hükümlere dayanarak menfi tespit davası açmasında hukuki menfaatinin bulunduğunu beyanla müvekkilinin davalılara davaya konu ......
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü....
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Diğer bir değişle, alacaklı olduğunu iddia eden kişi borcunun dayandığı hukuki sebebi ve onun geçerli olduğunu ispat etmek zorundadır. Ancak alacaklı kıymetli evraka dayalı alacağını talep ettiğinde ispat soyutluğu karinesi nedeniyle sebep göstermek zorunda değildir. Alacaklı, kıymetli evrak sunarak iddiasını ispatlamış kabul edilmektedir. Artık borcunun olmadığını ispatlamak zorunda olan borçludur. İspat yükü borçluya yani davacıya geçmiştir. Davacı tarafın borçlu olmadığına ilişkin iddialarını; çekin elinden rızası dışında çıktığına dayandırdığı görülmektedir....
in beyanları da dikkate alındığında, sözleşmenin tarafı olan ve ayrı bir tüzel kişiliğe sahip dava dışı şirketin yokluğunda akdi ilişki ve bu ilişkiye istinaden ödenen bedellerin iadesi koşulları yönüyle değerlendirme yapılabilmesi ve icra takibine sıkı sıkıya bağlı olan davanın ve takibin tarafı olmayanları bağlar şekilde karar verilebilmesi olanağı da bulunmadığının, davacı borçlunun pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, bu bağlamda davacının menfi tespit davasında haklı olduğu, öte yandan dava aleyhine sonuçlanması nedeniyle davalının icra inkar tazminatı istem koşulları ile her ne kadar başlatılan icra takibi haksız görülmüşse de davalı alacaklı tarafından hesabına para gönderilen davacı aleyhine takip başlatılması nedeniyle kötüniyetli olarak kabul edilemeyeceğinden davacının kötüniyet tazminatı istem koşullarının oluşmadığı sonucuna ve vicdani kanaatine ulaşılmış, davanın kabulüne, tarafların tazminat istemlerinin ise reddine karar vermek gerekmiştir....
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) dair menfi tespit davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dava konusu 31.03.2016 tediye, 20.10.2015 tanzim tarihli 1.750.000,00 TL senetten ve bu senedin icraya konulduğu----. İcra Dairesi'nin ---- esas ve ----. İcra Dairesi'nin ---- esas sayılı dosyalarından dolayı davacının davalılara borçlu olup olmadığı, söz konusu senedin 30.10.2015 ve 19.10.2015 tarihli protokoller çerçevesinde verilen teminat senedi olup olmadığı hususlarında olduğu tespit edilmiştir.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalı(alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi sadece inkâr etmekle yetinir ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmüş ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalıya düşer....
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Tarih :09.04.2009 No :352-155 Taraflar arasındaki menfi tespit-senet iadesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkili ile davalının aralarında yapılan 26.04.2008 tarihli harici ve rızai devir sözleşmesi ile ......
Davacı eldeki davada konut satım sözleşmesinden dönmeden, hem sözleşmenin devamını ister şekilde müspet zarar olan kira kaybını, hem de sözleşmeyi sona erdirecek şekilde menfi zarar kapsamındaki masraflarla birlikte ödenen bedellerin tahsilini istemekle çelişkiye düşmüştür. Çünki bir sözleşmesel ilişkide menfi ve müspet zarar birlikte talep edilemez. Zira olumsuz zararın tazmini istenebiliyorsa borç hükümsüz sayılıyor demektir ki hüküm ifade etmeyen borcun ifasına ilişkin çıkarın tazmini istenemez. öte yandan davacının hem alıcı hem de tüketici sıfatı göz önüne alındığında davadışı borçlunun da temerrüdü gerçekleşmesi halinde davacı TBK 125. maddesinde yazılı seçimlik haklarından birini kullanabilecektir. Bedel iadesi sözleşmeden dönmenin, geç teslim nedeniyle kira ve diğer tazminatları istemekte ifanın devamını istemenin sonuçlarından biridir....
Asliye Ticaret Mahkemesi Tarihi :15.11.2013 Numarası :2012/434-2013/464 Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereği açılmış menfi tespit istemine ilişkindir. Davalılar reddini savunmuş, mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı ile dava dışı S... Müteahhitlik Ltd.Şti. arasında 495.000,00 TL bedelle mantolama ve sair inşaat işlerinin yapımı konusunda sözleşme imzalanmış, sözleşmeyi şirket adına davalı Y.. S.. imzalamıştır. Sözleşmenin 1.15. maddesinde, avans teminatından sözedilmiş, 305.000,00 TL avans ödeneceği kararlaştırılmış, ancak teminat miktarına ilişkin bedel gösterilmemiştir....
Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) sebebine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir. Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir....
DEĞERLENDİRME :Dava; icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir. 28/05/2014 tarihi itibarı ile yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/k bendinde "Ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişiler de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık vb sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır....


