Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının, davalının kiracısı olduğu, davacının kira bedellerini banka aracılığı ile yatırdığı, davacının yurt dışına gittiğinde belirli bir süre kira bedelini yatırmadığı, bunun üzerine davalının davacıya ait eşyaları boşaltıp muhafaza altına aldığı, davacının eşyalarını istediğinde davalının iade etmediği ve davacının mahkemeden tedbir kararı alarak eşyalarının bir kısmını aldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, somut olayda davacının beyanının bağlantısız bileşik ikrar olduğu ve ispat yükünün davalı tarafa düştüğü, davalının davacının kapıyı kırıp eşyalarının tamamını aldığını ispat edemediği, bu durumda davacının davasında haklı olduğu tespiti doğru bir değerlendirmedir. Fakat, davacının kira bedelini ödememiş olmasından dolayı davalının davacının eşyalarını alıkoyması ve iade etmemiş olması müterafik kusuru oluşturmaz. Şu halde, davalı lehine tazminatta indirim yapılması doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir....
Kira sözleşmesinin 14.maddesinde "Kiracının fesih talebinde bulunması, kira dönemi sona ermeden faaliyetini durdurması, kiralananı amacı dışında kullanması, taahhüdünü sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi ve işletme ruhsatının her ne sebeple olursa olsun iptal edilmesi hallerinde kira sözleşmesi, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunun 62. maddesine göre tebligat yapmaya gerek kalmaksızın idarece feshedilerek kesin teminatı gelir kaydedilir ve cari yıl kira bedeli tazminat olarak tahsil edilir." düzenlemesi yer almaktadır. Davalı kiracının talebi üzerine sözleşmenin 30.05.2014 tarihi itibariyle feshedildiği anlaşılmaktadır. Kira sözleşmesi erken feshedildiğinden, Mahkemece, kira sözleşmesinin 14.maddesi gereğince cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak mahkemece TBK 182/son maddesine göre cezai şartta indirim yapılıp yapılamayacağı tartışılmamış, cezai şartta bir indirim yapılmamıştır....
Davacı vekilinin, söz konusu beyanı göz önünde bulundurularak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. 3-) 492 Sayılı Harçlar Yasasında kira tesbit davalarında harcın aylık kira parasına göre mi, yoksa yıllık kira parasına göre mi hesap edileceğine dair bir açıklık bulunmamaktadır. 07.07.1965 tarih ve 5/5 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, en kısa ve en az külfetli bir usul uygulanması, en az masraf yapılması ilkesinden hareket edilerek, aylık kira parası esas alınmak suretiyle görevli mahkemenin tayin edileceği kabul edildiğinden aylık kira parasının tesbitine ilişkin davalarda da aynı ilkelere dayanılarak aylık kira farkı üzerinden harç alınması gerekeceği sonucuna varılmıştır. Bu durumda Mahkemece, aylık kira farkı üzerinden harç alınması gerekirken yazılı şekilde harç takdiri de doğru değildir....
Maddesine göre “Kiralanan sonradan ayıplı duruma gelirse kiracı, kiraya verenden ayıpların giderilmesini veya kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını ya da zararının giderilmesini isteyebilir. Ancak, zararın giderilmesi istemi diğer seçimlik hakların kullanılmasını önlemez.Önemli ayıp durumunda kiracının sözleşmeyi fesih hakkı saklıdır.”,306. Maddesine göre “Kiracı, kiraya verenden kiralanandaki ayıbın uygun bir sürede giderilmesini isteyebilir; bu sürede ayıp giderilmezse kiracı, ayıbı kiraya veren hesabına gidertebilir ve bundan doğan alacağını kira bedelinden indirebilir veya kiralananın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteyebilir....
MAHKEMESİ Dava dilekçesinde kira parasının 01.....2010 tarihinden itibaren aylık ....159,85 TL, 01.01.2011 tarihinden itibaren ise aylık 24.650 TL olarak tesbiti istenilmiştir. Mahkemece aylık kira parasının 01.....2010 tarihinden itibaren 30.000 TL+KDV, 01.01.2011 tarihinden itibaren ise 36.079 TL olarak tesbiti cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması istemini içeren temyiz dilekçesi, kararı veren ... .... Sulh ... Mahkemesine gönderilmek üzere ... .... Sulh ... Mahkemesine verilmiş olup, anılan mahkemece temyiz dilekçesinin arkasına (döküm yapılmadan) 75 TL pul alınmış olduğu hususu şerh düşülmüştür. Ancak, temyiz incelemesi içen Dairemize gönderilmiş olan dosya içerisinden ... duruşma davetiyelerinin tebliği için gerekli posta pullarının çıkmadığı tutanakla saptanmıştır....
