Hal böyle olunca; nüfusa kaydı olmayan bir kişinin tapu kaydındaki kimlik bilgileri hakkında düzeltme yapılamayacağı, ancak çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince ve davacının bu yönde talebinin de bulunduğu dikkate alınarak kayıt maliki ile davacının mirasbırakanının aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir. Somut olayda; dava konusu taşınmazların dayanak tapulama tutanaklarında özetle “…de 1935 senesinde ölümü ile evlatları ...nin 1935 olan ölüm tarihi, rızai taksim tarihi ve tapulama tespitleri sırasında kayıt malikinin ölü olduğuna dair tapulama tutanaklarında bir belirtmenin de olmaması göz önünde bulundurularak belirtilen hususlardaki çelişki üzerinde durulmalıdır....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, yapılan tüm araştırmalara rağmen talebe konu kişilerin ölü olduklarının ve dolayısıyla da ölü iseler ölüm tarihlerinin tespit edilemediği oysaki işbu davada karar verilebilmesi için talebe konu kişinin ölüm tarihinin belirlenmesi gerektiği ancak bu kişilerin ölüm tarihlerinin net olarak belirlenmesi mümkün olmadığı gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescili adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü. - K A R A R - Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı idare vekilince temyiz edilmiştir. Kapama karışık meyve bahçesi ve sulu arazi niteliğindeki ......
Yapılan kolluk araştırmasında kayıtlı olduğu .... mahallesinde bu isimde kimsenin yaşamadığı, vefatını ve tarihini bilenin olmadığı bildirilmiştir. 83 yaşında olup davacıların akrabası olan ve yaşları itibari ile olayları bilmesi muhtemel olan tanıklar ...'ün sadece iki oğlu olduğunu, ... adında bir kızı olmadığını ve .... adlı kızı hiç duymadıklarını bildirmişlerdir. Maddi olayları açıklamak taraflara, bunları nitelendirmek ve uygulanacak kanun hükümlerini belirlemek hakime aittir. (HMK 33.madde) Dosyadaki bilgi ve belgelerden, ... adlı çocuğun olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davaya nüfus kayıt iptali olarak bakılarak tüm deliller toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kabule göre de; Ölü olduğunun tespitine karar verilen kişinin ölüm tarihinin de belirlenerek nüfusa tesciline karar verilmesi gerekirken sadece ölü olduğunun tespiti ile yetinilmesi de yerinde değildir....
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme taleplerinin kaynağını oluşturur. Bu tür taleplerde kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır....
Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Somut olayda; davacının dava konusu yapmış olduğu 105 ada 108 ve 133 ada 15 parsel sayılı taşınmazların tapulama tutanağının incelenmesinde kayıt malikinin ölü olduğu belirtilerek tespit yapıldığı halde bu konuda mahkemece gerekli araştırma yapılmamıştır. Taşınmazın davacıya ait olup olmadığını kesin ve şüpheden uzak bir şekilde tespit edebilmek için keşif yapılarak mahalli bilirkişi , tespit bilirkişileri ve tanıklar taşınmaz başında dinlenip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idare temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
ın nüfus kaydı getirtilerek ölü mü - sağ mı olduğunun araştırılması, ölü ise veraset ilamının dosyaya konulmasından, Sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderilmesi için dosyanın mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 25.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Mahallesi 28 parseldeki taşınmazın ..., ..., ..., ... ve ... adına hisseli olarak 15.03.1951 tarihinde kadastro tesbitinden dolayı tapuya tescil edildiği, 21.11.2012 tarihli zabıta tutanağında adı geçenlerden bir kısmının öldüğü ve mirasçılarının bilinmediği, bir kısmının mirasçılarının belli olduğu, ... isimli üç kişinin bulunduğu, ancak hangisinin hissedar olduğunun bilinmediğinin belirtildiği, tapu ve nüfus müdürlükleri cevabi yazılarında ise 31.12.1971 tarihinde hükümet konağında yangın çıktığından ilgili bilgilere ulaşılamadığının bildirildiği, dosyada ilgili kişiler hakkında başkaca bir bilginin bulunmadığı, bu nedenle taşınmaz hissedarları ..., ..., ..., ... ve ...'nın sağ olup olmadığı, ölü iseler mirasçılarının bulunup bulunmadığı belli olmadığı anlaşılmaktadır. 21.11.2012 tarihli zabıta tutanağına göre taşınmaz hissedarlarının veya mirasçılarının açık kimlik ve adreslerini tespit etmek mümkün değildir....
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme taleplerinin kaynağını oluşturur. Bu tür işlerde kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Bu tür işler, 6100 sayılı HMK’nin 382/(2). fıkrasının 2-ç-1) bendi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanunun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür ve işin niteliği itibarıyla maktu harç alınır. Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir....


