Müvekkil şirket ne mail yoluyla ne de yazılı olarak hiçbir zaman bekleme araç talebinde bulunmamış, davalı şirket tedarik sorunu yaşanması ve müvekkil şirketin araçsız kalmaması için bekleme araçlarını talepsiz olarak müvekkil şirkete teslim etmiştir. sözleşme ile belirlenen araçların tesliminde temerrüde düşüldüğü, her ne kadar bekleme aracı teslim edilmişse de bu teslimin müvekkil şirket isteğiyle olmaması sebebiyle araçlara ilişkin faturalandırmaların kabul görmeyeceği, 1 hafta içerisinde belirlenen 0 KM araçların teslim edilmesi gerektiği, aksi takdirde müvekkil şirket tarafından başka bir firmadan eş değer araçların kiralanarak söz konusu kiralama ve hizmet bedellerinin davalı şirkete fatura edileceği belirtilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve kiralanan teslimi davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 28.10.2005 gün ve 2005/6324-9685 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Yerel Mahkeme kararı, Dairemizce yasal ve hukuki dayanakları gösterilmek suretiyle bozulmuş olup, karar düzeltme istemi HUMK.nun 440. maddesindeki nedenlerden hiçbirisine dayanmamaktadır. Bu nedenlerle yerinde olmayan istemin reddi gerekmiştir....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kira sözleşmesinin konusunun imkansız olması nedeniyle tazminat ve menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 301 inci maddesinin ifadesi ile kiraya veren; kiralananı sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. Kiraya veren bu borcu sadece fiili bir teslim ile ifa etmiş olmaz. Kiracı kiralananı hangi maksat için tutmuş ise kiraya veren o maksada elverişli bir tarzda teslim ile mükelleftir. Kiralananın ayıplı olarak teslimi nedeniyle kiralananın kullanılmasında imkansızlık veya derecesinde düşüklük meydana gelmiş ise bu durumda kiracının aynı Kanun'un 123 üncü ve 125 inci maddeleri dairesinde hareket ederek mevcut ayıbı uygun bir sürede kiraya verene ihbar etmesi beklenir....
Davalı, yargılama sırasında verdiği 25.9.2009 tarihli dilekçede kiralananı Haziran 2009 tarihinde tahliye ettiğini, ancak davacının anahtarı teslim almadığını belirtmiş, davacı vekili kiralananın tahliye edilip edilmediğini bilmediğini, müvekkili ile bu hususta görüşemediğini ve görüşemeyeceğini bildirmiştir. Kiralananın tahliye edilerek anahtarın kiralayana teslim edildiği davalı tarafından kanıtlanmalıdır. Kiralananın davalı tarafından tahliye edildiğinin kabul edilebilmesi için boşaltılarak anahtarın kiralayana usulüne uygun olarak teslim edilmesi zorunludur. Bu da tevdi mahalli tayini veya notere anahtarın teslimi ile olur. Kiralanan tahliye ettiğini ileri süren davalı, anahtarı kiralayana teslim ettiğini kanıtlayamamıştır. Anahtar teslimi kanıtlanamadığına göre kira ilişkisinin devam ettiğinin kabulü gerekir....
talep ve dava etmiştir....
un "taraflar arasında kira sözleşmesi bulunmadığını, kira sözleşmesinin İbrahim Öztaş ile davacı arasında yapıldığını" beyan etmesi karşısında davanın kira sözleşmesinden kaynaklanmadığı, bu nedenle TTK 4 ve 5. maddelerine göre asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 4/I-a maddesinde kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara, konuları ve değerlerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemelerinde bakılacağı hükmüne yer verilmiştir....
Şti arasında düzenlenen davaya konu davalı taraf aracıyla ilgili 24.6.2005 tarihli Araç Kiralama Sözleşmesi gönderilmiş ise de; sözleşmenin 9.maddesi gereğince sözleşmenin süresini ve kiralanan araçların listesini gösteren "EK-A" kısmı bulunmadığından, sözleşmenin eki niteliğindeki "EK-A" kısmının ilgililerinden temini ile evrakına eklenmesi, Daire geri çevirme kararlarının gereği gibi yerine getirilmemesi halinde sorumluları hakkında yasal işlem yapılacağından bu konuda gereken özenin gösterilmesi, ondan sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderilmesi için dosyanın mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE 22.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Sözleşmenin 13. maddesinde ise; kiracının kira şartnamesi ve hükümlerine uymaması halinde, kira sözleşmesinin herhangi bir hüküm almaya ve tebligat yapmaya gerek kalmaksızın idarece feshedilerek son bir yıl kira bedelinin tazminat olarak tahsil edileceği düzenlenmiştir. Yine ihale şartnamesinin 22. maddesinde; müşterinin taahüdünden vazgeçmesi veya taahhüdünü sözleşme ve şartname hükümlerine uygun yerine getirmemesi halinde, ayrca protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin teminatın gelir kaydedileceği ve sözleşme feshedilerek hesabın genel hükümlere göre tasfiye edileceği hükmüne yer verilmiştir. Sözleşmenin açıklanan bu hükümleri uyarınca somut olay değerlendirildiğinde; davalıya kiralanan yerin tesliminin yapılmadığı; dolayısıyla henüz başlamamış olan kira sözleşmesine aykırı davranıldığı gerekçesiyle davacı tarafından cezai şartın talep edilemeyeceği açıktır....
Ticaret Mahkemesi Başkanlığı tarafından makinaya ihtiyati tedbir konulmasına ve yediemin sıfatıyla tedbiren şikayetçi firmaya tevdiine karar verildiği, Seydişehir İcra Müdürlüğü tarafından ihtiyati tedbir kararı yerine getirilmek üzere sanığa ait şirkete gidildiğinde, şirketin taşınmış olduğu ve makinanın bulunmadığı belirlenerek makinanın şikeyetçiye teslimi sağlanamadığı, bu suretle sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın borcunu zamanında ödeyemediğine ve makinayı başka bir şirkete emanet olarak verdiğine yönelik savunması, mahkeme kararı bulunmasına rağmen şikayetçinin makinayı teslim alamaması ve kiralanan makinanın sanığın zilyetliğinde olması gözetilerek sanığın zilyetliği kendisine devredilmiş mal üzerinde devir amacı dışında tasarrufta bulunmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği tüm dosya kapsamıyla anlaşılmakla, mahkemenin mahkumiyete yönelik kabulünde isabetsizlik görülmemiştir....
Somut olayda; Taraflar arasında 01/12/2002 başlangıç - 01/12/2012 bitiş tarihli konut ve tarlaya ilişkin kira sözleşmelerinin varlığı hususunda, uyuşmazlık bulunmamaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca “Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir.” düzenlemesi mevcuttur. Bu durumda kiracı, 125. maddedeki seçimlik haklardan birini seçebilecektir. Kiracı aynen ifa (kiralananın teslimi) ve gecikme tazminatı seçebileceği gibi; bu hakkından vazgeçtiğini bildirerek, sözleşmeden dönebilir ve borcun ifa edilmemesinden yani kiralananın teslim edilmemesinden doğan müspet zararını talep edebilir....


