Noterliğinin 08.09.1999 tarihli, 5653 yevmiye sayılı düzenleme şeklindeki satış vaadi sözleşmesinde ...’ın, sözleşmeye konu taşınmazlardaki miras hak ve hisselerinin tamamını satmayı vadettiği izahtan varestedir. Öte yandan, 02.06.2015 ve 01.10.2015 tarihli celselerdeki davacı vekilinin beyanları gözetildiğinde bu hususun, davacı yanın da kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazlardaki davalı ... adına kayıtlı payların iptaline karar verilmişse de bu payların, hükmen tescil işlemi suretiyle davacı adına tescil olunduğu ne var ki hükmen tescile dayanak mahkeme kararları dosya içerisine alınmaksızın ve bu kararların miras hakkından kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılmaksızın hüküm tesisi doğru değildir....
Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanununun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanununun (TBK) 237., (Borçlar Kanununun (BK) 213.) ve Tapu Kanununun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini isteyebilirler. Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir....
Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler....
Denkleştirme(TMK 230 m) hariç, tasfiyeye konu malvarlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır(TMK 227/1 m). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler(TMK 227/2 m). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır. Artık değere katılma alacağı ise; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının(TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin(TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır(TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur....
Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07/11/2014 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22/03/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Dava, önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin ... ili, ... ilçesi 2606 ada 9 parsel sayılı taşınmazda kain 3 numaralı bağımsız bölümün hissedarı olduğunu, dava konusu taşınmazın dava dışı eski paydaşı tarafından bir kısım payının davalıya satıldığını, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir....
Elbirliği mülkiyetinde, ortakların davaya katılmaları sağlanamaz ise miras bırakanın terekesine temsilci atanması sağlanarak temsilci huzuruyla dava yürütülür. Dava hakkına ilişkin olan bu hususların mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulması gerekir. Kimlerin ihtiyacı için tahliye davası açılabileceği TBK.’nun 350. maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Sözü edilen madde hükmüne göre kiraya veren veya kiraya veren durumunda olmayan malik ancak kendisinin, eşinin alt soyu ve üst soyunun veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut (veya işyeri) ihtiyacı için dava açabilir. Olayımıza gelince; Dava konusu taşınmazın, dava dışı Yapı Kredi Finansal Kiralama Anonim Ortaklığı adına kayıtlı olduğu, davacının taşınmazı finansal kiralama sözleşmesi ile kiraladığı anlaşılmıştır. Finansal kiralama sözleşmesi, finansal kiracıya mülkiyet hakkından kaynaklanan haklar vermemektedir. Mülkiyet hakkı finansal kira sözleşmesinin kiraya verenine aittir....
Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237., (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 111 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 24.06.2002 tarihinde, 102 ada 16 parsel 2 nolu bağımsız bölümün 11.08.2004 tarihinde muris Hasan adına satış yoluyla tescil edildiği, muris Hasan'ın vefatıyla 08.07.2015 tarihinde mirasçılarına intikal ettiği, 111 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki hissesini davacının 09.06.2017 tarihinde devrettiği; zamanaşımın dolmadığı; katılma alacağı ve terekeden kaynaklanan hakların aynı olmayıp ayrı ayrı talep edilebileceği, miras hakkının yasal mal rejimi tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağından bağımsız olarak talep edilebileceği, mirastan feragat ve mirasın reddinin dahi katılma alacağı bakımından feragat anlamına gelmeyeceği, davacının edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan alacak hakkından vazgeçtiğine dair dosyada somut bir beyanı da olmadığı, davacının katılma alacağına yönelik talebi hakkında davanın esasının incelenmesi gerektiği...
Mahkemece, 5 numaralı bağımsız bölüm için davalı tarafça babasından miras yolu ile gelen para ile alındığı iddiasında bulunulduğu, fakat miras gelen bu paradan yalnızca 10.000 TL ‘nın kapora olarak kullanıldığı kabul edilerek , katılma alacağı hesabında 10.000 TL yönünden davalı lehine denkleştirme yapıldıktan sonra , davacı kadının 153.219 TL katılma alacağı olduğuna hükmedilmiş, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, dava dışı 163 parselin davalıya miras yoluyla intikal eden taşınmaz olduğu, bu taşınmazda davalının 24/80 hisse sahibi bulunduğu, bu taşınmazın 29.01.2004 tarihinde 129.000 TL bedelle satıldığı, miras kalan taşınmazın satışı ile dava konusu taşınmazın alım tarihi arasındaki süre dikkate alındığında davalının savunmasına itibar etmek gerektiği, buna göre, satıştan elde edilen bedelin davalı hissesine düşen miktarı olan 38.700 TL ile davalının kişisel malı ile katkıda bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle, 119.391...


