Mal rejiminin sona ermesi, mal rejiminin tasfiyesiyle katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı davalarının görülebilirlik ön koşuludur. Mal rejimini sona erdiren boşanma davasının derdest olduğunun anlaşılması durumunda usul ekonomisi gereğince (6100 s.lı HMK'nun 30. m) bekletici mesele yapılmalıdır, Tasfiye davasında, mal rejiminin sona ermemiş ve sona erdirecek davanın da henüz açılmamış olduğunun anlaşılması durumunda ise davanın görülebilirlik ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekir....
Mahkeme gerekçesinde, bu talebin yasal dayanağı bulunmadığı yazılı ise de bu görüşe katılma imkanı yoktur. Mal rejimi sona erdiğinde eşlerin ya da mirasçılarının tasfiye davası sonucunda katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacak hakları doğar. Kural olarak, eşlerden birine ait mal varlığında, diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebi söz konusu olamaz. Mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp, şahsi alacak hakkıdır (07.10.1953 günlü 8/7 E-K sayılı YİBK, 4721 Sayılı TMK'nin m. 227/1, 231 ve 236/1. maddeleri). TMK'nin 239/1. fıkrasında; "Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir…” denilmektedir. 226/3. maddede ise "Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler" hükmüne yer verilmiştir. Anılan kanuni düzenlemelerden de anlaşılacağı gibi, borcun ayın olarak ödenmesi borçlu eşe tanınmış bir haktır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Değer Artış Payı Alacağı Ve Katılma Alacağı Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair kararın davacı-birleşen davada davalı vekili ile davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 12.06.2019 tarihli ve 2019/1849 Esas, 2019/5768 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti....
Mal rejiminin sona ermesi, mal rejiminin tasfiyesiyle katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı davalarının görülebilirlik ön koşulu olup daha önce açılan boşanma davasından davacı kadın feragat etmiş olup davacı kadının davasında feragat nedeniyle ret kararı verildiğine göre Ankara 16.Aile Mahkemesinin 2018/689 Esas sayılı dosyasında katılma alacağı davasından feragat edildiği tarihte evlilik birliği devam etmekte olduğundan mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davası yönünden görülebilirlik ön koşulu oluşmamıştır. O halde, gerçekleşen bu durum karşısında eldeki dava bakımından kesin hükümden söz edilemeyeceğinden Mahkemece, taşınmazlar yönünden de işin esasına girilerek iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. VI....
Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur. Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye(karara en yakın) tarihindeki sürüm(rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir. Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil fınans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır....
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. 4.Davacı-davalı kadın vekilinin birleşen davadaki faize yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Birleşen davada davalı-davacı lehine hükmedilen alacak, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı niteliğindedir. 4721 sayılı Kanun'un 239 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında “…aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür…” hüküm altına alınmıştır....
Bozmaya uyan Mahkemenin 10.09.2019 tarih ve 2017/626 Esas, 2019/691577 Karar sayılı kararı ile, aracın 08.07.2013 tarihinde davalı tarafından başka bir şahsa devredildiği, davacının değer artış payı ve katılma alacağı talebinin olmadığı, davanın açıkça araç alımına yapılan katkı iddiasıyla açıldığı, davacının araç alımına katkısını ispatlayamadığı gerekçesiyle; asıl ve birleşen davanın reddine yönelik verilen karara karşı, süresi içinde davacı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8....
Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları ibaresinin aynı zamanda edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan katılma alacağı ve değer artış payını da kapsadığı düşünülmektedir. Halihazırda Daire uygulaması bu yöndedir. 743 sayılı TKM.nun 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde katkı payı alacağına yönelik tüm davalar sözleşme olsun veya olmasın 743 sayılı TKM.nin (4721 sayılı TMK.nun) 5. maddesinin yollamasıyla BK.nun 125. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımına tabidir....
Kabul şekline göre de; kural olarak edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi sonunda ortaya çıkan artık değere katılma veya değer artış payı hakkı ayni bir hak olmayıp, alacak hakkıdır. İstek uyuşmazlık konusu altınların birikim amaçlı alındığı iddiasıyla yarısının tahsiline ilişkin olduğuna, kişisel mal iddiasında bulunulmadığına göre alacak yerine misliyle iadesine hükmedilmiş olması da doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün altınlara ilişkin bölümünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4....
ın 19 nolu bağımsız bölüm nedeniyle 71,032,00 TL katkı payı alacağının 27,000,00 TL'sinin dava tarihinden geriye kalan 44,032,00 TL'sinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı-davacı ...'den alınarak davacı-davalı ...'e verilmesine, davalı-davacı ...'in 4 parsel nedeniyle davacı-davalı ...'dan talep ettiği katkı payı alacağı davasının ise subut bulmadığından reddine karar verilmiştir....


