WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

Bu nedenle kütüğe geçirilmesi zorunlu olanların dışında başka bir kimlik bilgisinin somut olayda doğum tarihinin kütüğe işlenmediğine göre kütükte olmayan bir bilgi hakkında olumlu bir durum tespiti de yapılamaz. Şayet kadastro tespiti sırasında bu yolda yapılan bir yanlışlığın düzeltilmesi istenilecek ise bu istemin tüzüğün 87. maddesine göre tapu sicil müdürlüğünden istenmelidir. Mahkemelerce idari merciilerin görevli kılındığı hallerde düzeltmeye yönelik bir hüküm kurulamayacağı gibi talep olmadığı halde doğum tarihi yazımı HMK'nun 72. maddesine aykırıdır. Bu nedenle hüküm fıkrasında doğum tarihi ile ilgili tesis edilen karar Tapu Sicil Tüzüğünün 25. maddesi ve HMK'nun 72. maddesine aykırı olup bu husus bozma nedeni ise de, yapılan yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün HUMK'nun 438/VII. maddesi gereğince aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun görülmüştür....

Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Eldeki davada dava konusu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde; 7200/28800 payın ölü ... mirasçıları adına kayıtlı olduğu görülmektedir. Davacının soyadının yazılmadığını belirtip, "..." soy adının eklenmesini istediği ..., ölü olduğu belirtilerek adına pay kaydı yapılan kişidir. Kayıt maliki olduğu iddia edilen davacının murisi ... dosyada mevcut veraset ilamına göre; 1314 D.lu olup, 25.06.1934 tarih 2525 sayılı Soyadı Kanununun yürürlüğe girmesinden önce 11.10.1929 tarihinde ölmüştür. Bu nedenle soyadı eklenmesi olanağı yoktur. Şahsi hal sicillerinde soyadı yazımı olanaksız olan birisinin tapu kütüğündeki kaydına soyadının yazılması da olanaksızdır....

Her ne kadar, getirilen bu faiz hükmü maddi hukuka ilişkin olup, aynı yasanın 29. maddesi gereğince yayımı tarihinden sonra açılacak davalara uygulanması gerekir ise de; 30.04.2013 tarihinden sonra açılacak davalar için yapılan bu düzenleme ile Anayasa Mahkemesi'nin makul süreyi aşan yargılamanın hak ihlali oluşturduğuna ilişkin kararı birlikte değerlendirildiğinde, 30.04.2013 tarihinden önce açılmış ve henüz kesinleşmemiş kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davalarında öngörülen dört aylık yargılama süresinin makul süre kabul edilerek, hakkaniyet gereğince taşınmaz malikinin zararının giderilmesi amacıyla dava tarihinden itibaren dört aylık sürenin bittiği tarihten, karar tarihine kadar tespit edilen kamulaştırma bedeline faiz uygulanması gerektiğinin ve ölü kişinin adının karar başlığında gösterilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru değil ise de, bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 4 numaralı bendinin...

Her ne kadar, getirilen bu faiz hükmü maddi hukuka ilişkin olup, aynı yasanın 29. maddesi gereğince yayımı tarihinden sonra açılacak davalara uygulanması gerekir ise de; 30.04.2013 tarihinden sonra açılacak davalar için yapılan bu düzenleme ile Anayasa Mahkemesinin makul süreyi aşan yargılamanın hak ihlali oluşturduğuna ilişkin kararı birlikte değerlendirildiğinde, 30.04.2013 tarihinden önce açılmış ve henüz kesinleşmemiş kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davalarında öngörülen dört aylık yargılama süresinin makul süre kabul edilerek, hakkaniyet gereğince taşınmaz malikinin zararının giderilmesi amacıyla dava tarihinden itibaren dört aylık sürenin bittiği tarihten, karar tarihine kadar tespit edilen kamulaştırma bedeline faiz uygulanması gerektiğinin ve ölü kişinin adının karar başlığında gösterilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru değil ise de, bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 2 nolu bendinde yer alan...

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı idare vekilince temyiz edilmiştir....

Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tapu kayıt malik ile veraset ilâmındaki kök murisin aynı kişi olduğunun tespiti ile tapu kaydında yer alan ismin düzeltilmesi istemine ilişkindir. Asliye Hukuk Mahkemesince, tapu kaydında düzeltim davasının çekişmesiz yargı işi olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesince ise, davacının talebi için yapılacak araştırma ile veya hak sahibi olduğunu iddia eden bir kişinin itirazı üzerine ortaya bir çekişmenin çıkması durumunda mülkiyet aktarımına neden olunacağı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Somut olayda davacı, tapu kaydındaki malik olarak gözüken kişi ile murisinin aynı kişi olduğunun tespitini talep etmiştir....

e ait veraset ilamında Medeni Kanununun kabulünden önce öldüğünün belirtildiği, Nüfus Müdürlüğünün mahkemeye gönderdiği yazıda ise nüfus kayıtlarının ilk tescili sırasında ...'in ölü olması nedeniyle nüfus kütüklerine tescilinin yapılmadığı belirtilmiştir. ......

Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 825 parsel sayılı tarla nitelikli taşınmazın paylı mülkiyet üzere ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına 10.02.1970 tarihinde kadastro ile tescil edildiği, davacıların anılan taşınmazın paydaşlarından ...’in soyadının “...”, ..., ... ve ...’un soyadının “...”, ...’nin isim ve soyisminin “... ” ve ...’nin isim ve soyisminin “...” olarak düzeltilmesi istemiyle eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme taleplerinin kaynağını oluşturur. Bu tür işlerde kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir....

Bu şekilde kaydı bulunmayan kişilerin tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi mümkün değil ise de kamulaştırma bedelinin tahsili için tapu kayıt maliki ile davacı murisinin aynı kişi olduğunun tespiti gerektiğinden zorunlu olarak dava açılan bu gibi durumlarda tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde “çoğun içerisinde az da vardır” kuralı gereğince bu yönde bir “tespit kararı” verilmelidir. Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi....

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve pilon yeri bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve pilon yeri bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı idare vekilince temyiz edilmiştir....

UYAP Entegrasyonu