dönük yaptığı feshi kendince yorumlarla değerlendirmeye kalkan müvekkilimin haklı feshi konusunda şaibe uyandırmaya çalışan davacı vekilinin ana davadaki konulara esasen muttali olduğu beyanları ile sabit olduğunu, ana dava konusu Geriye Etkili bir fesih olduğunu, geriye etkili feshe giden süreç ana dava dosyası içeriğinden çok net görülebileceği gibi müvekkilim tarafından------------ Sayılı dosyasından delil tespiti yapılmış ancak müvekkilim bu delil tespitine rağmen beklemiş, diğer davalıların sözleşmenin açık hükümleri kapsamında sadakat ve güven borçlarını yerine getirmelerini iyiniyetle ummuş ancak diğer davalıların 10.03.2022 tarihinde müvekkilim hakkında yapmış oldukları suç duyurusu üzerine sözleşmenin feshi kaçınılmaz hale geldiğini, davacı vekilinin yukarıda konu ettiğimiz sözleşmenin çok açık hükümlerine rağmen gerçeklikten uzak iddia ve ithamlarını kendi kurguladığı senaryo kapsamında bir anlatım ile destekleyeme çalışırken "bizden beklenileni harfiyen yerine getirdik" şeklinde...
ya derhal ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, davacı/karşı davada davalı tarafın, davalı/karşı davada davacıdan olan; kar mahrumiyet tutarının sözleşmenin feshinden önce geriye dönük 6 aylık hasılat tutarı üzerinden mahrum kalınan süreye isabet edecek tutar olarak yukarıda açıklanan hesaplamaya uygun olarak 57.449,42 TL olarak hesaplandığı, İstasyonlu Bayilik Sözleşmesinin 24.5 hükmü uyarınca mahrum kalınan kar tutarı üzerinden hesaplanan 2 kat cezai şart tutarının 114.898.44 TL, olduğu, 11.07.2016 tarihli Yatırım Çerçeve Sözleşmesi'nin 10.3.5 maddesi uyarınca cezai şart tutarının, 30.000 TL....
Bunun istinası ise, Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi uyarınca müteahhidin kendi payına düşen dairesinin adi yazılı şekilde satışının yapılmasıdır. Dava dışı mal sahibi TOKİ ile davacı müteahhit şirket arasında "İstanbul Bahçeşehir Toplu konut Alanı X. Bölge Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylamışı İşine Ait" sözleşme imzalandğı ve sözleşmeye konu bağımsız bölümün, davaya konu satış sözleşmesi ile davalıya satıldığı anlaşılmıştır. Bu işlem BK'nın 162 (TBK'nın 183) ve devamı maddelerine göre alacağın temliki hükmünde olup geçerlidir. Bu durumda Mahkemece satış sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilerek değerlendirme yapılması gerekmekte olup, sözleşmenin geçersiz olduğundan bahisle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. 3....
+ zemin kat + asma kat + 15 normal katlı BAK....
bu yönde bir organizasyon sağlanmadığı gibi ruhsatta alınmamış akabinde nakit bedel karşılığı düzenlenen sözleşme davalı iş sahibi tarafından geriye dönük olarak haksız bir şeklide feshedilmiş olduğu dosya içeriği ile sabittir....
le imzaladıkları kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili olarak feshi nedenine dayanmaktadır. Davacılar vekili mahkemeye verdiği 29.01.2009 günlü dilekçesinde bunu açıklamıştır. Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri sonucu yükleniciye veya onun gösterdiği kişilere tapu devri yapılması avans niteliğindedir. Kendilerine tapu devri yapılan kişilerin gerçek malik olabilmeleri için yüklenicinin kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki edimlerini tam olarak yerine getirmesi gerekir. Yüklenicinin sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda tapu devri yapılan kişilerin malik olmaları mümkün olmadığı gibi, gerek bu kişilerin gerekse bu kişilerden pay veya bağımsız bölüm satın alan 3. kişilerin Medeni Kanun'un 1023. maddesinden faydalanmaları, iyiniyetli kabul edilmeleri mümkün değildir....
Her ne kadar davalı arsa sahipleri ile yüklenici arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye dönük feshine karar verilmiş ise de,bu durum davalı ...'in davacıya olan sorumluluklarını ortadan kaldırır nitelikte değildir. Öyle olunca mahkemece dava konusu taşınmazın davalı yüklenici ile arsa sahipleri arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshinin kesinleştiği 08.04.2008 tarihindeki rayiç bedeli belirlenip bu bedele hükmedilmelidir. Aksi düşüncelerle yazılı şekilde rayiç değer yerine ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre yapılan hesaplamaya dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'in tüm temyiz itirazlarının reddine,ikinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 24.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Her ne kadar davalı arsa sahipleri ile yüklenici arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye dönük feshine karar verilmiş ise de, bu durum davalı ...'in davacıya olan sorumluluklarını ortadan kaldırır nitelikte değildir. Öyle olunca mahkemece, dava konusu taşınmazın davalı yüklenici ile arsa sahipleri arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshinin kesinleştiği 08.04.2008 tarihindeki rayiç bedeli belirlenip bu bedele hükmedilmelidir. Aksi düşüncelerle yazılı şekilde rayiç değer yerine ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre yapılan hesaplamaya dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir....
Mahkemece iddia savunma ve dosya kapsamından; davalı tarafın sözleşmede taahhüt ettiği işleri yerine getiremeyeceği, mevcut hal ve şartın oluşmasında davacıların herhangi bir kusurunun bulunmadığı, inşaat ruhsatının ve imar planın iptal edilmesinden doğan külfetin davalı şirkete ait olduğu, davalı şirketin taahhüt ettiği kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ifasının imkansız olduğu gerekçesiyle sözleşmenin geriye dönük olarak feshine ve bu sözleşmeye dayalı olarak 03.11.2009 tarih ve 16167 numara ile davalı lehine konulan % 76 oranındaki inşaat hakkı şerhinin tapudan terkinine, davalının müdahalesinin men'ine ve kal'ine karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir....
Daha sonra ise kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili olarak feshine karar verilerek hüküm kesinleşmiştir; bu durumda davacıya, arsa sahibine karşı, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin mahkeme kararı ile geriye dönük feshedilmesinden önce dava açmış olması nedeniyle bir kusur atfedilemeyeceğinden, davacı aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Yazılı şekilde verilen hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi....


