Esas sayılı maddi - manevi tazminat talepli dava dosyasına ibraz ettiği 10.01.2023 tarihli dilekçesiyle, maddi tazminat davasına ilişkin zararın sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ile giderildiğini ve bu sebeplerle maddi tazminata ilişkin davadan feragat ettiklerini bildirmiştir. Vekaletnamesinden, davacı vekilinin feragatle yetkilendirilmiş olduğu görülmüştür. Davacının, daha ön inceleme aşamasında iken, maddi tazminat talebinden feragat etmesinin hemen akabinde mahkememizin ... Esas sayılı dava dosyasında 23.01.2023 tarihli ara karar ile, davacının davalı ... ... hakkındaki manevi tazminat talebinin dava dosyasından tefrikine karar verilmiş ve manevi tazminat talebi hakkındaki dava mahkememiz esasının yukarıdaki sırasına kaydedilmiştir....
Ancak; 1-Sanığın aşamalarda atılı mala zarar verme ve ... ...'a yönelik yaralama suçlarını işlemediğini savunduğu, katılanların evlerinin penceresinin ... camının kırıldığı ve ...'ın hazırlık beyanında bu camı sanık ...'in kırdığını anlatığı ve bu eylemden dolayı sanık ...'e ceza verildiği,ayrıca katılan ...'in sanık ... tarafından yaralandığının tanık ve katılanların beyanlarından açıkça anlaşılamadığı ve adli rapora konu yaralanmanın sanık ... tarafından gerçekleştirildiği gerekçesiyle sanık ...'in cezalandırıldığı gözetildiğinde; sanığın atılı mala zarar verme ve yaralama suçlarını işlediğine dair mahkumiyetine yetecek ve hukuka uygun delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde denetime olanak sağlayacak şekilde açıklanmadan yetersiz gerekçeyle ve eksik inceleme ile sanığın katılanlara yönelik mala zarar verme ve katılan ... ...'...
Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir teselli, bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir. Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır....
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat Hüküm : Davacının tazminat talebinin kısmen kabülü ile 724,067 TL maddi, 1.000,00 TL manevi tazminatın tahliye tarihi olan 12/12/2013 tarihinden işletilecek yasal faizi ile davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırının 3.920,00 TL olduğu ve kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından 12.11.2013- 12.12.2013 tarihleri arasında 30 gün tutuklu kalan davacı lehine hükmedilen tazminat miktarının 1.724,067 TL olması nedeniyle hükmün davalı açısından kesin olduğu görülmekle; 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan ve 21.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe...
Davalı .... vekili, kazada kusur tespiti gerektiğini, davacının alkollü olduğunun tespiti halinde tazminat talep etme hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir. Mahkemece,toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre,maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, çalışamamaktan kaynaklı mahrum kalınan gelir toplamı 6.250,00- TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak (davalı sigorta şirketinin poliçedeki limitle sınırlı olmak kaydı ile) davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; takdiren 4.000,00-TL'nin 31/10/2008 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar .... ve ...'ten alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir....
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat Hüküm : 931,84 TL maddi, 1000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine. Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Tazminat davasının dayanağını oluşturan Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.07.2007 tarih, 2006/731 esas, 2007/622 karar sayılı ceza dava dosyasının incelenmesinden; sanığın (davacının) mala zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme suçlarından 05.10.2006-09.11.2006 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, beraatine hükmedildiği, kararın temyiz edilmeksizin 19.07.2007 tarihinde kesinleştiği, iş bu davanın 25.09.2007 tarihinde, CMK'nın 142/1....
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalının sabit görülen eylemi esasen haksız fiil niteliğinde olup, TBK'nın 58. maddesi uyarınca kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Aynı yasanın 51. maddesi uyarınca haksız fiilin vukuunda hakim tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Somut olayda, davacı tarafından manevi tazminat isteminde bulunulmuş mahkemece de yazılı gerekçeyle talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hükmedilecek manevi tazminatın miktar ve şeklinin haksız fiilde bulunan davalının dava tarihine kadar gerçekleşen eylemleri, bu eylemler nedeniyle davacının kişilik haklarına verilen zararın miktar ve boyutu ile hakkaniyet ölçüsünde belirlenmesi gereklidir....
Davacı .....nın meydana gelen kazada kendisinin yaralanması nedeniyle tedavi sürecinde acı çektiği, kaza nedeniyle korkuya kapıldığı ve manevi tazminat talep şartlarının oluştuğu dikkate alınarak kazanın meydana geliş şekli, davacı ... ile davalı sürücü ve işletenin sosyal ve ekonomik durumu, davacının sürekli iş göremezlik oranı, geçici iş göremezlik süresi ve kusur durumu dikkate alınarak 20.000,00-TL manevi tazminat takdirinin uygun olduğu değerlendirilerek bu konudaki manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00-TL manevi tazminatın 09.11.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılar ... ve ...'dan mütelsilen alınarak, davacı ...'ya verilmesine, bu konudaki fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine, Dava konusu kazada ...'nın vefatı ile davacı eşi ...'...
Dava, haksız eylemden kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devam eden maddeleri uyarınca, haksız fiil sorumluluğunun doğabilmesi için fiil ile zarar arasında “uygun illiyet bağı” bulunması zorunludur. ... 5. Asliye Ceza Mahkemesi’ nin 2012/1432 esas ve 2014/265 sayılı karar dosyasında, davalının davacıya yönelik silahla tehdit suçu ile ilgili her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraat kararı, nitelikli kasten yaralama suçundan ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları mahiyeti itibariyle hukuk hakimini bağlamaz. Türk Borçlar Kanunu’ nun 74/2. maddesi gereği hukuk hakimi ceza hakiminin kusur değerlendirmesi ve zarar belirlenmesine ilişkin kararı ile bağlı değildir....
Davacılar, davalının davacı çocuk evde yalnız bulunduğu sırada evin kapısını çaldığını, davacı çocuğun kapıyı açması üzerine eve girerek onu darp ettiğini, evde bulunan bilgisayara zarar verdiğini, bu şekilde mala zarar verme, konut dokunulmazlığını ihlal etme ve yaralama eylemlerinde bulunduğunu, ceza yargılaması sonunda davalının cezalandırıldığını belirterek olay nedeni ile oluşan manevi zararlarının tazminini istemişlerdir. Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davalının haksız eylemde bulunduğu ve bu eylem nedeni ile tüm davacıların manevi zarar gördükleri gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece dava, tüm davacılar yönünden kısmen kabul edilmiş olup, kabule gerekçe gösterilen davalıya atfedilen eylemler tüm davacılar yönünden ortaktır. Şu halde dava ve kısmen kabul tek ve aynı sebebe dayandığı halde davacılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesi doğru değildir....


