İcra Hukuk Mahkemesi'ne 03.07.2013 tarihinde başvurarak ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların kıymet takdirine yönelik yaptıkları şikayetin mahkemece 22.10.2013 tarih ve 2013/215-336 sayılı karar ile kıymet takdiri raporunun borçlulara 14.06.2013 tarihinde tebliğ edildiği halde şikayetin 7 günlük süreden sonra yapıldığı gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, alacaklı vekilince borçlulara gönderilen ilk kıymet takdiri raporu tebligatlarının geçerli kabul edilmediği ve talebi doğrultusunda borçlular adına ikinci kez kıymet takdiri raporu tebliğe çıkarıldığı görülmektedir. Dolayısıyla, alacaklı vekilinin istemi üzerine yapılan ikinci kıymet takdiri raporu tebliğ işlemlerinin borçlulara yeni bir şikayet hakkı tanıdığı kuşkusuzdur....
İİK.nun 128/a maddesine göre, ilgililer, raporun tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesinin kıymet takdiri işlemine karşı şikayet yolu ile icra mahkemesine başvurarak düzenlenen raporun gerçeği yansıtmadığını ileri sürebilirler. Yasanın öngördüğü bu olanağı kullanmayanlar, kıymet takdirinin usulsüz olduğundan bahisle ihalenin feshini talep edemezler. Kendisine kıymet takdiri tebliğ edilmeyen ilgililerin, satış ilanının tebliğinden itibaren yedi günlük sürede kıymet takdirine itiraz etmemeleri halinde, yine bu hususu ihalenin feshi nedeni olarak ileri sürmeleri mümkün değildir. İhale edilen taşınmazın esaslı vasıflarında hata var ise, bu durum kıymet takdiri tebliği ile öğrenilmiş sayılacağından, İİK'nun 134/2. maddesindeki ıttıla tarihi kıymet takdiri tebliği ile başlar. Somut olayda, kıymet takdiri raporu şikayetçi borçluya 21/03/2013 tarihinde tebliğ edildiği halde 7 günlük yasal sürede icra mahkemesine kıymet takdirine itirazda bulunmamıştır....
olarak belirlenen kıymet takdiri herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmayacağından, satışa esas alınması mümkün değildir....
'e 03.03.2011 de tebliğ edildiği halde süresinde , kıymet takdiri raporuna karşı İcra Mahkemesi nezdinde herhangi bir başvuruda bulunmadıkları, kıymet takdiri raporunda ki değere etki yapmayan maddi hataların ise ek rapor ile düzeltildiği ve açık arttırma ilanı ile şartnamesinin buna göre düzenlendiği görülmektedir . Borçlulara her ne kadar kıymet taktirine ilişkin ek rapor tebliğ edilmemiş ise de satış ilanı tebliği ile öğrenmiş oldukları dikkate alındığında bu tarihten itibaren yasal sürede itiraz etmediklerinden anılan hususun ihalenin feshi nedeni olarak ileri süremezler.Bu durumda mahkemece 5,7,ve 8 numaralı bağımsız bölümlerin , satış ilanlarının borçlular tarafında itiraz edilmeden kesinleşen kıymet takdirlerine uygun olarak hazırlandığı nazara alınarak , borçlunun kıymet takdiri işleminin hatalı olduğu iddiasıyla ihalenin feshini talep edemeyeceğinden şikayetin reddi yerine, yazılı gerekçeyle kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklı H. Ç.'...
İcra dosyasının incelenmesinde; ihale konusu taşınmaza 17/08/2011 tarihinde haciz konulduğu, ihaleye esas olan kıymet takdirinin 23/09/2013 tarihinde yapıldığı, alacaklının 13/12/2013 tarihli talebi üzerine talebi üzerine taşınmaza 20/12/2013 tarihinde yeniden haciz konulduğu, ancak yeniden kıymet takdiri yapılmadan 22/05/2015 tarihinde ihalenin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar İİK'nun 128. maddesine göre 2 yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez ise de hacizli taşınmaz üzerine sonradan konulan haciz yeni bir haciz olup bu haciz nedeniyle İİK'nun 128/2. maddesi uyarınca satışa esas olmak üzere yeniden kıymet takdiri yapılması ve belirlenen bu değerin satışa esas alınaması gerekir. Düşmüş hacze dayalı olarak belirlenen kıymet takdiri herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmaz. Bu hususun mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir....
