şirketle ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitini, şimdilik 6.500,00TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş; Daitremiz bozma ilamı sonrası talebini ıslah ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkili davacı tarafın davalı tarafa verdiği neticeten 31.714,28 EURO'nun karşılığı olan 104.657,12 TL'den ilk davada istedikleri 6.500,00 TL'nin düşülmesi ile kalan 98.157,12 TLnin paranın davalı tarafa verildiği tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir....
sonlandırılmasına ilişkin anlaşma gereğince 3.553,80 TL şirkete ait kredi borcu, 3.114 TL Bağkur prim borcunu ödediğini, 1.079 TL 17 günlük ücretini tahsil ettiğini, ayrıca anlaşma doğrultusunda 23 ay sonra alması gereken 10.000 TL'yi de bu paradan tahsil ettiğini, 22.845 TL'den bakiye kalan 5.099 TL'yi müvekkiline ödemediğini, müvekkilinin 10.000 TL'nin 23 ay öncesinden tahsili sebebiyle 1.600 TL faiz kaybına uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenmeyen 5.099 TL ile 1.600 TL faiz kaybı olmak üzere toplam 6.699 TL'nin 19.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir....
Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Davalı şirket vekili, temyiz dilekçesinde sunduğu ödeme belgesinin yapılan hesapta dikkate alınarak davacının ödendiğini iddia ettiği bedelden düşülmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bu durumda mahkemece, borcu sona erdiren ödeme vakıasının yargılamanın her aşamasında ileri sürülmesinin mümkün olduğu gözetilerek, davalı tarafından ödeme belgesi olduğu ileri sürülen belge değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar vermek üzere kararın bozulması gerekmiştir....
nin herhangi bir mal varlığının bulunmadığının emsal dava dosyaları içeriğinden anlaşılması üzerine de ... bankasına takip yapılmadan veya dava açmadan davalı banka ve sorumluları aleyhine dava açılabileceğinin Dairemizce içtihat edilmesine, davacının .... bankasına daha önce takip yapmadığı gibi dava da açmadığı anlaşılmış olup davacının zararı ... bankası aleyhine girişilen yasal işlemlerin yapılmasından sonra doğacağından davanın zamanaşımına uğradığı savunmasının yerinde bulunmamasına göre, davalı vekili ile fer'i müdahil vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden ...’nin 22.12.1999 tarihinde ...’ye devrolunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise ... A....ile devren birleştirildiği, yine ... ile ... A.Ş....
Bankası hesabına, yine davalı şirket çalışanları ... ve ... vasıtasıyla “şirket kasasından nakit yatan” açıklamasıyla elden yatırıldığını, bu paranın kalan kısmının ise yine davalı şirket hesabına yatırıldığını, davalı şirket tarafından, bu paranın 70.000 USD'lik kısmının iade edildiğini ancak kalan kısmının müvekkiline iade edilmediğini; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde zamanaşımı sürelerinin düzenlendiğini, ödünç ilişkisinden kaynaklanan alacak davaları için genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü, TBK'nın 147/4 maddesinde, ortaklık ilişkilerinden kaynaklanan alacaklar ile ilgili olarak 5 yıllık zamanaşımı süresinin düzenlendiğini, ancak bu hükmün uygulanabilmesi için, alacağın ortaklar arasında veya ortak ile ortaklık arasında olması gerektiği gibi ayrıca bu borcun ortaklık sözleşmesinden kaynaklanması gerektiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlık ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmıyorsa bu hükmün uygulanamayacağını, ortaklık sözleşmesinden...
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Müvekkil ile eşinin evlilik birliğinin devam ettiği ---- tarihinde ortak irade beyanları ile teselsüllü hesap açtırdıklarını, tarafların ortak hesap sözleşmesini imzaladıklarını ve eşinin hesabından ortak hesaba --- yapıldığını, aynı gün müvekkilin eşine --- nakit ödeme yaptığını --- tarihinde de eşinin hesabında kalan bakiye --- ortak hesaba virman yapıldığını, bu hesap kapatılarak ---- müvekkili tarafından verilen talimatla şahsi hesabına aktarıldığını, yazılı bir talimat olmaksızın davacının şahsi hesabından ortak hesaba para aktarılması bankacılık usul ve tekniklerine uygun bulunmamaktadır....
un kullanacağının belirtildiğini, 7,9,14 numaralı meskenlerin ise davacılara bırakıldığını, murisin sağlığında kiraya vermiş olduğu dairelerden gelen kiraların muris ile davalı ...’nin İş Bankasındaki ortak hesabına yatırıldığını, hesaptan 16.000,00 TL çekildiğini, bunun yarısının davalı ...’ye ait olduğunu, diğer 8.000,00 TL'nin bölüşülmesi için davacılardan banka hesap numarası istenmesine rağmen verilmemesi üzerine her bir mirasçının 1/8 payına isabet eden 1000,00 TL'nin davacıların adreslerine PTT yolu ile gönderildiğini, davacılara bırakılan dairelerin kiralarının davacılar tarafından tahsil edildiğini, muristen kalan taşıtın kullanılmayarak evin önünde durduğunu, emlak vergilerini, taşıt vergisini, araç sigorta ve muayene ücretlerini, 9 nolu dairenin apartman aidatlarını kendilerinin ödediğini, davacıların daha çok kendilerine borçlu olduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemişlerdir....
İcra Müdürlüğü'nce düzenlenen sıra cetvelinde, şikayet olunana ait yedieminlikten kaynaklanan alacağın İİK'nın 138/2. maddesi kapsamında öncelik taşıdığı için mahcuz aracın satışından elde edilen tüm bedelin şikayet olunana verilmesi cihetine gidilmiş ve mahkemece de bu paylaşım doğru görülmüşse de, mahkemece, İİK 138. maddesi ve anılan Tebliğ hükümleri uyarınca hesaplanacak yedieminlik ücretinin öncelikle şikayet olunana ödenmesine, kalan paranın ise öncelikle şikayetçiye ödenmesine karar verilmesi gerekirken, tüm paranın şikayet olunana ödenmesine karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiş olup, hükmün, Dairemizce bu sebeple bozulması gerekirken, şikayet olunanın tüm alacağının İİK 138. maddesi kapsamında olmadığı gerekçesiyle bozulduğu anlaşıldığından, şikayet olunan ... vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 12.05.2015 tarih ve 2014/9793 E., 2015/3590 K. sayılı ilamındaki bu gerekçenin kaldırılarak, hükmün yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulmasına karar...
olan ...un şirketten olan alacağın ayrıca 101.500,00 TL daha ilave edildiği, bu tutarın şirket hesabına diğer ortak ... tarafından yatırıldığı, yatırılan paranın daha önce Hermanos Johanus'un nişanlısı Nesim Boran tarafından ...'...
Mahkemece; davacılar tarafından ödenen paranın mutat apartman gideri olduğu ve davalı kiracının sorumluluğunda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yanlar arasındaki kira sözleşmesinin özel 4. maddesi uyarınca, yönetim giderlerinin kiracıya ait olacağı açıktır. Ancak; bu hükme göre, Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca malikin ortak giderlere ilişkin bütün yükümlülüklerinin kiracıya devredildiği kabul edilmemelidir. Keza, Borçlar Kanunu'nun 258/2. maddesi uyarınca, kiralananın alelade kullanılması ile ilgili ve kullanımdan doğan giderler kiracıya ait ise de, esaslı tamir giderleri kiralayana aittir. Bu durumda kiracı, taşınmazı kullanmanın karşılığı olarak kira parası ile mütenasip ve alelade kullanımla ilgili tamir giderlerinden sorumlu olmalıdır....


