Ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi raporunda denkleştirici adalet ilkesi uygulanarak alacağa hükmedilmiş ise de; taraflar arasındaki kira sözleşmesinin feshedilmediği ve davaya konu dönem için kira ilişkinin yürürlükte olduğu, kira bedellerinin döviz olarak belirlendiği ve bu para birimlerinin ortalama olarak enflasyon oranında arttığı gözardı edilerek denkleştirici adalet ilkesi gereğince hesap edilerek yazılı şekilde eksik hüküm kurulması doğru değildir. 3- 6098 sayılı TBK'nun 301. maddesine göre “....kiralananı kullanmaya uygun tam ve eksiksiz bir şekilde kiracıya teslim etmek ve kira müddeti boyunca bu halde bulundurmak ile mükelleftir...”. Taşınmazın kiralandıktan sonra ayıplı hale gelmesi hali, TBK'nun 305. ve 306. maddelerinde düzenlenmiştir....
Mahkemece, "..." ibaresinin tanımlayıcı olduğu, bu itibarla sadece "..." ve "..." ibarelerinin karşılaştırılması gerektiği, anılan ibarelerin karıştırılmaya yol açmayacağı gerekçesiyle marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin oluşmadığına karar verilmişse de, "..." ibaresinin ne şekilde endüstriyel mutfak eşyaları ve diğer beyaz eşyalarda tanımlayıcı olduğu açıklanmamış, markanın kapsadığı emtiaların ...dan yapılıp yapılmadığı konusunda bir tespite yer verilmemiş, ayrıca davacı şirket yetkilisinin duruşmadaki beyanı uyarınca davalıya "..." ibaresinin kullanılmasına izin verildiği sonucuna sadece bir kısım ifadelerine dayanılarak varılmıştır....
TV isminin davalı tarafından kullanılmasına izin vermeyi, davalının ise yapılan programı dublajlayarak yayınlamayı ve abone sayısına göre ücret ödemeyi yüklendiğini, davalının 10.03.2010 tarihli e-posta ile ekonomik koşulları gerekçe göstererek 01.04.2010 tarihinden itibaren ......
Yöneticilerin (patron vekillerinin), genelev patronları için bu Tüzükte gösterilen vasıf ve şartları haiz olmaları gereklidir " düzenlemesine; 95. maddesinde, "İzin alınmadan içinde gizli fuhuş yapıldığı iddia veya ihbar edilen veyahut her ne şekilde olursa olsun muttali olunan evler hakkında ahlak zabıtası memurları tarafından önce gizli inceleme yapılır. Bu gibi evlerde gizli fuhuş yapıldığı delilleriyle tesbit edildiği takdirde, düzenlenecek tutanaklar gizli inceleme raporları ile birlikte en büyük polis amiri tarafından komisyona sunulur....
Açıklanan nedenlerle, davanın süresinde açıldığı kabul edilerek iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak bir karar verilmesi gerektiği yönünde yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekirken; bu hususların değerlendirilmemesi sonucu onandığı, karar düzeltme isteği sonucu yapılan incelemeyle belirlenmiş olduğundan; 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 442/3. maddesi gereğince davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulüne; Dairenin 05.06.2014 gün, 2013/13153 Esas, 2014/11554 Karar sayılı ONAMA İLAMININ KALDIRILMASINA ve açıklanan sebeplerle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, HMK'nun 442/1 maddesi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 76.70 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Bozma ilamına uyan mahkemece; birleşen dava yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, asıl davanın kısmen kabulü ile 118.700,30 TL faydalı masraf ve kazanç kaybına ilişkin olarak fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL'nin tahsiline dair verilen hüküm, tarafların temyizi üzerine, bu defa Dairemizin 17/09/2019 tarihli ve 2018/7712 E. 2019/6778 K. sayılı ilamıyla; davacı ve davalıların birleşen davaya ilişkin tüm, asıl davada faydalı masraflara yönelik temyiz itirazları reddedildikten sonra, davalıların yoksun kalınan kara ilişkin temyiz itirazları yönünden, davalıların 600 m2’lik ruhsata aykırı yapıları yapmadıklarına ilişkin savunmaları üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur....
Davalı tarafından 24.08.1999 tarihinden 23.08.2000 tarihine kadar olan kira bedelleri de senelik peşin olarak ödendiğine göre, mahkemece 23.08.2000 tarihinden 16.09.2000 tarihine kadar olan kira parasına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir. Ayrıca, kiracı....nin hisseleri 07.01.1999 tarihinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na, 2002 yılında da yönetimi ve denetimi...'ye ait ... Bankası'na devredilmiştir. 5411 Sayılı Bankacılık Kanunun 140. maddesi gereğinc...'ye devredilen bankalar her türlü harçtan bağışık olduğu halde davada kabulüne karar verilen miktar üzerinden davalıdan, karar ve ilam harcı alınmasına karar verilmesi de doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır....
O halde Mahkemece uyuşmazlığın 6098 Sayılı TBK.nun 316/3 maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, dosya kapsamı ve tanık beyanları da dikkate alınarak, davalının davranışlarının açıktan fena kullanım oluştuğu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca davacılar yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Buna göre Kanunda sayılan geri gönderme sebepleri gerçekleşmediğinden dava dosyasının kararda belirtildiği üzere inceleme yapılarak karar verilmesi için ilk derece mahkemesine iadesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu durumda, istinaf başvurusu kabul edilmiş olmakla gerekirse Kanunun 353/1-b-3 maddesi uyarınca işin esasının, Bölge Adliye Mahkemesince, eksik delillerin toplanması ile dava dosyası incelenip karara bağlanması gerekirken, Kanun’da bulunmayan bir gerekçe ile dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2-) Bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir....
Mahkemece, davacının 12 gün dışında yıllık izin kullanmadığı 540 gün yıllık izin hakkının bulunduğu yönündeki bilirkişi raporuna göre fesih sonrasında yapılan ödemenin mahsubu ile belirlenen yıllık izin ücreti hüküm altına alınmıştır. Ancak çalışma süresinin uzunluğu dikkate alındığında, davacıya 12 gün dışında yıllık izin kullandırılmaması hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. 18. Diğer taraftan işverence dosyaya sunulan, izin kullanım tarihleri belirtilerek davacı tarafça "iznimi kullandım" yazılarak imzalanan yıllık izin defterinin, davacı tarafça imzaya itiraz edilmediği hâlde neden değerlendirilmeye alınmadığı gerekçelendirilmemiştir. Yıllık izin defterinde davalı işverence bazı dönemler jurnal kayıt olarak belirtilerek davacının yıllık izin kullandığı gösterilmiştir. Aynı zamanda işverence sunulan ücret bordrolarında davacıya 2013 yılının 5 inci ve 6 ıncı ayında toplam 30 gün, 2014 yılının 5 inci ve 6 ıncı ayında toplam 42 gün izin kullandırıldığı belirtilmiştir....


