Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Mali Hizmetler Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından gönderilen 03/06/2015 tarihli ve 8.266.886 sayılı borç bildirim belgesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, iptaline, borçlu olmadığnın SGK tarafından müvekkiline fuzuli ödeme yapılmadığının tesbitine, borç bildirim belgesinin tebliğinden itibaren 1 ay sonra başlatılacak olan tahsilat işlemlerin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II- CEVAP: Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız olduğunu beyanla, reddini istemiştir. III- MAHKEME KARARI: A- İLK DERECE MAHKEME KARARI Davanın kabulü ile kurumun davacı ile ilgili olarak borç bildirim belgesinin İptaline (SGK tarafından gönderilen 3/6/2015 tarihli 8.266.886 sayılı borç bildirim belgesinin)" şeklinde karar verilmiştir....
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ***Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davasının açıldığını ve halen derdest olduğunu iddia ederek davanın kabulü ile haksız ve hukuka aykırı ihraç kararının iptali ile üyeliğin tespitini, ayrıca mezkur taşınmaz için de ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir....
Davacı vekili müvekkilinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) ile aralarındaki optisyenlik anlaşmasının Kurum tarafından haksız şekilde feshedildiğinin mahkeme kararı ile sabit olduğunu, bu süreçte müvekkilinin haksız fesih nedeniyle iş yapamadığını ileri sürerek, kâr kaybından doğan maddi zararının ve manevi zararın tazminini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili Kurum müfettişlerince yapılan incelemede davacı optik firmasının sözleşmeye aykırı eylemlerinin tespit edilmesi üzerine yapılan fesih ve para cezası işleminin müvekkilinin sözleşmeden doğan hakkı olduğunu, tazminat isteminin hukuka uygun olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalı Kurumca uygulanan fesih işleminin haksız olduğunun temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen Mersin 2....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, yaşlılık aylığından yapılan kesintinin iptaline, yaşlılık aylığından yapılan kesintilerin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir karar verilmesini, kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi. K A R A R Dava, davacının Kurum'un yaşlılık aylığından yapmış olduğu kesintinin iptali ile Kurum'a borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir....
Bu özellikleri karşısında hem erteleyici hem de aktarıcı bir etkiye sahip olduğu söylenebilir (HGK’nın 25.03.2021 tarihli ve 2020/9-6 E., 2021/342 K. sayılı kararı, §.24). 28. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341. maddesinin 1. fıkrasında ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabileceği hükmü mevcut iken 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (7251 sayılı Kanun) 34. maddesi ile 341. maddenin 1. fıkrasındaki hüküm; “İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir: a) Nihai kararlar. b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına...
Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı yanın tescil talebinin reddine dair verilen kararın kanuna aykırı olduğu anlaşılmakla dava konusu kararın iptali ile istenen hususların tescil ve ilanına dair aşağıda ki şekilde karar verilmiştir. Davacı vekili her ne kadar dava dilekçesi ve 13/06/2022 tarihli dilekçesi ile genel kurul kararının geçici olarak tesciline karar verilmesi talep edilmiş ise de; 6102 sayılı TTK'nun 32/4 maddesi gereği geçici tescile karar verme yetki ve görevinin ticaret sicil müdürlüğüne ait olduğu mahkememizce bu konuda karar verilemeyeceği ayrıca mahkememizce uyuşmazlığın esasını çözer mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği anlaşıldığından, geçici tescil ve ihtiyati tedbir istemlerinin reddine karar verilerek aşağıda ki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü' nün 13/05/2022 tarih ... sayılı red kararının iptaline, davacının ... 56....
defterinin tutulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalının tüm mal varlığının ve bu bağlamda tüm gerçek ve tüzel kişiler, kurum ve kuruluşlar ile kendi nezdinde bulunan para, menkul kıymet, kıymetli evrak ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarıyla teminatlarının, taşınır ve taşınmaz mallarının defterinin tutulması şeklinde defter tutma işleminin gerçekleştirilmesine, İİK.nun 163/2.maddesi hükmü gereğince tedbir kararının 2 ay süre ile devamına, tedbirin infazının Bakırköy İflas Müdürlüğünce gerçekleştirilmesine, davacı tarafça talepte bulunulduğunda ihtiyati tedbir kararından bir suretin infaz için Bakırköy İflas Müdürlüğüne gönderilmesine, defter tutma işlemi için gerekli olan masrafların davacı tarafça Bakırköy İflas Müdürlüğüne yatırılmasına karar verildiği, iflas müdürlüğüne bu hususta müzekkere yazıldığı anlaşılmıştır. 10/09/2020 tarihli ihtiyati tedbire itiraz duruşmasında davalının tedbire itirazının kabulü ile mahkememizce verilen 12/08/2020 tarihli ara karar...
Şayet vergi borçlarından sorumlu tutulması talep edilmemiş olsa idi, o takdirde eda davası niteliğinde olan tasarrufun iptali davası açılmadan tespit davası açmanın hukuki yararı olamayacağından ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararı dava tespit davası olarak nitelendirilmesi ve buna göre ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince red edilmesi doğru olacaktı....
Hukuk Dairesi'nin 26/02/2015 tarih 2014/25868 Esas ve 2015/3584 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere aylıkların ancak birlikte yaşama olgusu gerçekleştiği tarihten itibaren yani Kasım 2016 tarihinden itibaren kesilmesinin ve iptal işleminin bu tarihten itibaren olmasının gerektiğini, boşanma tarihinin baz alınmaması gerektiğini, arz ve izah edilen nedenler ve resen takdir edilecek nedenler ve gösterilen delillere binaen fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, müvekkili aleyhine başlatılacak icra takibi ile haciz işlemlerinin durması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı kurum tarafından müvekkiline kesilmiş olan 11/05/2017 tarihli borç bildirim yazısı ile bildirilen 01/04/2011 ile 31/05/2017 tarihleri arasında ödenen 77.194,56 TL ile yasal faizi 19.528,75 TL toplamı olan 96.723,32 TL'nin iptaline, birlikte yaşama olgusunun gerçekleştiği tarih olan Kasım 2016 tarihinden itibaren aylıkların kesilmesi ve iptalinin bu tarihten itibaren...
E. sayılı dosyalarında Köstence Adalet Bakanlığı Ticaret Sicil Ofisinin 19.03.2024 tarihli tescil işleminin iptali ve tescil işleminin ihtiyati tedbir yolu ile yürütmesinin durdurulmasına yönelik açılan davalarının neticelerinin beklenilmesi talep edilmiş ise de; taraf vekillerinin beyanları ile bu iki davanın Köstence Mahkemesi Hukuk Dairesinin ... E. sayılı dosyasıyla verilen kesin karar sonrası oluşan hukuki durumun ortadan kaldırılmasına yönelik olağan üstü bir kanun yolu olması ve bu davalarda dosyamızın davacısının davalı olarak taraf bulunmaması nazara alınarak bu taleplerinin de reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle davalı şirket yetkilisi ...'...


