas, 2020/1379 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen hususlar daha önce temyiz nedeni yapılmıştır. Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, Dairemizce de benimsenen ve Yargıtay bozma ilamı uyarınca bozmaya uygun olarak verilen mahkeme kararı gerekçesine göre, ilamımız usul ve yasaya uygun olup, düzeltilmesini gerektirir bir neden bulunmadığından, HUMK’nun 440. maddesindeki nedenlerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir....

Ancak; 1- Sanığın aşamalarda değişmeyen ısrarlı savunmasında; eşyaların ele geçtiği yeri kardeşi ile birlikte kullandıklarını, kardeşiyle aralarında mirastan kaynaklı husumet olduğunu belirtmesi karşısında savunması yeterince tartışılıp reddedilmeden yetersiz gerekçeyle hükümlülük kararı verilmesi, 2- M.. D..'ün BEDAŞ şirketini temsile yetkisi olup olmadığı açıkça belirlenmeden, suça konu malzemelerin anılan şirkete ait olup olmadığı ve çalındığına ilişkin bir tespitlerinin bulunup bulunmadığı, ekonomik bir değeri olup olmadığı hususlarında değerlendirme yapılması sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespiti yerine eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık H.. D.. ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 26.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Diğer taraftan, davacıların 16.10.1975 tarihinde düzenlenen mirastan feragat sözleşmesi ile, babaları ...'ın ölümü halinde intikal edecek 3647, 3649, 3650 ve 3642 parsellerdeki miras haklarından ve bu gayrimenkullerdeki mahfuz hak ve hisselerinden diğer mirasçı ... oğlu ... adına ve lehine olmak üzere ivazsız olarak feragat ettikleri anlaşılmaktadır. O hâlde, dosya kapsamı ve özellikle, asıl davada mirasçı davacıların çekişme konusu edilen taşınmazlardaki miras paylarından usulüne uygun düzenlenmiş mirastan feragat sözleşmesi ile feragat etmiş oldukları gözetilerek asıl davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacıların bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün bu yönden ONANMASINA. Davacıların öteki temyiz itirazlarına gelince; yukarıda açıklandığı şekilde davacıların 16.10.1975 tarihli mirastan feragat sözleşmesi ile kardeşleri ... oğlu ... lehine mirastan feragat ettikleri açık olup, muris ...'...

ın çocukları olduğunu, davalının ise murisin ikinci eşi olduğunu, murisin 16/04/2009 tarihinde vefat ettiğini, tarafların miras bırakanın sağlığında 06/04/2006 tarihinde İsviçre'de Noter nezdinde murisinde katıldığı miras sözleşmesi ve mirastan feragat beyanı düzenlediklerini, sözleşmede davalı ...'...

Dava, dava dilekçesindeki anlatım ile ileri sürülen sebepler birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinin kabul ettiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 317 ve devamı maddelerde düzenlenen evlatlık ilişkisinin kaldırılması değil, aynı kanunun 510 ve devamı maddeleri kapsamında düzenlenen evlatlık görevlerini yerine getirmeyen davalının mirasçılıktan çıkarma (mirastan ıskat) istemine ilişkindir. Davanın nitelemesinin doğru şekilde yapılması halinde yani davanın evlatlık ilişkisinin kaldırılması mı yoksa mirasçılıktan çıkarma istemine mi ilişkin olduğunun tespiti halinde, başta davaya bakacak görevli Mahkeme değişeceği gibi, davanın hakdüşürücü süreye tabi olup olmaması, hakkın kullanılma şekli ve her iki dava türünün farklı sebeplere dayalı olması gibi önemli derecede ayrık hususlar olduğu dolayısı ile her iki dava türüne göre verilecek karar da farklı olacağı muhakkaktır....

Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda belirtilen ilkelere göre davalıya yapılan temliğin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunun kabulü karşısında ilk talep olan tapunun miras payı oranında iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile tenkise karar verilmesi isabetsizdir....

/1-c bendindeki velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı olup, sanık ... müdafii ile sanık ..., sanık ...'...

Kriminal Polis Laboratuvarınca suç konusu maddelerden alınan tanık numunelerin müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 3-) Sanıkların hükme esas alınan suç tarihlerinin ayrı ayrı gösterilmesi gerekirken “09.05.2011 tarihi ve sonrası” ibaresinin yazılması, 4-) TCK'nın 53. maddesi uygulanırken, TCK’nın 53. maddesinin (3.) fıkrası uyarınca 53/1-c madde ve bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanıkların kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, sanıkların kendi alt soyu dışındaki kişilerle ilgili, bu maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde öngörülen “velayet hakkı ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma yetkisi”nden yoksun bırakılmasının hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden, yoksunluğun tümü için koşullu salıverilmeye kadar sürmesine karar verilmesi ve hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren...

Somut olayda, muris Musa ile davacı Süleyman arasında 22.06.1998 tarihinde "Mirastan Feragat Sözleşmesi" imzalanmış 02.06.1998 ila 23.06.1998 tarihleri arasında yapıldığı öne sürülen temliklerle ilgili dava açılmış, aynı taraflar arasında "Mirastan Feragat Sözleşmesi"nden "Rücu (Fesih) Senedi" 24.02.2004 tarihinde düzenlenmiştir. Yani bir kısım temliklerin yapıldığı tarihte davacı murisin mirasçısı değildir ve mirasbırakanın başka mirasçısı yoksa bu temliklerle ilgili olarak davacının dava açması olanaksızdır. Ancak murisin başka mirasçısı var ise, davacının açtığı dava dinlenebilecektir. Öncelikle bu hususun tartışılması ve hükmün bu yönden bozulması gerekir. Bu nedenle çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyoruz. 23.06.2015...

UYAP Entegrasyonu