Davacı, davalıdan 10.02.1993 tarihinde satın aldığı tapulu taşınmazın; mükerrer tapu oluşturulduğundan bahisle tapusunun kısmen iptali nedeniyle uğradığı zararın tazminini istemektedir. Davacının bu talebi gayrimenkul satımında, satılanın tapusunun iptali sebebiyle zapta karşı tekeffülden dolayı uğranılan zarara ilişkindir.Gayrimenkul satımında zapta karşı tekeffülden dolayı açılan davalarda zamanaşımı, BK. 125. maddesi gereğince on yıldır. Tapu iptali ve tescil kararının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık süre geçmemiş olduğuna göre, mahkemece; tarafların delilleri toplanıp işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın sebepsiz zenginleşme olarak nitelendirilip, BK. 66. gereğince bir yıllık zamanaşımı süresi geçtiği gerekçesi ile davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir..." hususlarına değinilmiştir. .......
Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir. 9.2....
İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 15/06/2017 tarih ve E:2014/8046, K:2017/3757 sayılı bozma kararına uyularak, Zarar Tespit Komisyonunca davacının katılımıyla 11/10/2008 tarihinde yapılan keşifte davacı adına sadece ev ve ahır tespiti yapılarak bu zarar kalemlerine ilişkin zarar hesabı yapılmış ise de, tapu senetlerinden Tunceli ili, Pülümür ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda adına tarla vasfında taşınmaz tespit ve tescil edildiği, bu durumda 5233 sayılı Kanun'un, kişilerin gerek mülkiyetlerindeki, gerekse zilyedliklerindeki taşınır ve taşınmaz mallar dolayısıyla uğradıkları zararların tazminini kapsaması nedeniyle, tapu kayıtları da dikkate alınmak suretiyle 5233 sayılı Kanun ve Yönetmelikte öngörülen usule göre davacı/davacı vekilinin de katılımının sağlanarak, mükerrer ödemeye neden olmayacak ve tereddüte yer vermeyecek şekilde, davacının ... köyündeki mal varlığı tespitinin yapılarak tespit...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, ... Köyü ... mevkiinde bulunan 103 ada 264 parsel sayılı taşınmazın, adına tespit edilen 266 parsel sayılı taşınmaz ile mükerrer olarak kadastroya tabi tutularak orman niteliği ile tespit edildiğini, oysa 100 yılı aşkın bir süredir dedesi, babası ve kendisinin zilyet ve tasarrufu altında bulunduğunu ve bahçe vasfında taşınmaz olduğunu ileri sürerek, orman parselinden iptali ile adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın KABULÜNE, ... Köyü ... mevkiinde bulunan 103 ada 266 sayılı parselin tespit tutanağının iptali ile davacı ... adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE karar verilmiş, hüküm davalı ......
Dava, orman kadastrosuna itiraz ile buna karşılık olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; uzman bilirkişi tarafından çekişmeli taşınmazın (A) ve (E) işaretli bölümünün başlangıçtan beri tahdit içinde; (B) ve (C) bölümünün ise tahdit dışında bulunduğu, üzerinde 45-50 yaşlarında orman ağacı olduğunun bildirilmesi nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak; 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp kesinleşen orman kadastro haritası dosyaya getirtilmiş ise de; çekişmeli taşınmazın bu haritadaki yeri işaretlenmemiş, uzman bilirkişi tarafından ilk tahdit haritası ile irtibatlı kroki düzenlenmeden, taşınmazın aplikasyon haritasındaki konumu gösterilmiştir....
Bu durumda kadastro çalışması tamamlanan yerlerde yapılmış ya da yapılacak keşiflerde, tespit edilen taşınmazların tapu kayıtlarının davacı taraftan isteneceği, tapu kayıtlarının bulunmaması halinde ise zilyetlik ve kadastro sonucu arasındaki farkın bilgi, belge (dava, belge, sözleşme...) ile davacı tarafından açıklanması gerektiği, açıklanmadığı takdirde keşifte tespit edilen tapusuz taşınmazların değerlendirilemeyeceği açık olduğundan Mahkeme kararındaki zilyetlik ile ilgili kısmın; kadastro çalışması tamamlanan yerlerde tek başına dikkate alınamayacağı, yeni yapılacak işlemde yukarıda belirtilen şekilde uygulanacağı ancak Mahkeme kararında neticesi itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2....
İlgili Hukuk 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü, 17 nci maddeleri 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Kadastro sonucu; Tekirdağ ili, Çorlu ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan dava konusu taşınmaz1446 parsele uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olarak zilyetlik nedeniyle ... adına tespit edilmiş, 1495 parsel sayılı taşınmazın batısında bulunan mükerrer 1496 parsel sayılı taşınmaza yapılan itiraz neticesinde komisyon kararı ile tespiti iptal edilmiş, yargılama sırasında 2805 parsel nosu ile davalı olarak tescili yapılmıştır. 2. Mahkemece zilyetlikle iktisap koşullarının davacılar lehine oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye elverişli değildir....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları neticesinde 07.05.2009 tarihinde kadastro tutanağının kesinleştiği, eldeki davanın ise on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 06.08.2019 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B....
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kural olarak tapu iptali ve tescil davalarında, dava, kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise saptanacak mirasçılarına yöneltilerek açılır. Ayrıca 6100 sayılı HMK'nin 165. maddesi; “ Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.” hükmünü içermektedir. Somut olayda, imar işlemi ile oluşan dava konusu parsel malikleri gerçek kişiler olup davalıların pasif dava ehliyetleri bulunduğu gibi Mahkemece, İzmir 3. İdare Mahkeme’sinin 18.11.2013 tarihli ve 2013/195 Esas, 2013/1851 Karar sayılı ilam sonucunun beklenmesi gerekmektedir. Bu durumda, Mahkemece; İzmir 3....


