Hukuk Dairesinin 2014/21134 Esas - 2015/11355 Karar sayılı ilamıyla "...Somut olayda dava konusu taşınmazda 1990 yılında kat mülkiyeti kurulduğu, kat mülkiyetine geçiş tarihi olan 1990 tarihinde bağımsız bölümlerin değerinde ve dolayısıyla arsa paylarının tespitinde dikkate alınmayan bu nedenle arsa payları arasında orantısızlığa yol açan somut ve haklı nedenler ortaya konulmadığı gibi dava konusu taşınmazda 1990 yılında kat mülkiyeti kurulduğu dikkate alındığında aradan geçen süre zarfında taşınmazda arsa paylarına herhangi bir itiraz olmadığı, bağımsız bölümlerin, kat mülkiyetinin kurulduğu tarihteki değerlerinin yukarıda açıklanan unsurları ve bu belirlemeye göre tapu sicilinde kayıtlı arsa paylarında düzeltilmesi gereken bir yanlışlık olduğu konusunda mahkemece herhangi bir değerlendirme ve gerekçe içermeyen soyut ve genel ifadeli bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.“ denilerek kararın bozulmasına hükmedilmiş olup davacı ... ve arkadaşları tarafından...
Ancak; Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan ve konusu doğrudan para alacağı olmayan davaların niteliği gereği maktu harç ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru değil ise de bu yanılgının düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 2. bendindeki “...Harçlar tarifesi uyarınca alınması gerekli 1.595,83 TL ilam harcından peşin alınan 27,70 TL'nin mahsubu ile eksik 1.568,13 TL...” ibaresinin çıkartılarak yerine “Alınması gerekli 29,20TL karar harcından peşin yatırılan 27.70 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.50 TL” ibaresinin eklenmesi, 3. bendindeki “ 2.803,40 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “900,00 TL” ibaresinin eklenmesi suretiyle, 6100 sayılı HMK'ya 6217 sayılı Kanunla eklenen Geçici 3. madde gözetilerek HUMK'nın 438. maddesi uyarınca hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 11/06/2019 günü oy birliği ile karar verildi....
Her ne kadar 24.04.1978 tarihli ve 3-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında, üzerinde bina bulunan ancak kat mülkiyeti ya da kat irtifakı henüz kurulmamış bir taşınmazdan bağımsız bölüm satış vaadi geçerli kabul edilmiş ise de, İçtihadı Birleştirme Kararının konusu yasalara uygun meydana çıkartılmış bir yapıdır. Kaçak ve hakkında yıkım kararı olan bir yapıda anılan İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanması yasaların yaptırıma bağladığı eylemin devamına neden olma sonucunu sağlayacağından kaçak binada bağımsız bölüm satışına konu satış vaadi sözleşmesine dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil isteğinin reddi gerekir. Zira bu gibi yerler üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulma olanağı yoktur. Mahkemece bozma kararımızın gereği yerine getirilmeyerek binanın fiziki ve hukuki durumu araştırılmadan eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir....
-TL'nin davalının arsa payı olan 1/4 oranına karşılık gelen 4658,55-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlar ile yasal gerektirici nedenlere göre, dava; Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan ortak gider alacağının diğer maliklerden tahsili istemine ilişkin olup, ana taşınmazın tapuya sunulan projesinde "çatı" mevcut olup, yaptırılan tespit ile de çatının yapılmamış olmasının davacının zararına yol açtığı ve yaptırılmasının zorunlu olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle; davalının arsa payı oranında sorumluluğuna hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usule ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davalıya yükletilmesine 11/10/2017 günü oy birliğiyle karar verildi....
Bu tanıma paralel olarak kat mülkiyeti kurulu olan ana gayrimenkulün ortak yerleri üzerinde kat maliklerinin hakları, Kanunun 16. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiş ve kat maliklerinin ana gayrimenkulün bütün ortak yerlerine, arsa payları oranında, ortak mülkiyet hükümlerine göre malik oldukları hüküm altına alınmıştır. Kat Mülkiyeti Kanununun 32. maddesinde ise ana gayrimenkulün kat malikleri kurulu tarafından, sözleşme, yönetim planı ve kanun hükümleri uyarınca verilecek kararlara göre yönetileceği, 34. maddesinde de kat maliklerinin, ana gayrimenkulün yönetimini kendi aralarından veya dışarıdan seçecekleri bir kimseye (yönetici) veya üç kişilik bir kurula (yönetim kurulu) verebilecekleri belirtilmiştir. Bu maddeye göre seçilen yöneticinin görevleri ise Kanunun 35. maddesinde ayrı ayrı sayılmış ve maddenin (a) bendinde" kat malikleri kurulunca verilen kararların yerine getirilmesi" de yöneticinin görevleri arasında gösterilmiştir....