Satış yeni konulan hacze dayanılarak yapıldığından, bu hacze göre yeniden kıymet takdiri yapılması ve satışın da yeni kıymet takdiri üzerinden gerçekleştirilmesi gerekirken, kalkmış hacze dayalı olarak belirlenen kıymet takdiri herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmayacağı cihetle satışa esas alınması mümkün olmayıp bu hususun mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir. 15.12.2020 tarihli haciz sonrası yeniden kıymet takdiri yapılması gerekirken, kalkmış hacze dayalı kıymet takdiri esas alınarak ihalenin yapılması usulsüzdür. Hal böyle olunca, mahkemece, yukarıda yazılı nedenlerle ihalenin feshi isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi ve Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir....
İcra dosyasının incelenmesinde; ihale konusu taşınmaza 13.07.2010 tarihinde haciz konulduğu, ihaleye esas olan kıymet takdirinin 05.03.2013 tarihinde yapıldığı, alacaklının talebi üzerine taşınmaza 18.11.2013 tarihinde yeniden haciz konulduğu, ancak yeniden kıymet takdiri yapılmadan 15.05.2014 tarihinde ihalenin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar İİK'nun 128. maddesine göre 2 yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez ise de; 18.11.2013 tarihli haciz esas alınarak ihale yapıldığına göre, konulan son hacze dayanarak yeniden kıymet takdiri yapılması gerekirken, 13.07.2010 tarihli hacze dayalı kıymet takdiri esas alınarak ihalenin yapılması usulsüz olup, bu hususun mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmektedir. O halde mahkemece ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
Somut olayda, alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipte, kıymet takdiri raporunun borçlunun, ... mahallesi ... Ada,... Daire ... ... .... adresine TK'nun 35.maddesine göre 18.07.2014-11.08.2014 tarihlerinde tebliğ edildiği, yine aynı adrese çıkartılan kıymet takdiri raporlarını ihtiva eden diğer tebligatın ise, şirketin adresten taşınmış olduğu gerekçesiyle 12.08.2014 de iade geldiği, aynı adrese gönderilen kıymet takdiri ek raporunun ise, TK'nun 35.maddesine göre 28.08.2014 tarihinde TK'nun 35.maddesine göre tebliğ edildiği, sonrasında satış işlemine geçildiği, "... mahallesi ... Ada, ... Daire ... ... ...." adresine çıkarılan satış ilanı tebligatının 28.10.2014 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği görülmektedir. Dosya arasında bulunan 17.06.2014 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nin incelenmesinde, borçlu şirketin adresinin “.... .... mahallesi, ... Sokak., No:..., ......
Mahkemece, dosya kapsamına göre, şikayetçinin kesin haczinin şikayet olunanın haczinden sonra olduğu, ihtiyati haczin İİK'nun 100. maddeside sayılan durumlarda hacze iştirak edebileceği, hacze iştirak koşullarının oluşmadığı, ancak kıymet takdiri giderlerinin de satış gideri olarak şikayetçiye ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, şikayetin sıraya ilişkin olarak reddine, kıymet takdiri giderlerine ilişkin olarak kabulüne ve kıymet takdiri giderlerinin satış bedelinden şikayetçiye ödenmesine karar verilmiştir. Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle temyiz nedenlerine göre, şikayetçi vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan ......
İcra Mahkemesi'nce davalının yasal süre içinde satış ve kıymet takdiri için talepte bulunarak, kıymet takdiri avansı yatırdığı; satış avansı yatırmadığı, yatan avansın tamamının kıymet takdiri için kullanıldığı ve satış avansı yatırmayan davalının gerçek anlamda satış istemiş sayılamayacağı, bu itibarla davalı haczinin İcra ve İflas Kanunu'nun 106 ve 110 ncu maddeleri gereği düştüğünden bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İcra ve İflas Kanunu 106 ve 110 ncu maddelerine göre, taşınmazlar üzerine haciz konulmasını izleyen iki yıl içinde satış talep edilmesi ve aynı yasanın 59 ncu maddesi uyarınca da gereken masrafın peşin (avans) olarak yatırılması gerekir. Aksi halde haciz düşer....


