Açıklanan nedenlerle, borçlunun takipte istenen faizin fahiş olduğuna ilişkin şikayeti de bulunduğundan, mahkemece dayanak ilamın kesinleşme tarihi nazara alınarak, kamulaştırma bedelinin arttırılması ilamlarında ilamın kesinleştiği tarihe kadar geçen dönem için ilam uyarınca yasal faiz, kesinleşme tarihinden sonraki dönem için ise, 17.10.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4709 sayılı Kanun'la değişik Anayasa'nın 46/son maddesi hükmü uyarınca, kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği düşünülerek, borçlunun faizin fahiş olduğu yönündeki şikayeti de dikkate alınarak gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle ve eksik inceleme ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsiz olup, bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir....
"İçtihat Metni" Mahkemesi : İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkili banka ile davalılardan Öztürkler Komandit Şti. arasında akdedilen kredi taahhütnamelerinde diğer davalıların da kefil olarak yeraldıklarını, kredi borcunun tahsili için aleyhlerine girişilen takibe davalı borçluların itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek itirazın iptali, takibin davamı ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahisiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, müvekkilleri aleyhine daha öncede ipotekli takip yapılmış olup davaya konu bu takibin mükerrer olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, borçlu Merve hakkında icra takibi yapıldığını, takibin semeresiz kaldığını, dava konusu taşınmazını 09.12.1999 tarihinde davalı ...'a devrettiği, onun da daha sonra diğer davalılara devrettiğini öne sürerek yapılan bu tasarrufların iptalini talep etmiştir. Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararı, Yargıtay 17....
, senedin teminat senedi olması nedeniyle takibin iptali talebinin ise yasal 5 günlük sürede ileri sürülmediğinden reddine karar verildiği anlaşılmıştır....
Borçlu vekili icra emri tebliğine göre yedi günlük süre içinde İcra Mahkemesi'ne yaptığı başvurusunda ileri sürdüğü itiraz ve şikayetleri yanısıra, daha sonra sunduğu dilekçesinde, ilamın kira yardımına ilişkin olan ve takip konusu yapılan bölümünün tespit hükmünde olduğu, eda hükmü içermediğinden bahisle takibin iptali isteminde de bulunmuştur. Mahkemece borçlunun ilamın eda hükmü içermediğine ilişkin şikayeti nazara alınmadan alacaklının sunduğu belgelere göre, kira yardımına ilişkin borç tutarı ile ödemeler nazara alınarak bakiye kalan borç miktarı yönünden takibin devamına fazla kısım yönünden takibin iptaline karar verilmiş, hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir....
İcra Müdürlüğü'nün 2014/13697 esas sayılı dosyasında borçlu sıfatı ile kendileri haklarında genel haciz yolu ile takip yapıldığını, takipten önceki temlik nedeniyle borçlu sıfatları bulunmadıklarını ileri sürerek ödeme emrinin iptali ve ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği şikayetinde bulunduğu, mahkemece usulsüz tebliğ işlemi şikayeti hakkında değerlendirme yapılmadığı, takip tarihi itibariyle alacağın temlik edilmiş olması nedeniyle Türk Ekonomi Bankası AŞ.'nin borçlu sıfatı bulunmadığı kabul edilerek takibin iptaline karar verilmiştir.Borçlunun yukarıda detaylı olarak açıklanan bu itirazı, borca itiraz niteliğinde olup, takip prosedürü itibariyle genel haciz yolu ile takipte İİK'nun 62/1. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren yasal yedi günlük itiraz süresi içinde icra müdürlüğüne yapılması gerekir....
Ltd Şti'ye verilmek üzere icra takibi yapması gerekirken ve takibin zarara sebep olduğu iddia olunan yöneticiye yöneltilmesi gerekirken yönetici olmayan davalı ...’a da yöneltilmesi doğru olmayıp itirazın iptali davasının dayanağı olan icra takibi anılan bu nedenlerle mesmu olmadığından sonucu itibariyle doğru olan kararın açıklanan gerekçe ile onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 13.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Asliye Hukuk İş Mahkemesi Davacı, davalı kurumun itirazının iptali ile takibin devamına, %40 oranında icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. KARAR 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre, davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Dava, itirazın iptali ile takibin devamına, takibe konu alacağın % 40'ından az olmamak üzere inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir....
HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜREİTİRAZIN İPTALİ 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 67 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacı vekili; müvekkili banka ile davalılardan Ziya arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde diğer davalının da kefil olarak yer aldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine aleyhlerine girişilen takibe davalıların itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek itirazın iptali, takibin devamı ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili; davacı yanca mükerrer takip başlatıldığını ve davanın da bir yıllık yasal sürede açılmadığını bildirerek, reddi gerektiğini savunmuştur....
Borçlunun şikayeti, icra kefaletinin BK'nun 584. madde kapsamında usule uygun düzenlenmediğine ilişkindir. Şayet icra kefaleti usulüne uygun düzenlenmemiş ise icra mahkemesince istem icra kefaletinin iptali değil, icra emrinin iptali şeklinde sonuçlandırılması gerekir. Somut olayda, şirket yetkilisi şirket adına icra kefaletinde bulunduğundan Borçlar Kanunu'nda 28.03.2013 tarihinde yapılan Değişik 584/2 madde hükmünde belirtildiği gibi, şirket yöneticisinin (temsilci) işletme veya şirketle ilgili olarak vereceği kefaletlerde eşin rızasının aranmayacağı düzenlenmiş olduğundan, bu olayda eşin rızası aranmaz. Mahkemece istemin bu nedenle reddi gerekirken, icra kefalet işleminin iptali gibi kabul edilerek, istemin genel mahkemede yargılamayı gerektirdiğinden bahisle reddi doğru değil ise de; sonuçta şikayet reddedildiğinden, ret kararı yukarıda açıklanan nedenlerle sonucu itibariyle doğru olduğundan onanması gerekmiştir....


