Davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde; katkı payı alacağının güncel değere göre belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle mağdur olduğunu, katkı payı, değer artış payı ve katılma alacağının güncel değere göre belirlenmesi gerektiğini, aksi halde alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, usuli kazanılmış hak, hükmün kuruluşu, tasfiye edilecek malın hangi tarihteki değerinin esas alınması gerektiği, katkının ispatı, talep, kişisel mal savunması ve ispatı noktasında toplanmaktadır. Dava, tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması halinde katkı payı ve katılma alacağı istemine ilişkindir. 2....
Dava, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mallardan kaynaklanan katılma alacağı ve edinilmiş mala yapılan katkı nedeniyle istenen değer artış payı alacağı ile kişisel mallardan doğan alacak isteğine ilişkindir (TMK. m. 202, 218, 219, 222, 229, 230, 231, 232, 235, 236, 227) Taraflar 8.8.2004 tarihinde evlenmiş, 15.1.2009 tarihinde açılan ve kabulle sonuçlanan boşanma kararının 17.2.2012 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Bu nedenle eşler arasında evlendikleri 8.8.2004 tarihinden boşanma davasının açıldığı 15.1.2009 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Eşlerin başka bir mal rejimini de seçtiklerini ileri sürmediklerine göre boşanma davasının açıldığı 15.1.2009 tarihinde aralarındaki yasal mal rejimi sona ermiştir....
Bu ilke ve esaslara göre saptanan aracın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur. Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu aracın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye tarihinde ki sürüm değeri ayrı ayrı belirlenmelidir. Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, aracın ruhsat ve satın alınma bilgileri, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır....
Mahkemece önceki kararda, davanın kabulüne bilirkişi aracılığı ile belirlenen 2.222,22 TL katılma alacağının davalı taraftan alınmasına karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairece; davalının kişisel malı niteliğindeki 15 adet bileziğini satmak suretiyle taşınmazın edinilmesine katkıda bulunduğu belirlendiğinden davalının bu katkısının değer artış payı olarak mahsubu ile ondan sonra davacının katılma alacağının belirlenmesi gerektiğine işaret edilerek bozma sevk edilmiş, mahkemece bozma ilamı uyarınca; davanın kabulüne 18.266,67 TL katılım payı alacağının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bu miktardan ıslah edilen 8.266,67 TL'sinin ıslah tarihi olan 10.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Şayet binanın yapımına 1.1.2002 tarihinden sonra başlanmış ve yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olduğu bu dönemde bitirilmiş ise, davacının arsadan doğacak kişisel malına ait para yani arsanın bedeli binanın yapımına (edinilmiş mala) değer artış payı olarak girdiğinin kabulü ile uyuşmazlığın TMK. nun 227. maddesine göre çözüme kavuşturulması düşünülmelidir. Yani davacı arsadan gelen kişisel parası nedeniyle TMK. nun 227. maddesi uyarınca hesaplanacak değer artış payı yanında binanın tarafların gelirleriyle edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapıldığı gözetilerek binadan dolayı TMK. nun 231 ve 236. maddeleri gereğince yasal edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan katılma (artık değeri) alacağını alacaktır. Tüm bu hususlar mahkemece toplanacak bilgi ve belgeler ile delillere göre nitelendirilip sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu halde, TMK.nun 202, 222, 225, 219, 220, 227, 231, 236 ve 235. maddeleri uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulmalıdır....
Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur. Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu aracın ve taşınmazın ayrı ayrı satın alma bedelleri, bunların krediyle ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye tarihindeki sürüm değeri ayrı ayrı belirlenmelidir. Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, aracın ruhsat ve satın alınma bilgileri, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı,kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri mal varlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır....
Dava dilekçesinin içeriği, davacının talebi ve dava konusu taşınmaz ve aracın edinme tarihlerine göre, ayrıca 2006 yılında düzenlenen kira kontratı ile davalı adına devralınan kantin işletmesinin devrinden elde edilen bedele yönelik davacının talebi 4721 sayılı TMK.nun 202 ve devamı maddeleri gereğince kabul edilen yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan ve TMK'nun 202, 219, 222, 227, 229, 230, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğince açılan katılma alacağı ile değer artış payı alacağı isteğine ilişkindir. Miras payı, emeklilik ikramiyesi, yönünden ise dosyada bir araştırma ve inceleme yapılmamış olduğundan davacının talebine yönelik belirleme yapılamamaktadır. Ancak, bu istekler yönünden, işyerleri ve araç bakımından kararın düzeltilmesi yönünde verilen 13.11.2012 tarihli dilekçede açıkça Dairemizin onama ilamının düzeltilmesi isteğinde bulunulmamıştır....
DAVA Davacı vekili, müvekkilinin altınlarını satarak ve çalışarak elde ettiği gelirle evlilik birliği içinde edinilen malların edinilmesine katkısının olduğunu belirterek 111 ada 5 parsel sayılı taşınmaz ile 123 ada 8 parsel sayılı taşınmazın tapularının iptali ile müvekkili adına tescilini, mümkün olmaması halinde gayrimenkullerin alım ve yapımında müvekkilinin ziynet eşyalarının ve iş gücü karşılığının elde ettiği paralarının kullanıldığı göz önünde tutularak değer tespitinin yapılarak müvekkili lehine katkı payı alacağına değer artış payı da gözetilerek boşanmadan itibaren yasal faiz ile birlikte tahsilini, evlilik birliğinin bitmesinden kaynaklı eşlerin 2001 yılında sonra birlikte aldığı malların tasfiyesi ile müvekkilinin yasal haklarının ödetilmesini talep etmiş; davacı vekili 23.06.2016 tarihli dilekçesiyle talep miktarını 111 ada 5 parsel sayılı taşınmaz nedeniyle 78.540,00 TL, 123 ada 8 parsel sayılı taşınmaz nedeniyle 41.600,00 TL, araç nedeniyle 9.543,00 TL olmak üzere toplam...
Bu durumda mahkemece yapılacak iş taraf delillerini toplayarak ve özellikle kullanılan banka kredisi ödeme tablosu getirtilerek evlenme tarihinden sonra yapılan bir ödeme olup olmadığının belirlenmesi, evlenme tarihinden sonra yapılan ödeme varsa, bunun dönemine göre ya “katkı payı” ya da TMK'nun 227. maddesi gereğince değer artış payı alacağı olacağı gözönüne alınarak bu yönden tahkikata devam edilmesi ve gerçekleşecek sonucu uyarınca bir karar verilmesi olmalıdır. Bu şekilde bir katkı yapı veya değer artış payı alacağı ortaya çıktığı takdirde; talep edilen alacağın geriye kalan bölümü için talep genel hükümlere dayalı alacak talebi niteliğinde olacağından, bu bölüm için şimdiki gibi görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir. Ayrıca ödemelerin tamamının evlilik öncesine ait olması durumunda ise kuşkusuz talebin tamamı için şimdiki gibi görevsizlik kararı verilmesi gerekeceği düşünülmelidir....
Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı TMK.nun 239.maddesinin ''Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür'' şeklindeki 3. fıkrası uyarınca, tasfiye karar ile birlikte gerçekleştiğinden belirlenen katılma alacağına karar tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru değildir....