Dava, kira alacağının tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile itirazın 2.709 TL üzerinden takip tarihinden yasal faizi ile birlilikte kısmen iptaline karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde, 24.01.2008 başlangıç tarihli ve 24.01.2009 bitiş süreli kira sözleşmesi uyarınca aylık 2138 TL’den ödenmeyen Şubat 2009 ayına ait bakiye 570TL kira bedeli ile hiç ödenmeyen Mart- Nisan- Mayıs- Haziran 2009 aylarına ait toplam 9126TL kira alacağı ve 908TL işlemiş faiz alacağının tahsili istemli başlattığı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptalini istemiştir. Davalı cevap dilekçesinde, sözleşmeye ve imzaya itiraz ederek haksız ve yersiz açılan davanın reddini savunmuştur....
Hak ve nesafete uygun kira belirlenirken en son ödenen aylık kira bedeline endekse (ÜFE) göre artış yapılarak belirlenen kiradan daha düşük olmayacak şekilde taşınmazın boş olarak yeniden kiraya verilmesi halinde getirebileceği brüt kira bedelinden, davalının eski kiracı olduğu gözetilerek hakkaniyete uygun bir miktarda indirim yapılması gerekmektedir.Olayımıza gelince; Davacı 31.07.2012 tarihinde açtığı kira parasının tespiti davası ile rayiç kira değerinin 20.000 TL olarak tespitini talep etmiş, tespitini talep ettiği dönemi açıklamamıştır. Bozma sonrasında davalı tarafından sunulan 01.01.2010 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesinde ise aylık kira bedelinin 3.500 TL olduğu görülmektedir. Davacı dava dışı paydaşlar ile davalı tarafça yapılan kira sözleşmesine dayanarak kira parasının tespitini talep etmiş ve davalı tarafından sunulan 01.01.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin muvazaalı olduğunu da savunmamıştır....
Somut olayda; Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.02.2011 başlangıç tarihli 3 yıl süreli kira sözleşmesine ilişkin uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinde kira parası aylık 3000,00-TL olarak belirlemiş, sözleşmenin 4. maddesinde artış hükmünün ‘’her yıl dönem başı %10 oranında artırım ve 3 yılın sonunda ise sözleşmenin devam edip etmeyeceği, artış miktarları ve kira süresi hakkında yeniden görüşülüp belirleneceği’’ kararlaştırılmıştır. Kira bedelinin indirilmesi talep edilen dönemde yukarda anlatıldığı gibi ekonomik koşullarda olağanüstü değişmeler olmaması, işlem temelinin çökmesi ile ilgili bir delil sunulmaması, yine kiralananın bulunduğu semte özgü ekonomik koşullarda olağandışı bir değişiklik yaşanmaması karşısında uyarlama koşullarının gerçekleşmediği anlaşıldığından bu nedenle kira bedelinden indirim istenemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kira bedelinden indirim yapılması doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır....
Maddesinde, Belediye payının tahsilatının Belediyenin denetim ve gözetiminde tahsil edileceği ve kiracının bu sözleşmedeki hizmetlerle birlikte ihale sonucu belirlenen yıllık kira bedelini 12 ayda her ayın 10’una kadar belediyeye ödeyeceği, madde 3’te belediye payının Belediyenin görevlendireceği memur ile makbuz karşılığında yapılacağını buna mukabil kira bedelinin her ay eşit olarak ödeneceğini, madde 3-2’de Belediye payının artırılması halinde kira bedeline aynen ilave olacağı, indirim halinde muhammen bedelin altına inmemek üzere kira bedelinde indirim yapılacağının belirtilmesi, 08/10/2008 tarihli iptal protokolünde belediye paylarının ödenmesi hususunda bir karar alınmadığı, kesin teminatın sanıklara iadesi için talepte bulunulduğunun anlaşılması karşısında sanıklar ile katılan ... arasında Hal Kompleksinin kiralanmasına ilişkin sözleşme hükümlerinden katılan belediyeye ödenecek gelir konusunda ihtilafın hukuki ihtilaf mahiyetinde bulunduğu, güveni kötüye kullanma suçunun unsurlarının...
Dairemizin çoğunluk görüşüne göre davacılara ait binanın eski bina olması ve fenne aykırı ilaveler nedeniyle zararın artması gerekçe gösterilerek bu miktardan BK'nun 44. maddesi gereğince indirim yapılması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuşsa da; davacıların somut zararları mevcuttur. Yan parseldeki inşaat fenne uygun kazı yapmış olsaydı bu yer tahliye edilmeyecek ve davacı yan kira sözleşmesi gereği alacağına kavuşacaktı. Bu durumda farazi bir zarar olmayıp; zarar somut olduğundan kira zararının tamamına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle kararın onanması görüşünde olduğumdan bozma kararının (2) nolu bendinin (a) fıkrasına katılmıyorum. 05/02/2013...


