Keza Anayasanın 90. maddesi uyarınca uygun bulunan ve iç hukukun bir parçası halini alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 No.lu Ek Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde de: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir." hükmü yer almıştır. 3621 sayılı Kıyı Kanununun 5.maddesinde, "...Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir....
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; Davacı, iddialarını, yazılı delil veya delil başlangıcı ile kanıtlayamamıştır. Ancak, dava dilekçesinde ve sonradan bildirilen delil dilekçesinde “yemin ve her türlü delil” demek suretiyle açıkça yemin deliline de dayanmış olduğundan bu hakkı hatırlatılmalı, sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır. Değinilen yönün gözetilmemesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir....
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. Eldeki davada; tapu iptali tescil istemi yönünden, davacı inanç sözleşmesini yazılı delil ya da karşı tarafça gönderilmiş delil başlangıcı niteliğindeki bir belge ile kanıtlayamamıştır. Ancak; davacı taraf hem dava dilekçesi hem de delil listesi ile yemin deliline dayandığından, mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir....
Yazılı delille veya delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; davacı taraf iddialarını “yazılı delil” veya "delil başlangıcı" ile kanıtlayamamıştır. Ancak, dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya yemin teklifi hakkı hatırlatılmalı, istek bunun sonucuna uygun olarak hükme bağlanmalıdır. Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir....
Yazılı delil veya "delil başlangıcı" yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m. 188) yemin (HMK m. 225 v.d.) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun tarihli, İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. Öte yandan tapu iptali ve tescil istekli davaların kayıt malikleri aleyhine açılması gerektiği kuşkusuzdur. Ayrıca, tapu kayıt malikinin inanç sözleşmesini bilen ya da bilmesi gereken kişi konumunda bulunması halinde TMK'nın 1023. Maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağı açıktır....
Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatı ile) tarafından yapılan yargılama neticesinde; 6102 Sayılı TTK'nın 5/1 maddesi uyarınca davalara bakmak görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğu, ticari davaların mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrıldığı, nisbi ticari davaların TTK' nın 4/1 maddesinin ilk cümlesinde tarif edilen davalar olduğu, her iki tarafın da "ticari işletmesi ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davaların ticari dava olarak sayıldığı, mutlak ticari davaların tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın taraflarının ticari işletmeleri ile ilgisinin bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıkların TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ve diğer kanunlarda ticari olduğu belirtilen uyuşmazlıkların mutlak ticari davalar olduğu, somut olayın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi yapıldığı, meydana gelen kaza nedeniyle oluşan zararın davacı sigorta...
E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını fakat müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu olmadığı gibi takip dayanağı senedi de düzenleyip vermediğini, senet metnindeki yazıların müvekkiline ait olmadığı gibi müvekkilinin davalı tarafın eski kiracısı olduğunu, aralarında başkaca herhangi bir borç doğuran hukuki işlem ya da mal alışverişi bulunmadığını, ilaveten taraflar arasında 05.03.2023 tarihli kira borcumuzun olmadığına dair tutanak tutulduğunu, tutanak suretinin sunulduğu, dava konusu senet nedeniyle müvekkilinin borçlu olmasının mümkün olmadığını, senet metninde ''bedeli malen alınmıştır'' denilmekle birlikte müvekkilinin davalı/alacaklıdan herhangi bir mal da almadığını, dava konusu senedin kira sözleşmesinin başlangıcında müvekkiline boş olarak kira sözleşmesinin teminatı olarak imzalatılmış olabileceğini, bu nedenle davalı tarafa karşı İzmir ... İcra Hukuk Mahkemesi' nin ... E. sayılı davanın derdest olduğunu, İzmir ... İcra Müd' nün ......
A.Ş., davanın 01/04/2016 tarihinde açılan taraflar arasında düzenlenen 07/01/2015 tarihli Risk Paylaşım Sözleşmesi ve 28/04/2015 tarihli protokolden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında vaki itirazın iptali davası olduğu, takip konusunun sözleşme ve protokole dayalı 31/01/2016 tarih ve ... nolu fatura olduğu, dosyanın derdest olup duruşmasının 16/11/2021 tarihinde atılı bulunduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK.nun 166. maddesi uyarınca "(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/730 Esas KARAR NO : 2022/592 DAVA : İtirazın İptali (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/09/2022 KARAR TARİHİ : 16/09/2022 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nun maliki olarak bulunduğu ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... Urla adresinde bulunan ve tapunun Urla ilçesi, ... Mahallesi ... ada, ... parselde kayıtlı mecur ile ilgili olarak, 2016 Yılında malikin ortağı ve yetkilisi olduğu ... Tur. İnş. Ltd. Şti. İle müvekkil ve müvekkilin iş arkadaşı olan ... arasında Restoran olarak işletilmek üzere 26,500 m2 lik restoran kullanımına uygun saha için 01.11.2016 Başlangıç tarihli Kira Sözleşmesi akdedildiğini, bu ilk kira sözleşmesi yapılıp da taşınmaz kiralandığında, mal sahibi davalı ve davalının oğlu ... ile müvekkilin ortağı ...'...
Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ... edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; 1-İnanç sözleşmesi, yukarıda açıklandığı gibi ne davalının eli ürünü yazılı belge ile ne de yazılı delil başlangıcı ile kanıtlanamamıştır. Taşınmazın eski maliki ...’ün imzası taşıyan tarihsiz adi yazılı belgede inanç sözleşmesinin tarafı olan davalı ...’in imzası bulunmadığından yukarıda açıklanan belgeler kapsamında kabul edilemez....


