DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan işbu dava miras hakkından kaynaklanan alacak isteminden ibarettir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta tarafların tacir olup olmadığına ilişkin araştırma yapılmış olup; Gelir İdaresi Başkanlığı ve Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yazı cevapları doğrultusunda tarafların tacir olmadıkları anlaşılmıştır. Ayrıca taraflar arasındaki ihtilafın muris ...'...
Elbette miras bırakan saklı pay dışındaki mallarını kanunların öngördüğü biçimde serbestçe tasarruf etme ve başkasına dilediği gibi temlik etme hakkına sahiptir. Ancak mallarını kanuna uymayan şekilde temlik ettiği takdirde, öldükten sonra zarar gören mirasçının bu tasarrufa karşı koyma, geçersizliğinin tespitini isteme hakkının bulunduğunun da kabulü gerekir. Öteki deyişle, miras bırakanın nasıl ki saklı pay dışındaki mallarını kanuna uygun biçimde devretme hakkı varsa, mirasçının da miras bırakanın kanuna aykırı biçimde düzenlediği ve kendisini miras hakkından yoksun bırakan hukuki tasarruflarına karşı koyma, yapılan temlik ve tescilin iptalini isteme hakkı vardır. Asıl olan miras bırakanın terekesinin kanunlarda öngörülen şekilde mirasçılarına intikal etmesidir. Miras bırakanın saklı pay dışındaki mallarda dilediği gibi tasarruf etme hakkı varsa da, bu temliki yaparken kanunlarda öngörülen şekil koşuluna uymak zorundadır....
Hesaplanan tazminat tutarından, sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat mahsup edilirken, her bir davacı yönünden hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından, sigorta şirketi tarafından her davacı için ayrı ayrı ödenen tazminat tutarlarının mahsubu ile sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde, destekten yoksun kalma tazminatı isteminin miras hakkından bağımsız olduğu gözardı edilerek davacılara sigorta şirketi tarafından ödenen toplam tazmınatın davacıların miras payına göre oranlama yapmak sureti ile mahsup edilmesi de doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı ... yararına BOZULMASINA, 825,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'ya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'...
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.08.2014 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.05.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: KA R A R Dava, önalım hakkına dayalı olarak tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalı vekili, tapuda satış olarak gerçekleştirilen işlemin gerçekte akrabalar arasında yapılmış bir hibe olduğunu bu nedenle önalım hakkının kullanılamayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; hibe iddiasının kanıtlanamadığı ve yasal şartların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair hüküm kurulmuştur. Hükmü davalı temyiz etmiştir....
Daha açık bir anlatımla, 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere bu muvazaa türünde miras bırakan, mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapuda kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu memuru önünde iradesini satış veya ölünceye kadar bakma akdi şeklinde açıklamaktadır. 6. Bu nedenle, miras bırakanın muvazaalı işlemi yaparken gerçek irade ve amacı mirasçılarından mal kaçırmak olmalıdır. Murisin mirasçılarından mal kaçırma amacının bulunmaması hâlinde 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararını uygulama olanağı bulunmamaktadır. 7. Muris muvazaasına dayalı olarak açılan davalarda ispat yükü ise muvazaanın varlığını iddia eden tarafa aittir....
Birleştirme Kararı, miras bırakanın tapulu taşınmazlarının temliklerinde yaptığı muvazaalı işlemlere ilişkindir. 23....
A..’ın mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla 321, 495, 496, 194 ada 13, 471 parsel sayılı taşınmazları satış ve hibe ile davalılara temlik ettiğini, yine murisin 23.02.2006 tarihli vasiyetnameyi tanzim ederek kendilerini miras hakkından yoksun bıraktığını, vasiyetnamenin kızı Ü..’ün baskı ve telkinleri ile düzenlendiğini, iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürerek muris muvazaası nedeniyle tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmadığı taktirde bedellerinin faizi ile birlikte tahsiline, vasiyetname ile davalılara yapılan kazandırmaların iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, tüm gayrimenkul, menkul ve ticari işletmelerin gelir ve iratlarının tasarruf tarihinden dava tarihine kadar faiziyle tahsiline, olmadığı taktirde tenkisine karar verilmesini istemişlerdir....
Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satış sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir....
Davacı ile davalı ...’nin beyanlarının davalı ...’ı miras hakkından yoksun bırakmaya yönelik olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. Şu halde, taşınmazlar Vesile'den değil ortak miras bırakan ...'den kaldığına ve davalı ...'nında miras payından kaynaklanan hakkı bulunduğuna göre mahkemece bu yöndeki görüşünü ortaya koyması gerekir. Davalı ...’ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı olan yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene davalı ...'a iadesine 12.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....