O halde, her ne kadar davalı kişilerin müeahhitten ev alan 3. kişiler olarak, müteahhit ile davacı kooperatif arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı ya da halefi olamayacağı açık ise de, davacı kooperatifçe davalı tarafa yöneltilen tapu iptal tescil talebi bulunmadığı ve ortak gider alacağına esas olan bağımsız bölümün halen davalı adına tapuda kayıtlı olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığına göre; davacının alacak talebinin Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklı ortak gider alacağı olduğunun ve Kat Mülkiyeti Kanunun 20. maddesi uyarınca her kat malikinin yapılan bu giderlerden sorumlu bulunduğunun kabulü gerekir....
DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, Esenler ilçesi, Esenler Mahallesi Çiftedutlar Mevkii, 530 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 9 ve 5 numaralı bağımsız bölümlerde müvekkillerinin payının yanlış olduğunu, eşitsizliğin oluşması için hiçbir sebep olmadığını, bu nedenle arsa payının tespiti ile düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; arsa payının düzeltilmesi davasının 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na (634 sayılı Kanun) bağlı bir dava olduğunu; ancak ana taşınmazda kat mülkiyeti kurulmadığı için iş bu davanın konusuz kaldığını, ayrıca iyiniyet kuralları gereği davacıların Gayrimenkul Satış Vaadi sözleşmeleri gereği arsa payı oranlarını bildiklerini, aradan geçen 30 yıla yakın bir süre sonra bu davayı açmalarının iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ieri sürerek davanın reddini talep etmiştir. III....
nin 33 m² fazla arsa payı aldığı gerekçesi ile muris ...'in 122 m² eksik arsa payının tazmininden davacı ...'nin sorumlu tutulduğunu, davacı ...'nin yüklenici davalılara geçen 89 m² fazla arsa payı bedelinin rücuen tazmini ve de davacı ... İnci ile diğer davacı ...'ın kendi miras hisselerine karşılık gelen bedelin tazminini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, sözleşmedeki payların krokisine uygun olarak tarafların hakedişlerini aldıklarını, davalılara sadece sözleşmeye aykırılıktan dolayı dava açılabileceğini, davalının sözleşmeye aykırı davranmadığını, arsa paylarının hatalı ve yanlış tanzim edilmesi hususunun davacıların yaptığı bir hukuk işlemi olup, yanlışlık varsa bunun kat mülkiyeti kanunu çerçevesinde düzeltilmesinin mümkün olduğunu, ayrıca Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davanın kendisine ihbar dahi edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir....
Mahkemece, isabetli olarak, tarafların adi yazılı 30.08.2000 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin varlığı ve geçerliliği noktasındaki beyanları gereğince sözleşmenin geçerli olduğu kabul edildiği halde sözleşme gereği avans olarak verildiği anlaşılan arsa paylarının davacılara geri dönüşü ve böylece sözleşmenin feshi sonucunu doğuracak şekilde hüküm kurulması çelişki oluşturmuştur....
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 2805 sayılı parselin imar sonucu 986 ada 1 parsele gittiği, bu parselin ifraz edilerek 986 ada 3 ve 4 parselleri oluşturduğu, 986 ada 3 parselin tam hisse olarak davalı ... adına arsa niteliği ile kayıtlı olduğu; 4 parsel üzerinde ise inşaat yapıldığı, kat irtifakının kurulduğu, bu parselde davalının payı olmadığı anlaşılmaktadır. Görülüyor ki üzerine inşaat yapılan ve kat irtifakı tesis edilen 4 parselde davalının davacıya mülkiyeti nakledilecek bir payı yoktur. Başka bir anlatımla, satış vaadi sözleşmesine konu “A bloktaki 6. kat denize bakan daire” mülkiyetinin davacıya geçirilmesi olanaksızdır. 18.10.1995 tarihli satış vaadi sözleşmesinin aynen ifası mümkün olmadığından davacı bu sözleşmeye dayanarak mülkiyet aktarımı isteyemez. Zira, satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın kabulüne karar verilebilmesi için sözleşmenin aynen ifa olanağı bulunmalıdır....


